Ayhan Çarkın: Mehmet Ağar Vatan Hainidir

Tutuklanmadan önce +Gerçek’e konuşan eski özel harekât polisi Ayhan Çarkın: Hüsamettin Yaman ve Sonar Gül isimli gençleri infaz ettim. Hep sıvasız evlerin çocukları öldü. Ağar bir vampirdir.

+GERÇEK

Seda Taşkın

Ankara’daki faili meçhul cinayetler dosyasında verdiği ifadelerle dosyanın açılmasını sağlayan eski özel harekat polisi, sanık Ayhan Çarkın’ın tutuklanmadan önce +Gerçek’e yaptığı çarpıcı açıklamalar arasında Mehmet Ağar’a yönelik ağır suçlamalar da yer alıyor. Ağar’ı evlatlarımızın kanını içen vampir” sözleriyle tanımlayan Çarkın, “O bir vatan haini” dedi Çarkın, Susurluk sanıklarından eski özel harekat polisi Oğuz Yorulmaz’ın da Ağar tarafından öldürtüldüğünü söyledi.

‘Cezamı Ver Ki Yüreğim Soğusun’ 

Ayhan Çarkın, Hüsamettin Yaman ve Soner Gül isimli gençleri “öldürdükten sonra” çocuklarına sarılamadığını ve evini terk ettiğini anlatarak, “Anneleri, akrabaları Galatasaray Lisesi önünde bekliyor. Çok gittim oraya, çok seyrettim onları. Hep kendimi onların yerine koydum. Adaleti yerine getir. Benim cezamı ver ki benim yüreğim soğusun” diye yargıya seslendi.

‘Affetmek Çözüm Değil’ 

Çarkın çektiği vicdan azabını ise “Hayatta her gün ölüsün. Çok pişmanım. Ama yapmak zorundaydım. Bu saatten sonra beni affedin demek çözüm değil. En azından bunu söyleyebildim” diye açıkladı.

Ankara’da 1993-96 yılları arasında gerçekleşen 18 faili meçhul cinayete ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin bozma kararının ardından Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı. Davanın 22 Nisan tarihli duruşmasında savcının mütalaa vermesi bekleniyor.

‘Mahmut Yıldırım Yaşıyor’

Verdiği ifadelerle dosyanın açılmasını sağlayan eski özel harekât polisi, sanık Ayhan Çarkın, dosyanın ölen sanıkları ve kendi pişmanlığına ilişkin açıklamada bulundu. +Gerçek’e konuşan Çarkın, “Yeşil” kod isimli Mahmut Yıldırım’ın “yaşadığını” ileri sürerek, kendisiyle 2002 yılında görüştüğünü şöyle anlattı:

“Mahmut Yıldırım’la ilgili tek bir şey söyleyeceğim. Bana da geldi buraya. Dedi ‘Benim ekibe gelir misin?’. Dedim ‘İki tane silahım var Yeşil’. Şu kulenin dibinde oturduk. Akşam saat 11 gibi, yıl 2002 olması lazım. Ben de ‘İki tane silah, biri senin, biri benim. Sen veya ben ateş etmeyeceğim. Hemen kalk buradan git’ dedim. Yeşil inşallah bu dünyada yaşıyorsa ki yaşıyor. Hasta filan diyorlar. İnşallah gelir. Ona kurtulma şansı, benim öbür taraf işim. Ne var, ne yok anlatır. Yeşil çünkü kötü bir insan. Kötü.”

‘Mahkeme Kanı Bitirecek’ 

Çarkın, ölmediğini söylediği Mahmut Yıldırım’a “Bu mahkeme şu anda öyle bir mahkeme ki, bu kanı bitirecek. İnsanları sakinliğe erdirecek. Benim gibi çok insan var azap çeken. Korkuyorlar. Cezalandırma değil illa. Ne olduğunu? Ölüp gidiyorlar hesap verecekler. Yeşil bunlardan birisi. İnşallah dine imana gelir. Hiçbir şey için geç değil. Gelip konuşur. Zaten öleceksin” diye çağrıda bulundu.

‘Oğuz’a ‘Dur Gitme, Tezgah Var’ Dedim’ 

Çarkın, “Arkadaşım” dediği ve 2005 yılında öldürülen özel harekât polisi Oğuz Yorulmaz ile ölmeden önce görüştüğünü ve Yorulmaz’ın Ankara faile meçhul cinayetler dosyası sanığı eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı “tehdit ettiğini” söyledi. Çarkın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oğuz Yorulmaz öldürüldü. Öldürülmeden önce dedim ki ‘gitme’. Oğuz Yorulmaz bir şeyler anlattı. Anlattığı şeylerle Mehmet Ağar’ı tehdit etmiş. Bir konuyla ilgili. Konuyu anlatmadı. ‘Oğuz dur gitme. Bu işte tezgâh var sana’ dedi. ‘Yok, kardeşim çağırdı’ dedi. Gitti ve öldü. Cem Ersever nasıl öldüyse, Oğuz da it dalaşına kurban gitti. Benim arkadaşımı öldürdüler.”

‘Ziya Benden Önemli Bir Polisti, ‘Konuş’ Dedim Konuşmadı’ 

Çarkın, Aralık 2021’de öldürülen sanık eski özel harekât polisi Ziya Bandırmalıoğlu’na ilişkin şunları söyledi:

“Ziya konusunda yönlendirme var mı kesin bilmiyorum. Ama varsa da mutlaka. Ziya çünkü önemliydi. Benden çok çok önemli polisti. Ben konuş dedim onlara. Benim bu konuştuklarım, 100 dilim baklava var, bir dilimi. İnan 99 dilimi onlarda. Ayhan Özkan, Ayhan Akça, Enver Ulu. Ben öyle yapmadım.”

‘İnfaz Edemiyorlar’ 

Çarkın kendisinin de ölüm tehdidi aldığını ancak ölmekten korkmadığını söyleyerek, “Bir sürü ölüm tehdidi aldım, kurşunlandım, yakıldım. Allah beni yaşattı. Beni Allah korur. İnfaz edemiyorlar ki. Ben sokakta yaşıyorum. Onlar gibi dar bir alanda yaşadığım yok. Otobüse biniyorum. Minibüse biniyorum. Pazara gidiyorum. Normal bir insan gibi yaşıyorum” dedi.

‘Benim Söylediğimi Yapsa O Hakimler, Yakınlarıyla İlgili Belge Çıkacaktır’ 

Çarkın, Ankara faili meçhuller dosyasına bakan yargıçların söylediklerine güvendiğini ancak “sistem kurbanı olduğunu” belirterek, “Hâkim söylediklerime güveniyor da elinden bir şey gelmiyor. Yapacak bir şeyi yok. Sistemin kurbanı o da. Benim dediğimi yapsa o hâkimlerin ya ailesi ya yakınlarıyla ilgili mutlaka bir belge ortaya çıkacaktır. Bu hâkimler özel seçilmiş hâkim” diye konuştu.

‘Hüsamettin Yaman ve Sonar Gül’ü Öldürdüm’ 

Çarkın şimdiye kadar üç kişiyi infaz ettiğini ve bu üç kişiden birinin hayatında öldürdüğü tek Kürt olduğunu açıkladı. Çarkın, bu iki kişinin 1992 yılında öldürülen üniversite öğrencileri Hüsamettin Yaman ve Sonar Gül olduğunu söyleyerek, bu cinayetlerin ardından çektiği vicdan azabını şöyle anlattı:

“Benim pişman olduğum, katil olduğum, Güngören’de iki öğrenci. Dediler ki; ‘DHKP-C’liler ekip taramışlar. Bunlar alınacak. Trakya’da bir yere gidilecek. Orada adres var. Orada operasyon yapılacak’. Ayhan Özkan, ben ve birkaç kişi. Onların isim listeleri var. Bunları aldık Güngören’den. İçimde bir sıkıntı vardı o gün. 15-20 kişi DHKP-C masasından vardı. Gittik aldık onları. Ellerini de bağladım. Kapalı bir minibüse attım. Ayhan Özkan yanımdaydı. Trakya’da bir yere gittik. O yeri biliyor onlar. Operasyon filan derken ‘Anlaşıldı’ dedim. Katilimi gördüm arkamda. Tak diye elime silah. Yapacak başka bir şeyim yoktu. Gözlerini açtım, ellerini çözdüm. Onlara ‘Bugün dünya, yarın ahiret’ dedim ve öldürdüm. İsimleri Hüsamettin Yaman ve Soner Gül isimli iki genci infaz eden benim. O gün katil oldum ve hiç unutmadım.”

“Eve gitmedim. O günden sonra ben çocuklarıma sarılamadım. Ne zaman bir şey yapsam. Onlar gözümün önüne geliyor. Yapamadım. Bıraktım ailemi. Aileyle olmuyor. Herkes dedim yoluna. Benim yolum bu. Aramız da açıldı, darman duman oldu düzenim. Dönüp arkama bakmadım.”

‘Galatasaray Lisesi’nin Önüne Gittim, Seyrettim Onları’ 

Çarkın sözlerine şöyle devam etti:

“Anneleri, akrabaları Galatasaray Lisesi önünde bekliyor. Çok gittim oraya, çok seyrettim onları. Hep kendimi onların yerine koydum. Adaleti yerine getir ya. Benim cezamı ver ki benim yüreğim soğusun. Benim cezamı ver. Ben kendimi ayırdım artık. Bir katilim. Katil oldum. Anneler Galatasaray Lisesi önünde. Her hafta cop yiyorlar, gaz yiyorlar. Senelerdir oradalar. Aşağılanıyor, hakaret görüyorlar. Oradaki iki kişinin katili, bir tanesinin de şahidiyim.

‘Sıvasız Evlerin Çocukları Öldü’ 

Çarkın İnsan Hakları Derneği’ne gittiğini ve birçok şeyi anlattığını söyleyerek, “Koydum kamerayı otur kardeşim. Anlattım. Bunu anlatmak zorundayım. Bu benim doğrularım değil ülkenin doğrusu. Evlat kurban ediyorsunuz ya. Anneler evladım ne zaman kapıya gelecek diye gözyaşı döküyor. Hep tuğlalı, sıvasız evlerin çocukları öldü. Hep biz öldük, bunlardan bir tanesinin evladı gitmedi. Karşı tarafı sorma. Bir sürü kan, bir sürü gözyaşı. Bunlar vampir. Evlatlarımızın kanıyla beslenen vampir. Bu vampirlerden bir tanesi de Mehmet Ağar’dır. Şu an derin devletin başında. Her türlü pisliği yapabilecek, insanlık düşmanı bir Mehmet Ağar. Mehmet Ağar vatan hainidir. Bunu toptan ortaya koydum. Sindiren taksit taksit sindirsin” dedi.

‘Adaletin Yerini Bulması Lazım Ki Bu Kan Dursun’ 

Çarkın mahkeme heyetine seslenerek, “Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi istinafın bozduğu bu kararı tekrar beraat ile sonuçlandırırsa Ayhan Çarkın olarak beddua ediyorum. Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onların üzerine olsun. Bu davayı açması, soruşturmayı genişletmesi lazım. Gözaltı yapması lazım. Yasaları çalıştırması, adaleti yerine getirmesi lazım ki bu kan dursun. Adaletin olmadığı yerde namussuzluk vardır. Bu namussuzların elinde evlatlarımızı kurban ediyoruz. Bedava kurban ediyoruz” dedi.

Ne Olmuştu? 

20 Aralık 2013’te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 90’lı yıllarda öldürülen iş insanı ve yazarların failleriyle ilgili iddianame düzenledi.

İddianameye göre sanıklar şu isimlerin öldürülmesiyle suçlanıyordu:

Abdülmecit Baskın, Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan.

Davanın sanıkları ise şöyleydi: Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman.

Sanıklar, “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyordu. Sanıklar hakkında verilen beraat kararları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından bozuldu ve yargılama yeniden başladı.

Yayınlanma tarihi

13 March 2022

Kategori Listesi

Etiket Listesi