Faili Meçhul Bir Cep Aynası / Veysel Vesek

VEYSEL VESEK

Abdulselam 17 yaşında, yeni terleyen bıyıklarını gördüğü cep aynasının 20 yıl sonra pijamasının cebinde bulunacağını düşünemezdi elbette. Ama o biraz kırık ve tam gösteremeyen cep aynasını bulduk cebinde. Yirmi yılda bir cep aynası yaşlanır, Abdulselam yaşlanmadı. 17 yaşında katledildi ve kefeni olmadan bir battaniyeye sarılarak gömüldü. Battaniye bile ondan uzun yaşadı. Yirmi yıl sonra battaniye hala battaniye idi. Birkaç gün önce battaniye için bile tutanak düzenlediler. Yirmi yıl önce Abdulselam için bir satır bile yazmadılar. “Öldürdük! Alın gömün” dediler. Yirmi dört saatiniz var ve kefensiz gömün dediler. Abdulselam’dan geriye kalanlar işkence ile kırılmış kemikleriydi. Abdulselam o cep aynasını nereden aldı da cebinde kaldı? Onun üzerini arayan askerler cep aynasını değerli görmediler muhtemelen.

O, 17 yaşında öldükten sonra onun ölüm emrini veren Albay oğlunu evlendirmekle meşguldü 20 yıl sonra. Oğlu her halde 25inde. Abdulselam 17sinde.  Mutluluktan ifade vermeye gitmeyen bu albay çocuklarının yüzüne bakabiliyordu demek.

Abdulselam, 17 yaşında öldürüldü. Onun köyüne gelen askerler basit bir emirle öldürdü onu. Emri verenler aklı başında adamlardı sözde. Sağ kolunu kırdılar, giymiş olduğu pijamasının cebindeki cep aynasını almayı akıl edemediler. Çünkü akıl edemezlerdi. Pantolonun altına giydiği pijamada unutmuştu aynayı Abdulselam. Yeni yetmelikte, herkesin cebinde bulunur yuvarlak küçük bir cep aynası.

Emekli bir albay demek ki hala olmayan yüzüne aynalarda bakabiliyordu. Zira yirmi  yıl sonra olmayan yüzüyle oğlunun  yüzüne bakabiliyordu.  Evet, albay,  20 yıl sonra Haziran ayında oğlunu evlendiriyordu. Tam da kurtulacaktı geçmişteki aynalardan, eğer, bir densiz,  küçük ve artık yarı işlevsiz bir cep aynasını yüzüne tutmasaydı, yüzsüzlüğüne.

Ölümünden iki yıl sonra kayıtlara şikayet üzerine “cesedi arazide gömülmeyen teröristlerden biri” olarak geçti Abdulselam. Aslında o gömülmüştü diğer 3 kişi ile beraber. Fakat devletimiz bunu da bilmiyordu, bilmek istemiyordu. O zamanlar devletimiz kendinden o kadar emindi ki insan cesetlerinin arazide bırakılması onun için sadece şık değildi. Kayıtları o tarihte tutturan emekli albay, ben sivil köylüleri öldürdüm diyemezdi ya. Bir de hem kendisi, hem de cebindeki cep aynası sivil olan 17 yaşındaki bir gencin öldürülmesi nasıl açıklanacaktı.

Yirmi yıl sonra kazılırken toprak, bırakın dedi annesi kemiklerini öpeyim. O benim küçüğümdü, dokunmadım parçalanmış yüzüne, bari sağlam kalan kemiklerine dokunayım. Dokundurtmadık ey okuyucu, bir annenin acılarını daha fazla acıtmayalım diye.

Yirmi yıl önce dağ taş gezen bu albay zamandan kaçarak zamanaşımına sığınmak istedi, küçük cep aynasının hükmünden kaçmak istedi. Biz bulduk cep aynasını ey okuyucu, hepimizin yüzüne yeni bir yüz katsın diye.

Yayınlanma tarihi

25/07/2014

Kategori Listesi