Helin Hasret Şen Davası İzleme Raporu – 6 Eylül 2022

 

 

FotFotoğraf Mezopotamya Ajansı

Deniz Tekin- 6 Eylül 2022

Mahkeme: Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Esas No: 2019/475

Sokağa çıkma yasakları ve çatışmaların yaşandığı Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 12 Ekim 2015’te yengesi ile birlikte fırına gitmek üzere dışarı çıkan 12 yaşındaki Helin Hasret Şen,  özel harekât polislerinin kullandığı Kobra tipi zırhlı araçtan açılan ateş sonucunda başından vurularak olay yerinde hayatını kaybetti. Yaklaşık 4 yıl süren soruşturma sonucunda tutuksuz yargılanan zırhlı aracın nişancısı sanık polis memuru Abdullah Ercan hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2020 yılında başlanan ve 3 duruşma görülen davada, mahkeme kamu görevlisi olan sanık polis hakkında soruşturma izni alınmadığı gerekçesiyle yargılamayı durdurarak Diyarbakır Valiliğinden soruşturma izni istedi. Valiliğin soruşturma izni vermesi üzerine 2022 yılında yeniden görülmeye başlanan Helin Hasret Şen davasının 3. Duruşması 6 Eylül 2022 tarihinde Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma Öncesi

Saat 14.00’te görülmesi kararlaştırılan Helin Hasret Şen duruşmasını izlemek üzere geldiğim Diyarbakır Adliyesi önünde duruşma için geldiğini düşündüğümüz çok sayıda zırhlı araç ve polis bekliyordu. İki ayrı arama noktasından geçip GBT kontrolü yapıldığına dair kaşeli bir pusula aldıktan sonra anca adliye binasına girebildim. Adliyenin giriş katındaki Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma salonunun önündeki banklarda 12 çevik kuvvet polisi ile bir sivil polis bekliyordu. Mahkeme bir önceki celsede, duruşma salonunda güvenlik tedbiri alınmasına dair ara karar kurmamasına rağmen çok sayıda polisin aldığı güvenlik önlemleri göze çarpıyordu. Salonun kapısının yanındaki panoda duruşma listesi asılmamıştı. Kısa bir bekleyişten sonra katılan Şen ailesi bekleme alanına geldi. Mahkeme heyetinin duruşma salonuna gelmesiyle birlikte mübaşir duruşmanın başladığı haberini verdi. Mahkeme, katılan avukatlarını gelmesini beklemeden duruşmayı kararlaştırılan saatten 10 dakika erken başlattı. Bunun üzerine katılan Nazmiye Şen, avukatlarının gelmesini bekleyerek salona girmedi. Salona giren katılan Ekrem Şen ise mahkeme başkanına avukatlarının daha gelmediğini söyleyerek beklenmesini istedi. Mahkeme başkanı da  “Beklemeden devam edelim” cevabını vererek, celse arasında dava dosyasına gelen evrakları hızlıca duruşma tutanağına geçirmeye başladı.

Duruşmaya Katılım 

Mahkeme mübaşiri, duruşmayı izlemek için gelenlere, gazeteciler dışında kimsenin salona alınmasına izin verilmeyeceği uyarısını yaptı. Salonun izleyici kısmının kapısında bekleyen çevik kuvvet polisleri ise duruşmayı izlemek için gelenlerin kimliklerini kontrol edip isim ve soy isimlerini yüksek sesle okurken, bir sivil polis ise bu isimleri cep telefonundaki WhatsApp uygulamasına yazarak bir yere gönderiyordu. Gazeteci kartımı gösterdiğim polis, ismimi söylediği sırada bunu telefona yazan sivil polise bunu neden yapıldığını sordum. Polisin, yaptığının normal bir uygulama olduğu cevabını vermesi üzerine ben de bunun Kişisel Verileri Koruma Kanuna (KVKK) aykırı olduğunu, böyle bir işlemin ancak mahkeme kararıyla olabileceğini aksi durumunda bunun “fişleme” olacağını söyleyerek itiraz ettim. Polis ise uygulamanın “güvenlik tedbiri” amacıyla yapıldığını olduğunu ileri sürerek, duruşmaya katılanların isimlerini yazmaya devam etti.

Duruşmayı izlemek için gelen Helin Hasret Şen’in kardeşi Kadir Şen, müşteki olduğunu söylemesine rağmen polis,  gazeteciler dışında kimsenin salona alınmayacağını söyleyerek Kadir Şen’i salona almadı. Katılan Ekrem Şen mahkeme başkanına oğlunun duruşma salonuna alınmadığını ifade ederek, salona alınmasını söylediği mahkeme başkanı “ Yok yok sadece anne ve babayı alıyoruz” dedi. Duruşma salonunun kapısında bekleyen katılan Nazmiye Şen, oğlunun duruşma salonuna alınması için ısrarcı olması ve katılan avukatlarının buna itiraz etmesi üzerine Kadir Şen’i duruşma salonuna alındı. Ardından katılan Nazmiye Şen ile avukatları duruşma salonundaki yerlerini aldı.

Nazmiye Şen, Ekrem Şen ve Kadir Şen ile avukatları İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdullah Zeytun, İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu ve Hukuk Komisyonu üyesi Av. Yakup Güven, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Av. Ömer Sansarkan duruşma salonundaydı.   Duruşmayı, Hafıza Merkezi ve Uluslararası Af Örgütü gözlemcileri, Mezopotamya Ajansı, Jin News, JİNHA haber ajansı muhabirleri de izledi. Tutuksuz yargılanan sanık Abdullah Ercan, Maraş ilindeki talimat mahkemesi olan Maraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinde SEGBİS üzerinden, müdafi Av. Alper Uğurlu ise duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmayı iki hukuk fakültesi öğrencisi ile 6 çevik kuvvet polisi izleyiciler bölümünden izledi.

Duruşmanın Seyri

Celse arasında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nden istenen ve Helin’in hayatını kaybettiği olay günü 155 polis ihbar hattına yapılan ihbarların dökümlerinin yer aldığı yazının dava dosyasına geldiği duruşma tutanağına geçirildi. Helin Hasret Şen’in hayatını kaybettiği anlara ilişkin kamera görüntülerindeki konumu, zırhlı araçtan yapılan atışların Helin’e isabet edip etmediği hususunda rapor hazırlaması için ATK’ye yazılan müzekkereye cevap verilmediği tutanağa geçirildikten sonra mütalaa için ilk sözü iddia makamı aldı. İddia makamı, dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi yönünde görüş bildirdi.  Ardından söz alan katılan Ekrem Şen,“Kızım 8 yıldır toprak altında. Katili cezaevinde değil. Halen görevinin başında. Tutuklanmasını istiyorum” dedi. Katılan Nazmiye Şen de “Sanığın görevinden alınıp derhal tutuklanmasını istiyorum” talebinde bulundu.

‘Deliller Kasıtlı Olarak Toplanmadı, Soruşturma Bilinçli Bir Şekilde 4 Yıla Yayıldı’

Katılan vekillerinden Av. Abdullah Zeytun, daha önceki celselerde davaya dair tevsii tahkikat taleplerinde sanığın neden tutuklanması gerektiğine dair detaylı beyanlarda bulunduklarını hatırlattı. Zeytun, dosyada sanığın tutuklanmasını gerektiren çok sayıda delil bulunduğunu, katılanların olay sırasında yaşadıkları, zırhlı araç kamera görüntüleri, sanığın savunmaları ve emniyetin hazırladığı tutanakların sanığın cinayeti kasten işlediğini gösterdiğini vurguladı. Zeytun, soruşturma aşamasında delillerin kasıtlı bir şekilde toplanmadığını ve soruşturmanın bilinçli olarak 4 yıllık bir süreye yayıldığını belirtti. Zeytun, soruşturma yürüten kolluğun faille aynı birimde çalışması ve kamu görevlisi olan sanığın delillere doğrudan etki edecek bir statüde olduğu soruşturma ve kovuşturma birimlerince bilinmesine rağmen buna karşı hiçbir tedbir alınmadığını vurguladı. Zeytun, sanığın öldürme eylemini bilerek yaptığı yönünde kuvvetli suç şüphesine rağmen tutuklanmadığına dikkat çekti.

Zeytun: Avrupa Konseyi 20 Yıl Sonra Türkiye’den Bilgi İstedi

Cinayet soruşturmasının TMK ile yetkili savcılıkça yürütülmesinin soruşturmanın eksik yapılmasında etkili olduğunu ifade eden Zeytun, sanığa değil maktule potansiyel suçlu olarak davranıldığını, hiçbir adli ve idari kurumun hukuka uygun işlem yapmadığını vurguladı. Helin’in toprak altında olduğunun sanığın ise halen görevi başında olduğunun altını çizen Zeytun, bu davada uygulanan cezasızlık pratiğiyle, hukukun askıya alındığını ifade etti. Türkiye’de cezasızlığı besleyen kurumların başından yargının geldiğini kaydeden Zeytun, “Bu dosyada da bu husus açık ve barizdir. Türkiye’de cezasızlık sistematik bir problem ve tercihtir.” dedi. Zeytun’un sözünü keserek “Dosya ile alakalı açıklama yaparsanız” şeklinde uyarıda bulunan mahkeme başkanına “Dosya ile ilgili açıklama yapıyorum. Bu dosyada halen failin halen serbestçe dışarda olmasına sebebiyet veren politikayı ifade ediyorum” cevabını vererek savunmasına kaldığı yerden devam etti. AİHM’in kolluk güçlerinin keyfi ve orantısız güç kullanımı nedeniyle meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri başvullarında Türkiye’nin iç hukukunu etkileyecek önemli kararlar verdiğini hatırlatan Zeytun, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Batı ve Diğerleri grubu altında yaptığı incelemede, 20 yıl sonra Türkiye’den kolluk güçlerinin işlediği suçlar ve idari izinlerle ilgili istatistik bilgiler istediğini anımsattı.

‘Vereceğiniz Kararla Cezasızlığı Engelleyebilirsiniz’

Zeytun, Helin Hasret Şen dosyasının valilikten istenen idari izin nedeniyle bir yıl sürüncemede kaldığını, 7 yıldır süren davaya rağmen henüz bir karar verildiğine dikkat çeken Zeytun şunları söyledi “Fail bellidir. Ancak sanık henüz tutuklu bile değildir. Dosyamızın geldiği aşama itibari ile Türkiye’nin sözleşmeden (AİHS)  doğan hakları sistematik bir şekilde ihlal ettiği açıktır. Sanık kamu görevlisi olması hasebi ile bir takım istisnai hususlara tabi tutulmaktadır. Açıkladığımız hususlar doğrultusunda sanığın tutuklanması gerektiği kanaatindeyiz. Burada vereceğiniz kararla cezasızlığı engelleyebilirsiniz. Vicdani ve hakkaniyetli bir karar verilmesini müvekkiller adına talep ediyorum” diye belirtti.

‘Kürt Yurttaşlara Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlık Sistematik Hal Aldı’

Katılan  vekillerinden Av. Yakup Güven ise meslektaşının beyanlarını katıldığını belirterek, “Özellikle bölgede Kürt yurttaşlara karşı failin kamu görevlisi olduğu vakalarda cezasızlık sistematik bir hal almış durumda. Yargılamalar sonucunda -ki çoğu kez yargılama dahi yapılmıyor- failin beraatına ya da herhangi bir mahkûmiyet sonucu doğurmayacak hafif cezalara hükmedilmektedir” ifadelerini kullandı. Cinayetin kameralar önünde gerçekleşmesine rağmen sanığın halen tutuklanmamış olması bu yargılamanın hakkaniyetli ve adil olduğu konusunda şüphe oluşturduğuna işaret etti. 4 yıl süren soruşturmaya rağmen delillerin toplanmamış olması, tevsii tahkikat taleplerinin reddedilmesi ve sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi, Şen ailesinin yaşadığı mağduriyeti daha ağırlaştırdığını, adalete olan inancı her geçen gün zayıflatlattığını vurguladı. Güven, olay günü görgü tanığı olan sokaktaki vatandaşların tanık olarak dinlenilmesini talep ederek, sanık hakkında tutuklama kararı verilmesini istedi.

‘Somut Delillere Rağmen Sanığın Tutuklanmaması ve Vareste Tutulması Faciadır’

Katılan avukatlarından Ömer Sansarkan ise olay anına dair zırhlı araç görüntüleri incelendiğinde maktulün annesinin verdiği beyanlarla görüntülerin bire bir uyuştuğunu gözlemlediklerini belirterek, “Helin’in annesinin ne kadar doğru şekilde anlatımda bulunduğu açık ve nettir. Olayı olduğu gibi anlatmıştır. Sanık çocukların oynadığı bölgeye ateş etmiştir. Somut deliller olmasına rağmen sanığın halen tutuklanmaması ve duruşmadan vareste tutulması ceza yargılamasında bizce faciadır. Sanığın tutuklanmasını talep ederiz” dedi.

Sanık Polis Ve Avukatı, Karşı Taraftan Yapılan Atış ile Helin Hayatını Kaybettiğini Savundu

Ardından söz alan sanık Abdullah Ercan, Helin’in annesi ve avukatlarının, maktul yere düştükten sonra kendisine davalarca ateş ettiği şeklindeki beyanlarını kabul etmediğini belirterek “Sırtı bana dönük olan bir çocuğu yüzünden vurduğum ifade ediliyor. Görüntülere bakıldığında sadece 3 defa ateş ettim. Maktulün sırtı bana dönük olmasına karşın yüz bölgesinde isabet aldığı ortadadır. Bu durumda fırına gönderilen çocuğun yüzünün bana dönük olması gerekirdi. Bu da karşı taraftan atış yapıldığını gösteriyor. Bu bilgiler ışığında ATK’nin bunu da incelenmesi ve değerlendirme yapmasını talep ediyorum” dedi. Sanık müdafii Av. Alper Uğurlu ise müvekkilinin beyanlarına katıldığını ifade ederek, maktul Helin’in hayatını kaybeden önceki yürüyüş pozisyonu ve hayatını kaybettiği andaki yatış pozisyonunun dikkate alınması gerektiğini savundu. Av. Uğurlu, Helin’in yerde yatış pozisyonunun zırhı araç kamerasının kadrajında görülmediğini ancak onu yerden alan kişinin cesedi yerden alış pozisyonundan, yatış pozisyonunun da tespit edileceğini ileri sürerek “Maktulün annesinin beyanları ve olay görüntüleri sonucunda, maktulün müvekkilin atış sonucu değil terör unsurlarınca ateş açılması sonucu hayatını kaybettiği açıkça görülmektedir. Kamera görüntülerine bakıldığında müvekkilin o esnada 3 atışı olmuştur. Başkaca bir atışı yoktur. Dosyanın başından beri söylediğimiz bu huşular kapsamında karar verilmesini talep ediyoruz. ATK’ye müzekkere yazılarak, maktulün yatış pozisyonu, annesinin beyanları ve atışların karşı taraftan gelme ihtimalinin de değerlendirilmesine dair bir rapor hazırlamasını istiyoruz. Müvekkilimin bu aşamada duruşmalardan vareste tutulmasını talep ediyoruz.”

Ara Kararlar

Savunmalarından ardından duruşmaya ara verildi ve taraflar ile izleyiciler duruşma salonundan dışarı çıkarıldı. Mahkeme ara karar yazdığı sırada katılan Ekrem Şen’in telefonuna duruşmanın Aralık ayına ertelendiğine dair bir SMS geldi. Mahkeme heyeti ara kararları katılan ve avukatlarının yüzüne okumadan ara kararı mübaşir aracılığıyla katılan tarafa verdi.

Ara kararlar şöyle:

  • Dosyanın ATK ilgili ihtisas dairesinden dönüşünün beklenilmesine, bu hususta ilgili birimlere akıbet sorulmasına,
  • Dosyanın delil durumu nazara alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı kanaati ile sanığın tutuklanmasına ilişkin katılanlar ve katılan vekillerinin taleplerinin bu aşamada reddine, sanık hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin aynen devamına,
  • Katılan vekillerinin olay yerinde bulunan kişilerin tanık olarak dinlenmesine dair talepleri hakkında 1. Celse 2-b ara kararı uyarınca karar verildiği tespit olunmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
  • Sanık müdafinin taleplerinin hukuki değerlendirmeye muhtaç olduğu, bu hususta bir kısım kabullere dayalı tespitlerin ATK tarafından değerlendiremeyeceği kanaati ile taleplerinin reddine karar verildi.

Bir sonraki duruşma 15 Aralık 2022 günü, saat 13.30’da görülecek.

 

 

Yayınlanma tarihi

13 September 2022

Kategori Listesi

Etiket Listesi