JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası İzleme Raporu – 21 Eylül 2022 (Karar Duruşması)

Esra Kılıç – 21 Eylül 2022

Mahkeme: Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya No: 2015/64

JİTEM örgütüne ilişkin 1999 yılında hazırlanan 11 sanıklı iddianame ile 2005 yılında hazırlanan 5 sanıklı iddianamenin 2010 yılında birleştirilmesiyle JİTEM Ana Davası olarak anılmaya başlayan ve Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin 2013 yılında başlatılan dava ve Ayten Öztürk’e işkence edilerek öldürülmesine ilişkin 2019’da başlatılan davayla birleştirilen JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası’nın 36. ve karar duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2022 günü gerçekleşti.

Duruşma Öncesi

Bir önceki celse duruşma salonuna sığmayan izleyicilerin ayakta kalması ve duruşma salonunun girişini kapatması sonrası, Anter ailesi vekillerinin talebi üzerine karar duruşması Ankara Adliyesi’nin eski blokunda bulunan büyük salona alınmıştı.

Salonun önünde çok sayıda milletvekili, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve gazeteciler bulunuyordu. Duruşmaya gelenler arasında Musa Anter’in oğlu katılan Dicle Anter ve vekilleri İHD Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, Av. Nuray Özdoğan ve Av. Oya Aydın ile çok sayıda ÖHD, ÇHD, Toplumsal Hukuk, Demokrasi İçin Hukukçular üyeleri avukat;  aynı mahkemede bir önceki duruşmanın Madımak Katliamı davasına dair olması nedeniyle bu davanın tarafları ve izleyicileri; İHD Genel Merkez yönetici ve temsilcileri, İHD Diyarbakır yönetici ve temsilcileri, HDP Hukuk Komisyonu sözcüsü Av. Serhat Eren, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri Kemal Peköz, Fatma Kurtalan, Rıdvan Turan, HDP MYK üyeleri, CHP milletvekili ve JİTEM hakkında 1992 yılında ilk iddianameyi hazırlayan İlhan Cihaner; Mezopotamya Ajansı, Evresel, Artı Gerçek, ArtıTV, Demirören Haber Ajansı, Anadolu Haber Ajansı, Birgün, Gerçek Gündem, Bianet, Gazete Duvar, T24, Rudaw, K24 muhabirleri ile çok sayıda bağımsız gazeteci bulunuyordu.

Çevik kuvvet polisleri de aynı koridorda sıralanmış bekliyor, üst katın balkonundan bir polis ise duruşmayı izlemeye gelenlerin fotoğraflarını çekiyordu.

Duruşmaya Dair

Mübaşir saat 16.05’te dosya numarasını yüksek sesle söyleyerek tarafları ve izleyicileri duruşma salonuna çağırdı. Girişte herhangi bir engelleme ile karşılaşmayan yaklaşık 100 kişilik izleyici, salonu neredeyse doldurdu. Çevik kuvvet polisleri salona girmedi. Yalnız sivil ve resmi giyimli polis memurları salonda bulunuyordu.

Duruşmaya taraf yoklaması ile başlandı. Dicle Anter’i temsilen çok sayıda avukat katıldı. Ayrıca katılan Orhan Miroğlu’nun vekili Av. Serhat Menzilcioğlu, sanık Hamit Yıldırım müdafii Av. Kaya Yelek, sanık Savaş Gevrekçi müdafii Av. Hikmet İşler ve Av. Ece Güngör ile son celselerde ilk kez duruşmalara gelen sanık Adil Timutaş ve sanık Faysal Şanlı müdafileri de yerlerini almışlardı.

Mahkeme Başkanı duruşma arasında gelen evrakları yazdırdı fakat geçen celse gelen ve halihazırda tutanağa geçirilmiş olan belgeleri de yanlışlıkla tekrar yazdırdığı fark edildi. Celse arasında dosyanın kapağının dahi açılmadığı anlaşılıyordu.

Bir haftalık duruşma arasında yetki belgeleri ve mesleki mazeretler dışında dosyaya gelen evrak yoktu. Abdülkadir Aygan ve Hogir Kod Cemil Işık ile ilgili Adalet Bakanlığı’ndan yine cevap gelmemişti.

Katılan ve Vekillerinin Beyanları

Av. Öztürk Türkdoğan ilk sözü aldı. SEGBİS sisteminde sorun yaşandığı için bir süre bekledikten sonra; “Bugün duruşmada, geçen celse ara kararda dile getirdiğimiz birkaç hususu açıklığa kavuşturacağız. Musa Anter’in öldürülmesinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıl içinde Diyarbakır DGM soruşturma yürüttü, bu soruşturmanın etkisizliği nedeniyle AİHM’e başvuruldu. AİHM ihlal kararı verdi. Ve bu ihlal kararı AK Bakanlar Komitesi izlenmesi altındadır. İçtüzük uyarınca Anter ailesi 9/1 ve STK’lar 9/2 sunumu yaptılar. Kesinleşen AİHM kararlarının gereğini yerine getirmek için izlemeler devam ediyor. Bu dava insanlığa karşı suç kapsamında yapılmalıdır. Musa Anter’in öldürülmesi faili meçhul olarak anıldı ama devlet içindeki siyasi kararlar ile öldürüldü. TBMM araştırma komisyonları kuruldu. Bu komisyonlara İHD başkanı olarak ben de katılmıştım. Hak ihlali raporları yaptık. TBMM raporlarında Musa Anter cinayetine ve faili meçhul siyasal cinayetlere özel olarak yer verildi. Devleti yönetenler tarafından ‘devlet cinayet işlemez’ denmesine rağmen bu faillerin bulunamaması vatandaşa güven verilmesi gerektiği yazıyor raporlarda. Musa Anter’in öldürülmesi TCK 77. Maddesi anlamında insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı suçlarda 2004 Anayasa değişikliği, TCK, AİHM kararı, Uluslararası hukuk gereği zamanaşımı işlemez. Devlet içindeki kontrgerilla çetelerin cinayetleri hiç bitmedi, suç örgütünün devam eden eylemleri söz konusu. Tekil bir suç olarak süre hesaplanamaz. Temadi eden suçlar bakımından değerlendirme yapılmalı.  Birleştirilen davalarda tek tek zamanaşımı değerlendirmesi yapılamaz.  Abdülkadir Aygan’ın beyanları üzerine soruşturma 17 yıl sonra canlandı. 21 yıl sonra dava açıldı. Dava Ankara’ya nakledildi ve JİTEM Davasıyla birleştirildi. Ayrıca 2019 yılında Ayten Öztürk davası birleştirildi. Sonuçta 3 dava birleşerek devam etti, usul işlemleri zamana yayıldı. Adaletin yara aldığını belirtmek isterim. Dava devam ederken katılan vekilleri tekil suç bakımından zamanaşımı ihtimalini değerlendirerek tefrik talep ettiler. Fakat reddedildi. CMK 10/1 md. birleştirme maddesini düzenliyor. Bu davada Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından yapıldığı dikkate alındığında ayırma kararı da ancak Yargıtay tarafından verilebilir. CMK’da birleşen davalar birlikte hükme bağlanmalıdır düzenlemesi mevcut. Sanık Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamaması süreci ile ilgili,9 Kasım 2015 tarihli 5. Duruşmadan beri sürekli yazışma yapıldığı, ama bu işlemlerin bir türlü gerçekleştirilemediği görülüyor. Adalet Bakanlığı ve Dış işleri bakanlığı personeli hakkında suç duyurusunda bulunulmalı. Bir ülke düşünün 7 yıldır ifade alınamıyor. İhmal ya da kasıt var. Mahkeme daha fazla beklemeden ihmali ya da kastı bulunan personel ile ilgili suç duyurusunda bulunulmalı. Somut talebimiz, insanlığa karşı suç kapsamında ele alınsın ve zamanaşımı uygulanmasın, ayrıca Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamaması nedeniyle personel hakkında suç duyurusunda bulunulsun.” dedi.

Av. Oya Aydın da dosyada zamanaşımının neden mümkün olmadığını açıklayacağını beyan ederek söze başladı: “AİHM başta olmak üzere mahkeme kararları ile özetleyeceğim. Her şeyden önce bu bir insanlığa karşı suçtur. Basında yazılıp çizilenlerden dün itibariyle zamanaşımına uğramış gibi geldik. Bu nedenle mahkemenin dikkatini çekmek istedik. İnsanlığa karşı suç TCK’da düzenlenmesine rağmen savaş suçları ile karıştırılarak mesafeli yaklaşılır. Bunun yerine daha alışkın olduğunuz bir kelime ile gideceğim “ağır insan hakları ihlalleri”. Dosyamızın konusu yaşam hakkı ihlali. Bugüne değin AİHM onlarca kararda sözleşmenin 2. ve 3. maddelerinde zamanaşımının uygulanamayacağını karar altına almıştır ve ulusal mahkemeler buna göre zamanaşımı kurallarını yeniden şekillendirmek zorundadır. Abdülsamet Yaman kararı ve Aksoy kararı istikrarlı kararlardır. Yine AİHM’in 2016’da Romanya ile ilgili verdiği kararda, iç hukuktaki zamanaşımı kurallarının sözleşme ile bağdaşmadığını, devletin AİHS’den kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı olduğunu tespit etmiştir. Mahkemenizin bu dosyada uygulanma ihtimaline ilişkin olarak insanlığa karşı suçla ilgili zamanaşımına örnek vereceğim. 2005 tarihinde TCK’da insanlığa karşı suç getirildi. İlk derece mahkemeleri tarih itibariyle bu maddenin geriye yürütülemeyeceğini düşünüyor. 12 Eylül Davası’nda tartışıldı. Benzer bir savunmayı AİHM’de Belçika yapmıştır. AİHM yine çok net olarak suç tarihinden sonra zamanaşımı süresini uzatan düzenlemenin somut olaya uygulanamayacağını belirtmiş. Mahkemede sanık lehine zamanaşımı hükmünü uygulamasını AİHM kabul etmemektedir. Mahkeme Letonya’ya karşı verilen bir kararında, AİHS yürürlüğe girmeden, 1944 yılında işlenen bir suçla ilgili önüne gelen dosyada zamanaşımına ilişkin geçmişe yürüme yasağının ağır insan hakları ihlallerine uygulanmayacağına dair karar vermiştir. AYM bunları dikkate almak zorundadır. AYM sadece AİHS’e bağlı yorum yapmaz, orada korunan hakları esas alarak uluslararası hukuk arenasında getirilen standartları esas alır. Bu kararlarda ayrıca Kanunilik prensibi, hukuki güvenlik ilkeleri incelenmiştir. Geçmişe yürüme yasağı mutlak değildir. Devletin ihmali ya da dahilinin olduğu durumlar istisnadır. TR’de de birkaç karar verildi. İnsanlığa karşı suç olan siyasi amaçla bir halkın önde gelen temsilcisine karşı gerçekleştirilmiş ve 30 yıl boyunca etkili soruşturulmammış ve katilleri alkışlanmış bir dosyada uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Benzer bir olay Sivas Madımak Davası ile ilgili mahkeme kararında mevcuttur. Orada da mahkeme zamanaşımı uygulanmaz dedi ama sanıkların kamu görevlisi olmadığı nedeniyle farklı karar verildi. 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi ve Yargıtay tarafından onandı. Bir başka örnek dosya Zeycan Yedigöl başvurusu. AYM zamanaşımı ve affın bu tip suçlarda söz konusu olmayacağının altını çizdi ancak AYM başvuru süresi yönünden kabul edilemez bulmuştur. Kararın içeriği bizim temel argümanımız olan önemli kararlardan biri.

Bu dava ‘yargısal pasifizm’ diye nitelendirilen cezasızlığın bir örneğidir. Bu dosyada çok önemli tanıklar vardı. Önemli delilleri vardı. Abdülkadir Aygan itiraf etti. Hamit Yıldırım teşhis edildi. Bütün bu delillere rağmen devletin dahli olan bir cinayete rağmen mahkumiyetle sonuçlandıramıyoruz. Av. Selim Okçuoğlu her duruşma zamanaşımı vurgusu yaptı, yıllarca emek verdi. Tüm yargıçlarınız tarafından görmezden gelindi. Bu davada Musa Anter’i öldürenler belli. Biz katili tanıyoruz, devlet de bilir. Bu davanın yeniden açılmasının nedeni AİHM’in kararı değildir. AİHM 2006 yılında karar verdi. 5 yıl sonra soruşturma yeniden açılmıştır. Davanın açılması FETÖ’cü yargı mensuplarının derin devlet ile hesaplaşmasının bir aracıydı. Katilleri elleri ile koydukları gibi buldular. Biz onlarca faili meçhul dosya takip ettik. Hepsini eliyle koymuş gibi tetikçileri çıkardı. Üst düzeyleri çıkardı. İşbirliğine davet etti. Siyasi irade bunu bir insanlığa karşı suça karşı adalet sağlama fırsatı yerine, bunlarla iş birliği yapmayı tercih etti. En tipik örneği 5 yıl tutuklu kalan sanığın AKP’den belediye başkanı adayı olmasıdır. Biz devam edeceğiz hukuki mücadeleye. Cezasızlık sürecinde rol alan herkes bedelini ödeyecek.

Orhan Miroğlu vekili Av. Serhat Menzilcioğlu da söz alarak, TCK 77.md kapsamında değerlendirilmesini, Abdülkadir Aygan’ın dinlenmesini talep etti. Siyasi, felsefi ve ırki amaçlarla işlenmiş bir cinayet olduğunu belirtti. Devamında müvekkili Orhan Miroğlu’nun mahkemeye sunacağı ve mektup olarak adlandırdığı yazıyı okundu. Yazı içeriğinde Orhan Miroğlu kendi mağduriyetlerini ve yeni çıkaracağı kitaptan söz ediyordu. Oldukça uzun süren ‘mektup’ okuma süresinde Av. Nuray Özdoğan sözünü kesere; “Katılan sıfatına sahip Orhan Miroğlu, bu konuda tanıklığı varsa bizzat kendisi sunması gerekir. Tanıklık içeren bir beyanı avukatının okuması usule uygun değildir. Bu aşamada dosyada bildiği ve sakladığı deliller varsa getirmelidir.” dedi.

Av. Serhat Menzilcioğlu: “Bugüne kadar suç duyurusunda bulunmamışlar şimdi bunu söylüyor. Biz uğraştık hep. Benim sözüm kesildi ben devam etmek istiyorum.

Başkan: mektubun tamamını dinleyecek değiliz şuan biraz uzadı.

Av. Serhat Menzilcioğlu: Geçen celse müvekkilime iftira atıldı.

Başkan: Lütfen mektubu tadında bırakın.

Av. Nuray Özdoğan: Ceza Muhakemesi’nde mektup usulü var mı?

Başkan: Mektup mu bu? Tadında bırakın.

Av. Serhat Menzilcioğlu: Başkanım sözümü kesiyorlar.

Başkan: Kaç sayfa okuyacaksınız?

Kemal Peköz: AKP propagandası yapıyorsunuz.

Av. Şevin Kaya: Müdahale etmek zorundayım.

Duruşma savcısı: Sayın Başkan, müdahale etme yetkisi yok.

Başkan: Avukat Bey mealen ifade edin, artık bağlayın.

Av. Serhat Menzilcioğlu: Önemli bilgiler var ama

Av. Şevin Kaya : müşteki kendisi gelsin beyanda bulunsun.

Av. Serhat Menzilcioğlu : “JİTEM ve PKK’nın ortak işlediği bir cinayet var. Amaçlar farklı ama TCK 77 kapsamında. Sanık tarafı zamanaşımı istiyor. Ne yazık ki bizim taraf da zamanaşımı uygulanmasını istiyor. Anayasanın hukuk devleti, adil yargılanma ve hakimin bağımsızlığı ilkesinin uygulamadığını siyasi propaganda yapmak için kullanacaklar.

Başkan: Yaklaşık 2016’dan beri yargılama sürüyor. Bunları söylediniz. Daha kısa lütfen. Defaatle sayın müvekkiliniz anlattıklarını dinledik.

Av. Oya Aydın: “Bekledim nefes almak için, meslektaşımız katılan vekili, savunmanın sözünü bir kez bile kesmedim. Katılan vekilinin silahların eşitliği çerçevesinde bugünkü gündem ile ilgili söz alma hakkı sonsuzdur. Tamamen siyasi propaganda amacıyla yazılmış, bazı sataşmalara cevap niteliğinde bu mektubu okuması, bir ceza mahkemesinde mümkün mü? Bu mahkemede bu saatte asıl katılan bu durumu kaldıramayıp, sırf burada huzursuzluk çıkarmamak için dışarı çıktı. Daha fazla gerilim çıkmasın, ara karar belli, burada zamanaşımı tartışması varken Orhan Miroğlu’nun siyasi beyanları, kendini aklaması, sataşmalara cevabını dinleyemeyiz. Asıl katılanın buraya gelmesi için biz bekliyoruz.

Başkan: Avukat Bey toparlar mısın?

Av. Serhat Menzilcioğlu: Biz gerçeklerin ortaya çıkması için uğraştık. Bizim sorularımız çok etkili oldu. Kutlu Savaş’a, Veli Küçük’e, İsmail Hakkı Pekin’e, tüm tanıklara sorular sorduk. Müvekkilim dilekçeler verdi. Gazetecilerle Aygan’ın beyanını kayda alan da müvekkilimdir. Aygan dinlenmeden karar verilemez. Ancak o zaman zamanaşımı kararı verilebilir.

Bu sırada Dicle Anter salona geldi.

Başkan: Müvekkilinizin verdiği layihayı daha önce nasıl kitap gönderdiyseniz, aynı şekilde sunabilirsiniz.

Bu tartışma bir süre daha sürdüi

Av. Murat Yılmaz: Bize ithamda bulunuyor. Bizi hedef göstermeye çalışıyor. Mahkemenizin buna müdahale etmesi lazım.

Başkan: Herhalde tamamladınız Serhat Bey.

Av. Serhat Menzilcioğlu: Bir kısım kaldı, sonra okuyacağım. 20 kişi beni taciz ediyor. Mahkemeniz bir şey demiyor. JİTEM ile PKK birlikte yaptı dedim diye rahatsız oldular.” dedi.

Dicle Anter: Babam Musa Anter devlet içinde örgütlenmiş kişiler tarafından katledildi. Türkiye Cumhuriyeti yargısı harekete geçmediği için AİHM’e başvurduk. İhlal kararı verildi. Bize göre failler bellidir. Bu failler ve onlara emir verenlerin yargılanması gerekir. Devlet içinde örgütlenip devlet adına suç işleyenler yargılanmalıdır. Susurluk araştırma raporu ve faili meçhul cinayetleri araştırma raporunda detaylı anlatım var. Bugün tarihi bir karar verilecek. Ya adalet kaybedecek, cezasızlık kültürü devam edecek. Hakikat ve adalet mücadelemiz devam edecek. Rahşan Yorozlu’nun da dinlenmesi gerekiyor dediler ama ablamın hiçbir tanıklığı yok. JİTEM ve PKK birlikte işledi diyorlar. Ama burada Mehmet Eymür mahkemede dedi ki biz onu ‘tayfun’ olarak biliyorduk. Bir itirafçıya inanıyorsunuz diğerine neden inanmıyorsunuz. Neden bugün bu beyanlarda bulunuyorlar, ortalığı neden karıştırıyorlar.

Av. Nuray Özdoğan: Bu yaşananların sebebi sanıkların cezalandırılmaması ve sorgulanamamasının sonucu, bundan faydalananlar kendi siyasi kariyerlerinin cvsi haline getirmişler, bunun propagandası yapıldığı için duruşma salonunu terk etmek zorunda kaldık. Elbette mahkemenin çabaları oldu ama bu cezasızlığa giden sürece katkılarınız var. Siz de pes etmişsiniz başkan sanırım. Selim Bey’in 14 Eylül 2022’de gönderdiği bir talep dilekçesi vardı, talepler konusunda karar vermemişsiniz.

Başkan: Bu dosya geldiğinde günlerce okudum duruşma tutanaklarını, ilgi alanımıza girdi elimizden gelen yargısal çabayı gösterdik ama İsveç Devleti’nin yaptıklarını gözden kaçırmayın. İlk zamanlarda tarihi bir karar kurduk. Selim Bey teşekkür etti.

Av. Nuray Özdoğan : 3 ayrı dosyanın birleştirildiği bir dosya, o kadar uzun zaman geçti ki, bir sanıkla ilgili ifadesi üzerinden yıllarca bekledik ki meselenin ne olduğunu unuttuk. (JİTEM Davası’ndaki işkence ile ölümleri, JİTEM örgütünün öldürme ve işkence yöntemlerinin aynı ve sistematik olduğunu, iddianameden okuyarak anlattı.) Mahkemenin kilitlendiği nokta Abdülkadir Aygan’ın ifadesi. Yargıtay 5. Ceza Dairesi davanın nakledilmesine karar verdi. Mahkemeniz ilk duruşmadan itibaren (Aziz Turan) Abdülkadir Aygan hakkında her celse ara karar kuruyor, her celse yazışma bekliyor. Adalet Bakanlığı cevap vermiyor. Adalet Bakanlığı her defasında eksiklik tespit ediliyor. Bir sefer tercüme edilmemiş diyor, bir seferinde sevk maddesi çelişkili diyor. İsveç’i biz bilmiyoruz. T.C. Adalet Bakanlığını tartışıyoruz biz. Adalet Bakanlığı müzekkereyi eksik veya yanlış veriyor. Bunun üzerine iade ediliyor. Mahkemeniz de bu yazışmaları yapıyor. Müzekkerelerde anlattınız ama Adalet Bakanlığı’nda kasıtlı olarak kim engel oluyor sorusunu sormadınız, görevini yerine getirmeyenler hakkında suç duyurusunda bulunmadınız. Bu herhangi bir dosya değil. Başka dosya olsa suç duyurusunda bulunulurdu.

Başkan: Aygan’ın adı orada ‘Cemil Kadir Aygan’. Devlet üslubunda bir defa yazılır. Türkiye Cumhuriyeti köklü teamülleri olan bir devlettir. Yönetimince yazılmıştır. Yöntemince sürdürülmüştür. Müdahale etmek durumundayım.

Av. Nuray Özdoğan: Yargı devlet makamlarının üstündedir. Anayasa ile tanımlıdır, idare yargının tüm işlemlerini yerine getirmek zorundadır. İddianamede JİTEM örgütü tanımlanmış. Aygan’ın mahkemenize ulaşan beyanları var. Bu adam her yere beyan veriyor ama mahkemeye veremiyor. Mahkemenin bu suçların niteliği itibariyle ve bu suçların cezasız kalmasının toplumsal açıdan karşılığı dikkate alındığında ceza adaleti için, bu kişi zaten kaçmış, usul hükümleri elbette önemli ama usul hükümleri bu cinayetlerin aydınlatılmamasıyla sonuçlandırılacaksa mahkemeniz tarafından tartışılmalıdır. Daha önce mahkemenize gelen JİTEM ana dava sanıklarından biriyle ilgili jandarma size dosyanın durumunu sormuştu, özlük dosyasını için soruyor, muhtemelen emekli olacaktı. Bu dosyanın sanıkları hangi görevde? Bu kovuşturmanın ilerlememesinde hala görevde olan sanıkların görevleri etkili midir araştırılması gerekir. Düşme kararı verilirse eğer cezasızlık suçunun, yargıyı engelleme suçunun eylemleri kimlerin nasıl işlediğinin tespiti açısından da önemli. Sanıkların görevleri önemli. Yine adaleti geciktirenler hakkında suç duyurusunda bulunulması talebimiz devam ediyor. Devletin güvenliği bunun gerekçesi olamaz. Hukuk insanların ve toplumun güvenliği ile ilgilenmeli. Bunu gözetmelisiniz. Bu konudaki sınırınızı hukuktan yana çizmelisiniz. Bu konuda yetkiniz var. Kullanmadığınızda oluşacak suçta da katkınız olacak.

Başkan: Ne yapmamız gerekiyor?

Av. Nuray Özdoğan: Siz 2015’ten beri defalarca yazışma yapmışsınız. Her celse beklemişsiniz. Bu yapılmıyorsa, devlet içinde örgütlenmiş bir suç örgütü ve hala görevi devam eden bir sürü kişi vardır. Buna rağmen bakanlık cevap vermiyorsa bunu engelleyenler hakkında gerekli yasal işlemleri yapmadığınız takdirde suça ortak olmuş olacaksınız. Yargı bunu yapabilirdi. Bu kişinin ifadesi alınabilirdi. Buna engel olanlar için işlem yapılırdı. Birleştirme kararı verilmeyebilirdi bu karar ile deliller oradayken buraya geldi. Tefrik istendi, kabul etmediniz. Dosya bu aşamaya geldi. Derdimiz sizinle değil.

Av. Oya Aydın: İsveç ile ilgili, İsveç makamlarının tutumlarına bakın dediniz. Siz bunu söylerken Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğuna vurgu yaptınız.

Başkan: Yöntem olarak söyledik.

Av. Oya Aydın : O büyük devlet, tehdit altında olan bir gazeteciyi korumadı. Bir türlü delil bulamadı. Sanki sadece mesele Abdülkadir Aygan gibi kilitlendi. 2015’ten beri Adalet Bakanlığı’nın eksik yazısı ile reddedildi. Haklısınız İsveç makamlarının da adli işbirliğine aykırı bir evrağı girdi 2021’de dosyaya. Türkiye Cumhuriyeti Sedat Peker’i tak diye buluyor. Ama bu kişiyi bulamıyor. Türkiye çok büyük bir devlet katılıyorum. Mafya çatışması yaşadığı başka davalarda istediklerini getirdiler, istemediklerini getirmediler.

Esas Hakkında Mütalaa

Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasında, 2015/64 esas sayılı davada yargılaması sürdürülen eylemlerden Ayten Öztürk’ün katledilme olayına ilişkin iddianamedeki suç tarihinin 08/08/1992 olduğu, Musa Anter’in ise 20/09/1992 olduğu, ayrıca Diyarbakır 1. ACM’nin 2014/223 esas numaralı dosyası üzerinde kovuşturulan sanıklar hakkında cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturmak, taammüden öldürme, cürüm işleyen kişinin katılması iddiasıyla açılan davada suç tarihlerinin 1992, 1993, 1994, 1996 yılları tespit edildiği, sanıklara isnat edilen suçların, o tarihte yürürlükte bulunan kanunda öngörülen 102. Maddede öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresi olan 30 senenin maktul Musa Anter ve maktul Ayten Öztürk kovuşturmaları yönünden dolmuş olduğu, zamanaşımı süreleri konusunda 765 sayılı TCK hükümlerinin 5237 sayılı TCK hükümlerine göre daha lehe hükümler içerdiği, bu nedenle öncelikle Diyarbakır 1. ACM’nin 2014/223 esas sayılı dosyasının 2015/64 esas nolu dosyadan ayrılmasına karar verilmesi ve mahkememizin 2015/64 esas numaralı kovuşturma dosyası üzerinde yürümekte olan Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanması ile Ayten Ötürk’ün öldürülmesi kovuşturmaları hakkında, 765 TCK’nın 102-104 maddesi gereği sanıklar hakkındaki ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmesi ve sanık Hamit Yıldırım hakkındaki adli kontrol kararının da verilecek düşme kararı ile birlikte kaldırılmasına karar verilmesi, diğer dosyadaki yakalama kararlarının devam etmesine  karar verilmesi talep edildi.

Sanık Müdafiilerinin Beyanları

Sanık Hamit Yıldırım müdafii Av. Kaya Yelek, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ı selamlayarak söze başladı; “Anter ailesi ve değerli hazirunun üzüntüsünü paylaştığımı iletmek istiyorum. Savcılık mütalaasına katılıyoruz. Ancak gelinen aşmadan ben de hoşnut değilim. Müvekkilin beraat kararıyla çıkacağından eminim. 2009 yılında tekrar bu dosya soruşturmaya başlanmış, elbette derin mi sığ mı hangi devlet bilmem, fetöcü savcılar tarafından bu dosyaların açıldığını, ve sonra herkesin faydalandığını söylemek istiyorum. Bu dosya 12 klasör geldiğinde 2 ay okudum. Vardığım sonuç derin ya da sığ bir işbirliğinin olduğu ve işbirliğinin diğer kanadının PKK olduğudur. Benim müvekkilimin suçluluğu bu mahkemede kanıtlanamamıştır, maddi gerçek ortaya çıkmamıştır. Aygan itirafçı olup kendisine bir miktar para verilip İsveç’e götürülüyor. 2 tane gazeteci türüyor. Fotoğraflar gösteriliyor. İşte bu deniliyor. Israrla söyleniyor. Sonra habervaktim internet sitesinde verdiği ifadenin geçerli olmadığını beyan ediyor. Otel görevlileri, Süphan Mete, taksici müvekkilimi teşhis etmedi. Orhan Miroğlu taksideki şahıslardan biridir ve “hafızam beni yanıltmıyorsa anımsar gibiyim” dedi. Gazeteciler dinlendi. Soru üzerine dedi ki ‘20 bin tl ver senin de istediğin haberi yapayım’. Hangi saikle yapıldı bilme durumunda değiliz. Ben uzun uzun müvekkilimin suçsuzluğunu ispatlamak isterdim canı gönülden, beraat isterdik ancak 30 yıl zamanaşımı süresi dolmuştur. Sayın hocam(Mithat Sancar’ı kastediyor) zamanaşımı, kanunilik ilkesini benden çok daha iyidir. Savcının mütalaasına katılıyoruz. Düşme talep ediyoruz.”

Sanık Savaş Gevrekçi müdafii Av. Hikmet İşler ise daha önce zamanaşımı hakkında beyanda bulunduklarını, dosyayı zamanaşımına sürükleyenin katılan taraf olduğunu, bu aşamada kimsenin kalbini kırmak istemediğini bu nedenle konuşmayacağını beyan ederek, zamanaşımından düşme kararı verilmesini talep etti.

Sanıklar Faysal Şanlı ve Adil Timurtaş müdafileri de zamanaşımı şartları oluşmuştuğunu belirterek düşme talep etti.

Heyet karar vermek üzere müzakere odasına geçti. Salonu boşaltmadı.

Karar

Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanması ile Ayten Öztürk’ün öldürülmesi suçları bakımından 765 sayılı TCK’nın zamanaşımı hükümleri olan madde 102/1-2 azami dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşılmakla, kamu davasının dava zamanaşımına uğradığı sabit görüldüğünden kamu davasının düşmesine,

Birleşen davanın (JİTEM Davası) başka bir esas numarasına kaydedilerek devam etmesine karar verildi.

Karar açıklandıktan sonra Av. Oya Aydın söz aldı;5 dakika arar verdiniz, bu kararın daha önce verildiği belli, bugün burada söylediğimiz hiçbir şeyin dikkate alınmadığı ortadadır.  Bu sözlerimin tutanağa geçirilmesini talep ediyoruz.” dedi.

Duruşma Sonrası

Duruşmadan sonra Anter ailesi avukatlarının basın açıklaması yapmasına polis tarafından izin verilmedi. Avukatların adliyenin önünde bulunan alana dahi gitmelerine izin verilmediği anlarda polis ile avukatlar arasında arbede yaşandı. Devamında sivil toplum örgütleri ile Dicle Anter İHD Ankara Şubeye giderek burada basın açıklaması düzenledi.

 

 

 

 

 

Özet

 

JİTEM, Musa Anter ve Ayten Öztürk Davası’nın 36. ve son duruşması 21 Eylül 2022 tarihinde görüldü. 15 Eylül 2022 günü yapılan duruşmada Mahkeme Başkanı izinli olduğundan duruşmayı zamanaşımı ile ilgili karar vermek üzere 6 gün sonrasına ertelenmişti. 21 Eylül’de görülen son duruşmaya çok sayıda avukat, milletvekili, gazeteci ve izleyici katıldı.

 

İHD Eş Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, Av. Oya Aydın ve Av. Nuray Özdoğan beyanlarında, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanmasının AYM ve AİHM kararları ile Uluslararası hukuk kuralları gereği mümkün olmadığını, birleştirme kararı verilen dosyalarda hükmün de birleşen dosyalarda birlikte kurulması gerektiğini, birleştirme kararını Yargıtay 5. Ceza Dairesinin verdiğini, dolayısıyla tefrik kararını da Yargıtay’ın vermesi gerektiğini, yargılamanın kasıtlı olarak sürüncemede bırakıldığını, Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamaması konusunda ihmali bulunan Adalet Bakanlığı personeli hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini bildirdiler.

 

Duruşma savcısı esas hakkında mütalaasında, birleşen dosyalardan Musa Anter ve Ayten Öztürk cinayetleri bakımından 30 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme talep etti.

 

Mahkeme ise savcının mütalaasına uygun olarak Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’na yönelik yaralama suçları ile Ayten Öztürk’e yönelik öldürme suçu bakımından 765 sayılı TCK’nin 102/1-2 maddeleri ile düzenlenen azami dava zamanaşımı süreleri düzenlemesi gereği kamu davasının zamanaşımına uğradığı görülerek düşmesine, JİTEM Davasının ise tefrik edilerek başka bir esas numarası ile yargılamaya devam edilmesine karar verildi.

 

Yayınlanma tarihi

19 October 2022

Kategori Listesi

Etiket Listesi