Zamanaşımına Bir Gün Kala Açılan Lice Olayları Davası Başladı

CNNTÜRK

Lice ilçesinde 22 Ekim 1993’te dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 2’si asker 16 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili açılan davanın ilk duruşmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince başlandı. Sanıkların tutuklu yargılanması talebini reddeden mahkeme, davanın başka ilde görüşülmesi için yapılan başvuruyu inceleyen Yargıtay’ın kararının beklenmesine hükmetti.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanıklar emekli Albay Hatipoğlu ve Üsteğmen Yanardağ katılmazken, yaşanan olayda yakınlarını kaybeden bazı mağdurlar ile avukatları duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Ali Girgin, duruşmada, dava dosyasıyla ilgili nakil talebinin incelenmesi amacıyla dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderildiğini belirterek, bu aşamada duruşmaya katılan müşteki ve mağdurların, sanıklar hakkında şikayetçi olup olmadıkları yönündeki beyanlarına başvurulacağını söyledi.

“3 çocuğum öldürüldü, vücudumda hala şarapnel parçaları var”

Duruşmaya katılan mağdurlardan Zarife Cantürk, sanıklar hakkında şikayetçi olduğunu kaydederek, “Olayda 3 çocuğum öldürüldü. Vücudumda hala şarapnel parçaları bulunuyor. Bu nedenle davaya katılmak istiyorum” dedi.

Diğer mağdurlar Mizgin Cantürk, Kadriye Gülen, Latife Çakır ve Hüsna Atalay da duruşmaya katılmak istedikleri yönünde beyanda bulundu.

“Sanık Kurmay Albay Afrika’da”

Sanık Tünay Yanardağ’ın avukatı Hikmet İşler, müvekkilinin kurmay albay iken 4 ay önce emekli olduğunu bildirerek, “Müvekkilim çok iyi derecede Fransızca bildiği için bir iş teklifi üzerine Afrika’da bir şirkette çalışıyor. Soruşturma aşamasında aradan 3 yıl geçmesine rağmen müvekkilimin hiçbir şekilde beyanına başvurulmamış ve yurt dışında bu davadan haberdar olmuştur. Duruşmaya rahatsızlığı nedeniyle katılamadı ancak bir sonraki celseye katılacaktır” ifadelerini kullandı. Avukat İşler, ayrıca nakil talebinin değerlendirilmesi amacıyla dosyanın ilgili makamlara gönderildiğini vurgulayarak, mahkemenin söz konusu davaya bakmakla ilgili görev ve yetkisinin bulunduğuna dair kararın açıklanmasının beklenilmesini talep etti. Dosyada tanık sıfatıyla ifadesi bulunan Özcan Tozlu’nun 8 ayrı suçtan dolayı Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen bir yüzbaşı olduğunu anlatan İşler, şöyle dedi:

“Tozlu, müvekkilimle devre arkadaşıydı. Müvekkilimle görüşmek istemiş ancak kabul edilmeyince bir husumet oluşmuş. Özcan Tozlu, Ergenekon davasında da tanık olarak dinlenmiştir. Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesinde suçlu kimse ortaya çıkarılmasını biz de istiyoruz. Çünkü müvekkilimin ailesi bu olaydan dolayı çok zor durumdadır. Müvekkilim kaç gün ağladı.”

Avukat İşler, daha sonra müvekkili Yanardağ’ın olayın yaşandığı 22 Ekim 1993’te 10 günlük izinli olduğunu gösteren belgeyi de mahkemeye sundu.

“Davanın Diyarbakır’da görülmesinde bir güvenlik sıkıntısı yok”

Mağdur avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi de dosyanın nakliyle ilgili işlemlerde, valilik ve cumhuriyet başsavcılığının görüşünün alındığını ancak dosyanın tarafı olarak kendilerinden görüş istenmesini doğru bulmadıklarını söyledi. Sanıkların güvenliği konusunda Diyarbakır’da bir sıkıntı bulunmadığını belirten Elçi, şunları kaydetti:

“Diyarbakır’da herhangi bir güvenlik sorunu olduğunu düşünmüyoruz. Bizim görüşümüz de alınarak ilgili makama ulaştırılmalıdır. Bu kadar insanın öldürülmesine yol açan olayın görüldüğü davanın bu uygulamayla başka bir yerde görülmesi adaletle anlaşılır değildir. Biz bu konuyu Adalet Bakanı ile görüşmüştük. Çok önemli bir kamu görevlisi olan maktul Bahtiyar Aydın ve 16 kişinin öldürülmesi olayıdır. Sanıklar sadece dosyada adı geçen 2 kişiden ibaret değildir. Çok sayıda kişi vardır ancak iki kişiye dava açılmıştır.”

“Sanıkların tutuksuz yargılanması anlaşılır gibi değil”

Sanıklardan Yanardağ’ın yurt dışında olduğunu belirten Elçi, “16 kez müebbet hapis cezası alması gereken sanıkların tutuksuz yargılanması anlaşılır gibi değildir. Yurt dışında bulunan sanık Yanardağ’ın kaçma şüphesi kavramı tamamen yerine gelmiştir” dedi.

Bahtiyar Aydın’ın ailesinin avukatı: “Olayda ihanet de var”

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ailesinin avukatı Necdet Solmazgül de davada ayrıca ihanet olayının da bulunduğunu öne sürerek, “Bölgede çok sevilen bir general vardı. Bu general Mardin ve Şırnak’ta görev yapmıştır. Bölgeyi tanımadığı söylemlerini kabul etmiyoruz. Çok başarılı olduğu için kendi arkadaşlarından daha önce general olmuştur. Bir general şehit ediliyor ancak ailenin bir beyanı alınmıyor. Bu nedenle Aydın’ın ailesi, gerçek suçluların yakalanarak cezalandırılmasını talep ediyor” diye konuştu.

Mağdur avukatlarından Cihan İpek ise 1993 yılında Almanya’da bulunduğu esnada Lice olaylarına ilişkin ilçede gizli kamerayla çekilen görüntüleri televizyondan izlediğini ve kayıt aldığını anlatarak, gerekirse söz konusu görüntüleri mahkemeye sunabileceğini söyledi.

Avukat İmran Gökdere de mahkeme heyetinden, “Şu anda duruşma salonunda ve adliyede, çevresinde güvenliği tehdit edici en küçük bir taşkınlık bulunmadığı görülmektedir” ifadesinin duruşma tutanağına yazdırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, avukatın beyanını tutanağa geçti.

Yargıtay’ın davanın başka ilde görüşülmesi talebine ilişkin kararı beklenecek

Mahkeme heyeti verdiği aranın ardından, sanık Hatipoğlu’nun avukatlarının, davanın “güvenlik gerekçesiyle” başka ilde görülmesi yönündeki talebi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesince değerlendirilmesinin beklenilmesine karar verdi.

Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesi ve Lice olayları için mahkemenin “tutuklamayı gerektirir durum yok” kararı

Duruşma tutanağının da UYAP sistemi üzerinden dosyaya konulmasını kararlaştıran mahkeme heyeti, mağdur avukatlarının, “tutuksuz yargılanan sanıklar hakkında tutuklama kararı verilmesi” yönündeki talebini de “tutuklamayı gerektirecek kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bu aşamada yeterli görülmediği” gerekçesiyle reddederek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 2’si asker 16 kişinin ölümüyle ilgili davanın “güvenlik gerekçesiyle” başka ilde görülmesi yönündeki talebe ilişkin, “Bugüne kadar Diyarbakır Adliyesinde, çevresinde, duruşma salonlarında hiçbir güvenlik sorunu yaşanmamıştır. Kamu görevlisi olan hiçbir sanığa saldırı girişimi yaşanmamıştır” dedi.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın ardından adliye binası önünde toplanan “Lice Adalet Arıyor Platformu” üyesi bir grup basın açıklaması yaptı. Grup adına konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Elçi, 20 yıldır adalet arayan Licelilerin ve avukatların görüşü alınmadan nakil ile ilgili dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderildiğini anımsattı. Sanıkları kamu görevlisi olan ve bu davadan daha kapsamlı, karmaşık davaların Diyarbakır’da görüldüğünü belirten Elçi, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar Diyarbakır Adliyesinde, çevresinde, duruşma salonlarında hiçbir güvenlik sorunu yaşanmamıştır. Kamu görevlisi olan hiçbir sanığa saldırı girişimi yaşanmamıştır. Ne yazık ki son zamanlarda binlerce faili meçhul cinayete, yargısız infaza, gözaltındaki kayıplara rağmen çok az sayıda açılan davalar da güvenlik gerekçesiyle suçların işlendiği yerden bin kilometre ötedeki merkezlere nakledilmektedir. Bu şekilde hem davayı yürüten yargıçlara müdahale edilmektedir hem mağdurlar bir kez daha mağdur edilmektedir.”

Adalet Bakanlığından ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinden davanın başka bir ile naklini beklemediklerini bildiren Elçi, suçun delillerinin Diyarbakır’da olduğunu, bu nedenle de kentteki mahkemelerin soruşturmayı yapması gerektiğini kaydetti.

Diyarbakır Barosu, Lice Ziraat Odası, Lice Vakfı ile Lice Esnaf ve Sanatkarlar Odasının da yer aldığı bazı sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Lice Adalet Arıyor Platformu üyeleri duruşma öncesinde de adliye önünde “Başbakanımızın da çözüm sürecinin de davamızın da arkasındayız”, “Yargıdan vesayet değil adalet istiyoruz” ve “Halkın evini bombaladınız korkmadınız, Allah’ın evini de mi bombaladığınız da korkmadınız” yazılı pankartlar açtı. Platform Sözcüsü Şaban Maltaş ise yaptığı konuşmada, dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in de yargılanması gerektiğini söyledi.

İddianameden

İddianamede, sanıklar Yanardağ ve Hatipoğlu hakkında, TCK’nın “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Yayınlanma tarihi

16/01/2014

Kategori Listesi