Tahir Elçi Davası

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 günü Diyarbakır’ın Sur ilçesinde kentteki silahlı çatışmaların kültürel miras varlıkları üzerinde yarattığı tahribata dikkat çekmek için Dört Ayaklı Minare önünde bir basın açıklaması okuduğu sırada çıkan çatışmada başından vurularak yaşamını kaybetti.

Çatışma, vurulmasından hemen önce, yakındaki Gazi Caddesi’nde, iki PKK üyesi ile polisler arasında başladı. Bu sırada Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur isimli polis memurları yaşamlarını yitirdi. PKK üyelerinin basın açıklamasının yapıldığı Yenikapı Sokak’a girmesiyle birlikte çatışma buraya sıçradı.

Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin soruşturma süreci etkili yürütülmedi. Soruşturmayı yürüten savcı birçok kez değiştirildi. Olay yeri incelemesi, Elçi’nin yaşamını kaybetmesinden yaklaşık 5 ay sonra, 17 Mart 2016 tarihinde yapıldı. Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan mermi çekirdeği bulunamadı. Cinayetin işlendiği sokakta bulunan güvenlik kameraları Tahir Elçi’nin vurulma anını “kaydetmemişti”. Polis kamera görüntülerinde ise 13 saniyelik bir kesinti bulunuyor.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Adli Tıp ve balistik inceleme uzmanlarına hazırlatılan 19 Mart 2016 tarihli bilirkişi raporunda “Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan atışın hangi silahtan, hangi açıyla, kişinin hangi vücut pozisyonu ile nasıl gerçekleştiğinin tıbben ve fizikken bilinemeyeceği” savunuldu. Adli Tıp Kurumu tarafından 20 Haziran 2016 tarihinde otopsi raporunun incelenmesi sonucu hazırlandığı anlaşılan bilirkişi raporunda da atış yönünün tespitinin tıbben mümkün olmadığı görüşü yinelendi.

Diyarbakır Barosu’nun talebi üzerine, Goldsmiths, Londra Üniversitesi bünyesinde çalışan Forensic Architecture (Adli Mimarlık) isimli kuruluş tarafından Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin ayrıntılı bir teknik rapor hazırlandı. Görsel, işitsel ve belgesel kaynaklardan yararlanarak hazırlanan raporda, orada bulunan polis memurlarından üçünün kuvvetli suç şüphesi altında olduğu saptandı. Bu üç polisin Elçi’ye yönelik doğrudan bir ateş hattında olduğu ve silahlarını birden çok kere ateşlediklerinin anlatıldığı raporda, polislerden birinin Elçi’ye doğru açık ve engelsiz bir ateş hattıyla silahını ateşleyen tek memur olduğu ifade edildi. Raporda, iki polisi öldürdükten sonra Elçi’nin basın açıklaması yaptığı sokağa girerek kaçan iki PKK üyesinin ise Elçi’ye yönelik “öldürücü atış yapmamış göründüğü,” kaydedildi. Ayrıca, ifade veren bazı polislerin beyanının aksine uzak bir mesafeden uzun namlulu bir silahın ateşlendiğine dair herhangi bir işitsel delile ulaşılamadığı da belirtildi.

Diyarbakır Barosu bu raporu 14 Aralık 2018’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sundu. 8 Şubat 2019’da ise rapor kamuya açıklandı. Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer de rapora paralel bir görüş hazırlayarak Diyarbakır Barosu’na teslim etmişti. Diyarbakır Barosu, 17 Mart 2019’da Prof. Dr. Biçer’in hazırladığı raporu savcılığa teslim ederek, soruşturmanın genişletilmesini istedi.

Diyarbakır Başsavcılığı, net biçimde bir polis memurunu işaret eden bu raporlar doğrultusunda Adli Tıp Kurumu’na yazı göndererek, yeni bir değerlendirme yapılarak, 20 Haziran 2016 tarihli Adli Tıp raporundan farklı bir sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağı soruldu. Adli Tıp, 2016 tarihli raporunda  Elçi’yi vuran silahın saptanamadığını ve net bulgular elde edilemediğini bildirmişti.18 Mart 2019’da hazırlanan raporda Adli Tıp Kurumu, 2016 yılında hazırladığı raporda değiştirilecek veya eklenecek bir husus olmadığını belirtti.

İddianame, Elçi’nin öldürülmesinden ancak 5 yıl sonra, 20 Mart 2020 tarihinde tamamlandı.

Forensic Architecture tarafından hazırlanan raporda geçen üç polis memurunun yanı sıra, iki PKK üyesinden biri, Tahir Elçi cinayetinin şüphelileri olarak gösterildi. Diğer PKK üyesinin sokağa çıkma yasakları sırasındaki silahlı çatışmalarda öldüğü belirtildi. Üç polise “bilinçli taksitle ölüme sebebiyet verme” suçu isnat edilirken, PKK üyesinin ise “olası kastla ölüme sebebiyet verme” suçunu işlediği değerlendirildi. Polislerden birinin silahından çıkan kurşunun Tahir Elçi’ye isabet etmiş olma olasılığının daha yüksek olduğu tespiti iddianamede dikkate alınmadı.

Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Mart 2020 tarihli hazırlık duruşmasında, Diyarbakır Valiliğine ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na davanın Diyarbakır’da görülmesinin kamu güvenliği açısından tehlike oluşturup oluşturmayacağının sorulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 21 Ekim 2020 tarihinde saat 10:00’da görülecek.

İlk Duruşma Tarihi

21.10.2020

Dava Mahkemesi

Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi

Dava İddianamesi

Dosyayı indirin

Sanıklar

Polis memuru Sinan Tabur
Polis memuru Mesut Sevgi
Polis memuru Fuat Tan
Uğur Yakışır

Maktuller

Tahir Elçi

Ahmet Çiftaslan

Cengiz Erdur