13 Ocak 2026 tarihli duruşma

Related Case:
Seyithan Durdu Davası
Case Start Date:
21 May 2025
Court Name:
Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Defendants:
Yiğithan Adalı
Victims:
Seyithan Durdu

13 Ocak 2026 tarihli duruşma

Furkan Tunçdemir, Deniz Tekin- 13 Ocak 2026

Mahkeme: Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Esas: 2025/154

Van’ın Özalp ilçesine bağlı Dönerdere kırsalında 28 Aralık 2024’te sınırda görevli askerlerin bulunduğu araçtan açılan ateş sonucu dört çocuk babası Seyithan Durdu hayatını kaybetti. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada ateş ettiği tespit edilen üsteğmen Yiğithan Adalı tutuklandı, ancak avukatlarının itirazı üzerine 6 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Tanık beyanlarında olay anında ‘dur’ ihtarı yapılmadığı ve yaralıya müdahale edilmeden bölgeden ayrıldığı ifade edildi.  Savcılık, sanık Yiğithan Adalı hakkında ise ‘haksız tahrik altında olası kastla öldürme’ suçlamasıyla iddianame hazırlandı. İddianamede, olay yerinin ikinci derece askeri yasak bölge dışında kaldığı ve kolluk birimlerine bildirim yapılmadığı da belirtildi. Savcılık olay günü Adalı’nın yanında bulunan iki asker hakkında takipsizlik kararı verdi. Davanın dördüncü duruşması 13 Ocak 2026  tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Duruşma Öncesi

Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmadan yarım saat önce 13.30’da gerekli kimlik kontrolünden geçerek adliye binasına girdik. Adliyenin birinci katında bulunan duruşma salonu önünde farklı duruşmalar için bekleyen birçok kişi bulunuyordu. Duruşma kapısında asılan listede toplam 13 duruşma vardı ve takip edeceğimiz duruşma 12. Sıradaydı. 14.00’da başlaması gerekirken belirlenen saatte henüz 5. duruşma görülüyordu. Beklediğimiz duruşmanın gecikeceği bildirildi. Koridorda dikkat çeken yoğun bir güvenlik önlemi olmadı.

Duruşmaya Katılım 

14.00’da başlaması gereken duruşma için ancak saat 17.00’dan sonra salona alındık. Durdu ailesi vekili Av. Özal Bedir; Van Barosu Başkanı Av. Sinan Özaraz ve İnsan Hakları Merkezi yöneticisi Av. Ceylan Ukay duruşma salonundaydı. Sanık Yiğithan Adalı duruşmaya katılmazken müdafileri duruşmada hazır bulundu. Ayrıca duruşmayı Van Barosu Göç ve Mülteci Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Van Temsilciliği izledi.

Duruşmanın Seyri

Geçen celse, Milli Savunma Bakanlığı Genelkurmay Başkanlığına yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasına, yazı cevabının gelmesi halinde ön rapor doğrultusunda eksikliklerin giderilerek keşif mahallinde tespit edilen koordinatların 1. ve 2. askeri yasak bölgeler içerisinde kalıp kalmadığı hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verildiği hatırlatıldı. Anılan müzekkereye ilişkin cevabın dosyaya henüz intikal etmediği anlaşıldı.

Av. Özal Bedir, ASELSAN tarafından gönderilen cevap yazısının ekinde Şahingözü termal kamera sisteminin en az 12 saat kayıt kapasitesine sahip olduğunun belirtildiğini, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından gönderilen üst yazıda ise en fazla 12 saat kayıt tutulduğunun ifade edildiğini, bu iki yazı arasında açık bir çelişki bulunduğunu beyan etti. Bedir, ASELSAN’ın cevap yazısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın cevap yazısının uyuşmadığını, Şahingözü kayıtlarına ilişkin ASELSAN ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı yazıları arasında çelişki bulunduğunu, ASELSAN’ın kayıt kapasitesinin en az 12 saat olduğunu bildirdiğini, buna karşılık Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın görüntülerin kayıtlı olmadığı yönünde beyanda bulunduğunu ifade etti. ASELSAN’ın cevap yazısının ekinde söz konusu kaydın ilgili personel tarafından USB veya CD’ye aktarılabildiğinin belirtildiğini, buna karşın soruşturma aşamasında dosyaya giren 10.01.2025 tarihli Tugay Komutanlığı cevap yazısında kaydın personel tarafından alınamadığı, yalnızca ASELSAN yetkilileri tarafından alınabildiğinin bildirildiğini, bu durumun ASELSAN ile askeri makamların cevap yazıları arasında çelişki oluşturduğunu belirtti. Bu çelişkinin giderilmesini ve ilgili yazıların dikkate alınarak tespit yapılmasını talep etti.

Av. Bedir, olaya ilişkin en ciddi ve somut delilin termal kamera kaydı olduğunu, bu kaydın dosyaya kazandırılmamasının dava açısından ciddi sonuçlar doğuracağını, bu nedenle termal kamera kayıtlarının dosyaya kazandırılması yönünde yeniden araştırma yapılması ve ASELSAN ile askeri makamlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini beyan etti.

Termal kamera kayıtlarına ilişkin idari kayıtlar dosyasına da değinen Av. Özal Bedir, idari tahkikat dosyasında termal kamera kaydının bulunmadığını, ancak aynı dosyada WhatsApp görüşme kayıtlarının yer aldığını, tanıklardan biri ile üs komutanı arasında yapılan ve yaklaşık 16 dakika süren görüntülü görüşme kayıtlarının mevcut olduğunu ifade etti. Bu kayıtların, sanık ve sanıkla birlikte hareket eden ekip içerisindeki kişilerin termal kamera görüntülerini araç içerisinde doğrudan kullandıklarını gösterdiğini, WhatsApp görüşmeleri sırasında termal kamera görüntülerinin anlık ve canlı olarak hareket halindeki birime aktarıldığını, bu hususların idari tahkikat dosyası içerisindeki görüşme kayıtlarından anlaşıldığını belirtti.

Av. Bedir, soruşturma ve sorgu aşamalarında sanık ile tanıkların olay yerine yalnızca el dürbünü ile gittiklerini, üçüncü kişilerden herhangi bir bilgi akışı olmadığını beyan ettiklerini, ancak dava dosyasına sonradan eklenen tanık beyanları ve görüşme kayıtlarının bu beyanlarla çeliştiğini, maddi delilin kasıtlı olarak saklandığının ve mahkemece ulaşılmasının engellendiğinin anlaşıldığını, bu yönüyle sanık savunmasının çelişki barındırdığını ifade etti.

Her ne kadar olay üzerinden yaklaşık bir yıl geçmiş  ve termal kamera görüntülerine ulaşılamamış olsa bile, log kayıtları ve ham veriler üzerinde zamanında oynama yapılıp yapılmadığının, kayıtların tekrar açılıp izlenip izlenmediğinin uzman bilirkişilerce tespit edilebileceğini belirten Bedir, Şahingözü termal kamera kayıtlarına el konularak bağımsız bilirkişilerce inceleme yapılmasını talep etti. Bedir, bu delilin dava dosyasındaki en önemli delillerden biri olduğunu, Hudut Karakolu’nun savcılığa hitaben olay yerinde termal kamera kaydının olmadığı yönündeki cevabının mevcut çelişkiler giderilmeden kabul edilmesinin hukuka aykırı olacağını ifade etti.

Av. Özal Bedir, soruşturma sürecinden itibaren fezleke ve iddianamede olayın görev esnasında yürütülen bir devriye faaliyeti kapsamında gerçekleştiğine dair bir ön kabul bulunduğunu, ancak idari tahkikat dosyasına giren belgelerle bu ön kabulün tartışmalı hale geldiğini, görev ifasına ilişkin bu hususların dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Görev hususuna ilişkin olarak sanığın rütbesinin kol komutanı olduğunu, kol komutanına ilişkin tugaydan binbaşı tarafından yazılmış açık ve net görev talimatlarının bulunduğunu, bu talimatlarda görev, yetki, hareket alanı, görev tarihleri ve görev bölgesinin ayrıntılı şekilde düzenlendiğini ifade etti. Kol komutanının görev tanımının karakol içi sevk ve idare, personel kontrolü, emniyet düzeninin sağlanması ve raporlama faaliyetlerini kapsadığını, kol komutanının emrindeki komando takımı ile birlikte faaliyet yürüttüğünün talimatnamelerde açıkça belirtildiğini, bu nedenle kol komutanının tek başına operasyonel faaliyete çıkmasının mümkün olmadığını vurguladı. Sanık Yiğithan Adalı’nın görevlendirme yazısında görev tarihlerinin 15–17 ve 19–20 Aralık tarihleri olarak belirtildiğini, olayın meydana geldiği tarihte karakol dışında faaliyet yürütecek kişinin başka bir personel olduğunu, sanığın kendi kolu ve görev tarihleri dışında faaliyete çıktığını, bu hususun idari tahkikat dosyasında da yer aldığını, görevli olmadığının üst amirlerince sorgulandığını belirtti. 

Av. Özal Bedir, olayın askeri bir görev faaliyeti olarak değerlendirilmediğinin en açık göstergesinin, karakol olay tutanağında yalnızca 14 kişilik bir grubun yakalanmasına ilişkin kayıt bulunmasına karşın, sabaha karşı meydana gelen müdahaleye ilişkin herhangi bir tutanağın düzenlenmemiş olması olduğunu, askeri birimin dahi bu olayı üstlerine bir görev faaliyeti olarak raporlamadığını belirtti. Bu nedenle sanığın olay gecesi olaya müdahale etme yetkisinin bulunmadığını, kendi statüsü dışında hareket ederek bu olaya sebebiyet verdiğini ifade etti.

Bu aşamada Av. Özal Bedir, görev tanımına ilişkin hususların tespit edilmesini, dava dosyasındaki görev tanımının netleştirilmesini, sanığın bu hususlar dikkate alınarak yeniden sorgulanmasını ve gerekirse ilgili tanıkların yeniden dinlenmesini talep etti. Tanıkların tekrar dinlenilmesini ve görev ile faaliyetlere ilişkin taleplerinin değerlendirilmesini istedi.

Delillere ilişkin olarak celse arasında dijital materyallerin taraflarına kopya verilmesini talep ettiklerini hatırlatan Av. Bedir, dava dosyasında bulunan 1 TB’lık hard diskin inceleme yetkisi bulunmayan KOM Şube tarafından incelendiğini ifade etti. 

Aynı birimin, yetki ve görev alanı dışında kalarak imar kanununa aykırılık iddiasıyla maktulün eşi hakkında tutanak düzenlediğini; bu tutanağa dayanılarak Van 6. Asliye Ceza Mahkemesinde, bu dosyada katılan sıfatıyla yer alan kişinin sanık olarak yargılandığı ayrı bir dava açıldığını söyledi. Av. Bedir, imar kanununa aykırılık iddiasıyla hazırlanan fezleke tutanağında mal varlığına ilişkin talimat alındığı belirtilen soruşturma dosyasının, tutanağın düzenlendiği tarihten 8 ay önce kesinleşmiş takipsizlik kararıyla sonuçlanmış olduğunu vurguladı. Buna rağmen, yetkisi bulunmayan aynı kişiler tarafından dava dosyasının en kritik delillerinden biri olan dijital materyalin incelendiğini belirten Bedir, söz konusu işlemlerin açıkça hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

Av. Özal Bedir, harddisk içerisinde olay öncesi ve sonrası görüşmelere ilişkin kayıtların bulunabileceğini, tanık M.Ç’nin ifadesinde diğer şahısları çağırarak nasıl ifade verilmesi gerektiğini söylediğini beyan ettiğini, karakol içi görüşmelere dair kayıtların kastın gizlenmesi açısından önem arz ettiğini ifade ederek, dava dosyasındaki tüm dijital materyallerin yeniden ve tarafsız bilirkişilerce incelenmesini talep etti.

Katılan vekillerinden Av. Sinan Özaraz, dosyada yalnızca bireysel bir eylemin değil, aynı zamanda devletin pozitif yükümlülüklerinin de tartışıldığını, termal kamera kayıtlarının dosyaya bilinçli şekilde sunulmamasının maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellediğini ifade etti. Kamera kayıtlarına el konularak silinme veya müdahale olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle talep edilen tahkikat işlemlerinin yerine getirilmesini talep etti.

Katılan vekillerinden Av. Ceylan Ukay da meslektaşlarının beyanlarına katıldığını, taleplerin dikkate alınarak dosyanın yeniden değerlendirilmesini istedi.

Sanık müdafiileri, il dışından geldiklerini belirterek duruşmanın daha ileri bir tarihe ertelenmesini talep etti.

Ara Kararlar

  1. Milli Savunma Bakanlığı Genelkurmay Başkanlığına 20/11/2025 tarihinde yazılan ve keşif mahallinde tespit edilen koordinatların 1. ve 2. askeri yasak bölgeler içerisinde kalıp kalmadığına ilişkin müzekkerenin henüz cevaplandırılmadığı anlaşıldığından, müzekkere cevabının beklenmesine,
  2. Hudut Tabur Komutanlığına bağlı ilgili karakolun 27–28.12.2024 tarihli kamera kayıtlarına ilişkin olarak, her ne kadar 07.03.2025 tarihli bilirkişi heyeti tarafından görüntü kayıtlarının çözümlemesi yapılarak rapor halinde dosyaya sunulmuş ise de katılan vekillerinin itirazları doğrultusunda, raporu hazırlayan bilirkişilerin aynı zamanda maktulün eşi katılan hakkında ruhsatsız yapı kullandığı iddiasıyla tutanak düzenledikleri ve bu tutanağın belediyeye bildirilmesi sonucu imara aykırılıktan dava açılmasına sebebiyet verdiklerinin anlaşılması karşısında, hudut karakoluna ait 27–28.12.2024 tarihleri arasındaki görüntü kayıtlarının imaj örneklerinin emanetten getirtilerek resen seçilecek tarafsız bilirkişi heyetine tebliğ edilmek suretiyle yeniden inceleme yaptırılmasına,
  3. Olay tarihi olan 27–28.12.2024 tarihine ilişkin Şahingözü termal kamera kayıtlarının, ASELSAN tarafından 12 saatten fazla kayıt yapabileceği yönünde cevap bulunmasına rağmen hudut tugay komutanlığı tarafından kayıtların bulunmadığına dair verilen yazıdaki çelişkinin giderilmesine, bu kayıtların silinip silinmediğinin tespitine, silinmiş ise olay tarihine ilişkin cihazlara ait mevcut log kayıtlarının bilirkişi incelemesine sunulmak üzere mahkemeye gönderilmesine, karar verildi.

     Bir sonraki duruşma 8 Nisan 2026 günü saat 10.00'da görülecek.