AİHM’den Türkiye’ye Kulp Mahkûmiyeti

MİLLİYET

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 11 kayıp köylünün kemiklerinin toplu mezarda bulunduğu iddialarıyla gündeme gelen Diyarbakır Kulp’ta 1994’te yaşanan bir başka kayıp olayını, Türkiye’nin engelleyici beyanlarına rağmen 11 yıl sonra çözdü.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesi, 11 kayıp köylünün kemiklerinin toplu mezarda bulunduğu iddialarının ardından başka bir kayıp olayıyla yine gündemde…
Mevlüde Akdeniz, 20 Şubat 1994’te oturdukları Sesveren köyüne gelen 200’e yakın askerin, yanlarındaki maskeli kişinin işaretiyle, oğlu Mehdi Akdeniz’in de aralarında bulunduğu 6 kişiyi alarak gittiklerini, oğlundan bir daha haber gelmediğini AİHM’ye 1994’te bildirdi.
Başvuru nedeniyle devreye giren Adalet Bakanlığı, Kulp Savcılığı’na “soruşturma başlat” talimatını verdi. Türkiye de davanın kabul edilebilirliğini araştıran AİHM’ye söz konusu tarihlerde bölgeye operasyon düzenlenmediğini bildirdi. 24 Ocak – 24 Şubat 1994 arasındaki gözaltı kayıtlarını AİHM’ye gönderen Türkiye, “Sözü edilen kişiler gözaltına da alınmamıştır” dedi.

5 kişi 3 yılda dinlendi

Kulp Savcılığı, AİHM’den gelen sorular doğrultusunda soruşturmasını şekillendirdi. Öncelikle Mehdi Akdeniz’le birlikte gözaltına alınan 5 kişiye ulaşılmaya çalışıldı. 5 kişi ancak 3 yılda bulunabildi.
Bu kişiler sözü edilen tarihte gözaltına alındıklarını, ancak Akdeniz’in kendilerinden ayrı bir yere götürüldüğünü söylediler. Gözaltı süresinden sonra mahkemeye çıkarılmalarına rağmen Akdeniz’ın savcılığa bile getirilmediğini anlattılar.
Savcılık, bunların ardından bir köylü ile Sesveren köyünün yanındaki köyün muhtarını dinledi. Her iki görgü tanığı da gözaltına alınanların ifadelerini doğruladı.
AİHM, bu ifadelerden sonra Türkiye’nin gönderdiği gözaltı kaydının devamını elde etti. Gözaltı defterinin 28 Şubat – 8 Mart arasındaki kayıtlarında Akdeniz dışındaki 5 kişinin isimleri bulundu. Türkiye, AİHM’nin saptamasından sonra gözaltı kayıtlarını 5 yıl sonra, 1999’da doğrulamak zorunda kaldı.

Operasyon kaydını buldu

Türkiye’nin “gözaltı yok” beyanından sonra, “operasyon yapılmadı” beyanının da doğru olmadığı, AİHM tarafından yine jandarma tutanakları kullanılarak saptandı. AİHM, jandarmanın köylülerin Sesveren köyüne düzenlenen operasyonda gözaltına alındığına yönelik kaydını buldu.

11 yıl sonra bitti

Kulp Savcılığı’nın eşzamanlı başladığı soruşturmada herhangi bir sonuç alınamazken AİHM, davayı Mayıs 2005’te karara bağladı ve gerekçesini geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gönderdi.
Kararda, Akdeniz’in diğer 5 kişiyle birlikte gözaltına alındıktan sonra bir daha bulunamadığının “açık” olduğu ifade edildi.
“Güneydoğu Türkiye’sinde 1994’te kayıtdışı tutuklamanın ölüm tehdidi yarattığı göz ardı edilemez” ifadesinin kullanıldığı kararda mahkemenin, Akdeniz’in öldüğü kanaatinde olduğu ifade edildi.
Gerçeğe aykırı beyanlarda bulunan Türkiye ile Akdeniz’in gözaltına alındığını saptamasına rağmen hiçbir jandarmayı sorgulamayan Kulp Savcılığı’nın eleştirildiği kararda, Türkiye’nin AİHS’nin “yaşam hakkı”, “işkence yasağı”, “etkin soruşturma”, “özgürlük ve güvenlik hakkı”, “etkili başvuru hakkı” ilkelerini ihlal ettiği kaydedildi.

Anneye 45 bin euro

Mevlüde Akdeniz’in süreç boyunca yaşadıklarını işkence sayan AİHM, masraflarla birlikte toplam 45 bin euro tazminat ödenmesini kararlaştırdı.

Yayınlanma tarihi

01/03/2006

Kategori Listesi