Ankara Davası İzleme Raporu – 26 Mayıs 2023

Esra Kılıç, Ayça Onuralmış – 26 Mayıs 2023

Mahkeme: Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi

Esas No: 2021/221

1993-96 yılları arasında Ankara’da Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında bulunduğu zorla kaybedilen veya yasadışı keyfi infaz edilen 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2011 yılında başlatıldı. 20 Eylül 2013 tarihinde zamanaşımı riskinden dolayı Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlenirken, 19 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen yeni iddianameyle Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeili, Asker Smitko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetleri de yargılamaya dahil edildi. Sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman’ın “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından yargılandığı davada beraat ve düşme kararları verilmesi neticesinde yapılan istinaf incelemesi sonucu verilen bozma kararının ardından ilk duruşması 15 Ekim 2021 tarihinde görülmüştü.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) bozma ilamı sonrası yeniden görülmeye başlayan davanın 8. duruşması 26 Mayıs 2023’te yapıldı.

Duruşma Öncesi

Geçen defa olduğu gibi bu duruşmada da Ankara Adliyesi’nin E blokta bulunan büyük salonlardan birinde görüldü. Duruşma saati olan 14:00’da avukat ve izleyiciler salona alındı. Geçen duruşmada ön sırada çevik kuvvet polisleri oturmuştu ancak bu duruşmada salonda iki üniformalı polis bulunuyordu. Büyük salon olmasına rağmen katılan vekilleri oturacak yer bulamadı. Bu nedenle, sanık müdafilerinin oturduğu taraftaki bank, katılan vekillerinin tarafına geçirildi.

Duruşma salonunda herhangi bir güvenlik sorunu yaşanmadı ve taraf vekilleri arasında herhangi bir gerilim olmadı.

Duruşma salonunda izleyici sıralarının altında dosya yığınları bulunuyordu.

Yaklaşık 20 dakika boyunca Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bulunan katılan vekili Av. Mehmet Emin Aktar ile SEGBİS bağlantısı kurulmaya çalışıldı.

Katılan taraflar ve sanık müdafi isimlerinin tutanağa geçirilmesinin ardından saat 14:30’da mahkeme heyeti yerini aldı ve duruşma başladı.

Duruşmaya Katılım

Sanık müdafileri ve katılanlar ile vekilleri duruşma salonunda hazır bulundu.

ÖHD ve ÇHD temsilcisi avukatlar, Ankara Barosu, Van Barosu, İHD Genel Merkez, İHD Ankara Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Hafıza Merkezi temsilcilerinin yanı sıra Mezopotamya Ajansı ve Medyascope muhabirleri de duruşmayı izledi.

Duruşmanın Seyri

Savcı, geçen duruşmada, kovuşturmanın genişletilmesi talebi olmadığını belirterek, mütalaasını vermiş ve tüm sanıkların beraatini talep etmişti. Savcı, mütalaayı tekrar ettiğini söyledi.

Mahkeme başkanı, katılan vekillerine “Mütalaa tekrar okunsun mu?” diye sordu.

Katılan ve katılan vekili Av. Sertaç Kamil Ekinci, “Geçen duruşma okunan mütalaada zabıttakinden farklı şeyler vardı. Bazı ifadelerin zabıta geçeceği söylendi ama hangi ifadelerin geçeceğini bilmiyorduk. Biz zabıta ulaşınca görebildik. Mütalaa bize ya şimdi açıklansın ya da ek süre isteyelim” dedi.

Savcı, “Noktalama işareti dahil hiçbir değişiklik söz konusu değil. Açalım en baştan tek tek okuyalım. Ben mütalaamı tamamlayayım” yanıtını verdi.

Av. Sertaç Kamil Ekinci, “Mütalaanın detayı bilirkişi raporuyla 1 sayfa. Zapta baktığımızda 4 sayfa, aynı değil” dedi.

Sonrasında savcı mütalaayı okumaya başladı ve mütalaayı okuması yaklaşık 40 dakika sürdü. Mütalaa okunması bittikten sonra Av. Sertaç Kamil Ekinci, beyanda bulunmak için ek süre talep ettiklerini söyledi.

Mahkeme Heyeti, verdiği ara kararda, “yargılamayı uzatmaya dönük olması nedeniyle süre talebinin reddine”kararı verdi.

“Gerçek Bir Adaletin Sağlanması İçin Elimizden Ne Gelirse Yapacağız”

 Mahkeme Başkanı “Esas hakkında beyanda bulunmak isteyen var mı?” diye sordu.

Söz alan katılan Eren Baskın, tam 10 yıldır Ankara 1. ACM’nin karar vermesi için uğraştıklarını belirterek, şunları söyledi:

“10 yıldır tek yapmaya çalıştığım babamın akıbetini sormak. Artık sadece babam için değil adalet arayan herkes için elimden ne gelirse yapıyorum. Bugün mahkemede gerçeğin bulunması talebimiz sona erecek. Sonrasında belki adaleti sokaklarda arayacağız. Türkiye’de 17 bin faili meçhul olduğu söyleniyor. Mesela Arjantin’de işkenceci polis amirinin 27 yıl sonra Fransa’dan iadesi sağlandı ve ağırlaştırılmış müebbet ile yargılandı. Fransa’ya iltica edene kadar hep beraat kararı almıştı. Muhtemelen bugün buradan da beraat kararı çıkacak. Ama bir umut, bu umudu hiçbir zaman yitirmedik. Mütalaaya asla katılmıyorum, babamın 3 cümle ile mütalaada geçirilmesini kabul etmiyorum, 30 yıllık geçmişi var. Bir gerçek var, 30 yıldır benim babam eve gelmiyor, 30 yıldır onun katillerini yakalayamadık. Onca delile rağmen hiçbir şey yapamadık. Babam öldürüldüğünde ben 4-5 yaşındaydım. Geldiğimiz noktada biliyorum, beraat kararı verilecek ama bizim mücadelemiz burada son bulmayacak. Cumartesi Anneleri’yle bu işin sonucunu arayacağım. Bu dava açılmadan önce biz sanıkların babamı öldürdüğünü biliyorduk, Ayhan Çarkın’dan öğrenmedik. Biz bu bilgileri zaten biliyorduk. Ama ne olursa olsun burada yüzleşme sağlayamadık. Bu hesap saf iyi ile saf kötünün hesabıydı, bu hesabı göremedik. Bunu başaramadık. Ama biz vazgeçmeyeceğiz. Nereye kadar gidilecekse gideceğiz. Gerçek bir adaletin sağlanması için elimizden ne gelirse yapacağız.”

“Beraat Mütalaası Hukuk Dışıdır, Altında Niyet Aranır”

Av. Sertaç Ekinci, bu mahkemedeki savcı ve hakimlerle empati yapmaya çalıştığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Bu, sizlerin altından kalkamayacağınız bir dava. Size tanınan yetkiler, burada sağlıklı bir yargılama yapılmasını yeterli kılmıyor. Biz Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ettik, reddedildi. Sizin yapacağınız bir şey olmadığının farkındayım. Ama mütalaa sempati ve empatimi taşımıyor. Birçok delil var, Savcı Hanım burada okudu, bilmiyorum daha önce kopyala yapıştır yaparken okumuş muydu? İfadelerde çelişki olduğu söyleniyor ama çelişki yok. Bu soruşturma Ayhan Çarkın’ın ifadesiyle açılmadı, öncesinde zaten açılmıştı. Benim özel yetkili savcılığa verdiğim dilekçeyle açıldı, ortada henüz Ayhan Çarkın yoktu. Ben herhangi bir çelişki görmedim. 1993 yılı Aralık ayından itibaren parti parti silahlar Türkiye’ye geliyor. Bu silahlar envantere kaydedilmiyor. Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı’na geliyor ve envantere kaydedilmeden -Parmak izi gibi her silahın kaydı alınır, başka yerde kullanıldığında karşılaştırma imkanı olur- Antalya’da bir eğitim kampına gönderiliyor ve 10 tanesi kayıp, hala nerede oldukları bilinmiyor. Kayıp olmayan ve envantere kaydedilen silahlarla cinayet işlenmiyor. Ama bunlar Sayın Savcı için hiçbir şey ifade etmiyor. Ben burada artık hukukun işlemediğini düşünüyorum. Hukuk bu şekilde işlemez, işlememesi gerekir. Beraat mütalaası hukuk dışıdır, altında da niyet aranır. Madem ifadeler bizim için önemli, o zaman dosya içinde hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında tanıkların ifadeleri var. İfadelerin hepsi bu tarz cinayetlerin işlendiği yönünde net ifadeler içeriyor. Kutlu Adalı cinayeti var. Yine UZİ silahlar kullanıldığı, Korkut Eken tarafından işlendiği iddiası var. Bunu Sedat Peker’den öğrendik. Savcının bunu da araştırması gerekiyordu. Bu dosya sadece Ayhan Çarkın’ın ifadeleri ile mi açıldı sanıyorsunuz, beraati buna dayandırıyorsunuz? Savcı neye değer veriyor? ‘Ben deliyim, benim gibi deli bir adamın sözüyle soruşturma devam ediyor’ sözüne değer veriyor. Bir delinin deli olduğuna dair beyana inanıyorsanız o deli değildir. Bir adamın sizin işinize gelen ifadesini mi seçeceksiniz yoksa evrensel hukuk kurallarıyla mı hareket edeceksiniz? Sanıkların ceza alması için yeterli delil toplanmış mıdır? Hayır. Makul şüphe devam ediyor. Yargılamaya devam edilmesi lazım. Savcının araştırması gereken hususlar var. Bu cinayetler hukukun rafa kaldırıldığı bir dönemde işlendi. Devletin içinde bir kesim siyasal, sosyal bir problem haline geldi.”

“Bütün Ötekilerin Haklarını Savunacak Bir Karar Verilmesini Talep Ediyoruz”

 Katılanlar vekili Av. Kadir Kutevi, “Bu mahkemenin sonucunda beraat kararı verilirse öldürülen bütün ötekilerin meşruluğu oluşacaktır. ‘Kürtleri, kadınları, Alevileri, Ermenileri öldürmekte sıkıntı olmaz’ denilecek. Bütün ötekilerin haklarını savunacak bir karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

“Biz Bu Ülkede Herkesin Adalete Güvenmesini İstiyoruz”

Katılanlar vekili, Av. Yusuf Alataş, bu davada 2019’da savcılığın bir mütalaa verdiğini, ardından karar verildiğini ve bu kararın istinaf mahkemesinde bozulduğunu anımsattı. Bugün savcının okuduğu mütalaanın, 2019’daki ile birebir aynı olduğunu söyleyen Av. Alataş, şu ifadeleri kullandı:

“Ne değişti o zaman? Bozma öncesi süreçte ve sonrasında, gerçeğe ulaşma, adil bir sonuca ulaşma yönünde yargılama faaliyetine biz tanık olmadık. Bu dava niye açıldı? Devletin içindeki güç çatışmasının bir ürünüdür. Ama sanıkların tarafındaki güç daha büyük olduğu için dava, sanıkları aklamaya yönelik bir sürece dönüştü. 22 sayfa esas hakkında görüşümü yazdım, sunacağım.

Devlette geçmişiyle yüzleşme iradesi yoksa, mahkemenin tek başına sonuç alması mümkün değil. Ama en azından mahkeme de elinden geleni yapsaydı. Ben hayatımda ilk kez savcının sanığın vareste tutulmasını talep ettiğini gördüm. Mahkeme görüş sormadan talep etti. Savcıyı neden ilgilendiriyordu? İçişleri Bakanlığı’na yazı yazıldı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında hiçbir bilgi ve belgeye rastlanmadı cevabı verildi, mahkeme bunu sineye çekti. Şunu sormak istiyorum; istinafın bozma nedenlerinden hangisi karşılandı ya da bir tek işlem yapıldı mı? Biz görmedik. Devlet kararıyla işlenmiş faili belli cinayetler söz konusu. Suçlu olan devletin kendisidir. Hala bu zihniyet devam ediyor. Kobane’de Kürtlere yapılan zulümler nedeniyle bir parti ‘Gösteri yapın’ dediği için insanlar ömür boyu hapis cezası talebiyle tutuklu. Bizim davamıza bakalım, 19 cinayet için görülen davada tutuklama yok. Biz bu ülkede herkesin adalete güvenmesini istiyoruz. Diğer söyleyeceklerim yazılı olarak dilekçemdedir.”

“Adalet Duygusunu Zedelemeyecek Bir Karar Bekliyoruz”

Av. Mehmet Celal Baykara, “Mütalaaya bakıyorum, herhalde Ayhan Çarkın’ın avukatı olsaydık ona bu mütalaa gibi bir savunma hazırlardık. Öyle bir mütalaa hazırlanmış ki, sadece alkol uyuşturucu kullanan, akıl sağlığı yerinde olmayan birinin ifadeleri var gibi. Mahkemeden adalet duygusunu zedelemeyecek bir karar vermesini bekliyoruz” dedi.

“Dosyada Hakim Bolluğu, Fail Yokluğu Yaşanmış”

Av. Levent Kanat, mütalaanın, dosya değerlendirilmeden oluşturulduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“CMK’nın önemli ilkeleri var ve doğrudanlık ilkesi ihlal ediliyor. Bu yargılamada yüzyüzelik ilkesi yürütülmedi. Adil yargılanma hakkını ihlal eder bu. Başkanım sizin 3. Duruşmanız, savcının da 3. duruşması. Siz hiçbir sanığı görmediniz, tanığı görmediniz. Bu kadar ağır suçlar içeren yargılamada hiç kimseyi görmeden karar vereceksiniz. Bu kararı nasıl adil sayacağız? Sizden önceki heyetler tedirgindi ve sıkıntı yaşıyordu, biz bunu görüyorduk. Bu dosyada beraat kararı verildi ve istinaf bozma kararı sonrası, kararı veren heyetin başkanı o kadar rahatsızdı ki, bir sayfalık bir kağıt hazırlamıştı. İlk defa böyle bir şey gördüm ben. Tedirginlik ile yapıldı bu usuli bir hata. Yine öncesinde Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın tanık olarak dinlenmesi kararı verildi. Bir baktık, başka bir heyet geldi ve ‘Dün akşamdan beri bu koca dosyayı okudum’ dedi, kararı kaldırdı. Kaç tane hakim savcı görev yapmış inceledim, şaşırdım. 41 hakim görev yapmış, 13 savcı değişmiş. Hakim bolluğu, fail yokluğu yaşanmış. Bunların içinde AYM üyesi olan da var, istinaf üyesi olan da var. En uzun süre önceki başkan görev yapmış, 15 duruşmada bulunmuş. Ama mesela bir hakim sadece karar duruşmasına katılmış. Sizin de 3. duruşmanız, buradan nasıl adil bir karar çıkar? Ben yüzde yüzeminim beraat çıkacağından. Cezalandırma kararı vermek sizin için çok zor farkındayım ama adaleti gerçekleştirmek zor bir iştir.”

“Tüm Sanıkların Cezalandırılmasını Talep Ediyoruz”

Av. Nuray Özsoy mütalaanın, ceza yargılaması mütalaası niteliği taşımadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Mütalaa sanıkların savunması gibi olsa da bunda kasıt aramıyoruz. Mütalaada, dosya incelenmemiş ve deliller tartışılmamış. O yüzden bizim bunu mütalaa olarak kabul etmemiz mümkün değil. Savcılık makamının delilleri takdir etmediği bir mütalaa mümkün değil. Soruşturma ve kovuşturma süresince yapılan eksik ve hatalar, mahkemenizin bu ağır insan hakkı olan suçların yargılanmasındaki pozisyonunu gösteriyor ne yazık ki. Olumlu ya da olumsuz bizim taleplerimizi değerlendirmenizi istiyoruz. Dilekçelerimizdeki delillerin tartışılmasını istiyoruz. Savcılık makamı yapmadı bunu. Yüz yüzelik ilkesi uygulanmadı, sanıklar duruşmaya gelmedi. Yargılananların kimliğinden bağımsız bu dosya ele alınamaz. İçişleri Bakanlığı yapmış, İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış oldukları bağlamında bakmazsak sonuca ulaşamayız. Sanıkların konumları üzerinden de bakılması gerekir.Sanıkların hangisi hangi görevde, hala devlette görevdeler mi, bilmiyoruz. Kovuşturma sürecine etkileri nedir, bunun kilitlenmesinde rolleri nedir? Bunun sonuçları tamamen sizin üstünüze yıkılamaz ama sizin bu konuda tutumunuz önemli. Türkiye’deki tüm cinayetleri bu mahkemede çözmeye çalışmıyoruz ama etkileri tespit edilmeli. Biz bu dosyayla ilgili takibe devam edeceğiz ama bunu sizin omuzlarınıza yıkacağız mecburen. Sizin olmayan katkınız için soruşturacağız, yargı pratiğine itiraz edeceğiz. Böyle bir dosyada mağdurun haklarının öncelikli olarak ele alınması gerekiyor. Ama Türkiye’de pratiği yok. Mütalaa, karara varmaya uygun bir mütalaa değil. Taleplerimizin kabul edilmesini ve yazışmaların yapılmasını, sanıkların duruşma salonuna getirilerek delillerin tartışılmasını istiyoruz. Madem çelişki var, Ayhan Çarkın getirilsin, çelişki giderilsin. Tüm sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

“Karar Verirken Elinizi Vicdanınıza Koymanız Lazım”

Av. Zahin Şeyhanoğlu, dosyada başından beri delillerin karartıldığını belirterek, bu delillerden örnekler verdi. Şeyhanoğlu, “Bir elbisenin markasından dahi cinayet ortaya çıkartılabiliyor. O dönem kaç tane Mercedes var ki? Mercedes’e bir yazı yazılsaydı, bu araçların kime satıldığı ortaya çıkardı. Tüm bu beyanlarla sanıklar hakkında yeterli şüphe oluşmuştur, diye düşünüyoruz. Cesaretle olayın üzerine gidilmediğini biliyoruz. Dosyada karar verirken elinizi vicdanınıza koymanız lazım. Onlarca insanın vebali var.” dedi.

“Ne Karar Verirseniz Verin, Bu Dava Bitmeyecek”

Av. Öztürk Türkdoğan, beyanına “Bu tarz davalara biz cezasızlık davaları diyoruz. Çünkü insanlığa karşı suçlarda, ağır insan hakkı ihlali olan davalarda maalesef devlet kendi görevlilerini koruyor. Soruşturmaları eksik yapıyor, kovuşturma aşamasında delil toplamayarak zaman aşımına bırakıyor. Bu da cezasızlık kültürüne neden oluyor. Bu hakikate darbe vuruyor” sözleriyle başladı.

Bu dava dosyasının “insanlığa karşı suç” kapsamında ele alınması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Gerekli delil toplama faaliyetleri yapılmalıdır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. Çok sayıda uluslararası protokol, sözleşme ve karar vardır. Biz yıllardır mücadele ediyoruz. Bu ülkede faili meçhul cinayetler araştırılsın, diyoruz. Cumartesi Anneleri her hafta gözaltına alınıyor, hatta şu an İstanbul’da yargılanıyorlar. Bu cezasızlık sürecekse bu davalar devlete karşı açılsın. Devleti kim yönetiyorsa, eğer devlet kendi adamını teslim etmeyecekse devleti yargılayalım. Olay tarihi itibariyle kim yönetiyorsa devleti, onları yargılayalım. Nereye kadar bu failler korunacak? Her dönem Mehmet Ağar adını duymaktan bıktık, usandık. Hem mahkemeye gelmeyeceksiniz hem de siyasi arenada olmaya devam edeceksiniz. O zaman bu ülkenin adaleti ne olacak?Siz beraat verirseniz biz itiraz edeceğiz. Bu dava bitmeyecek, ne karar verirseniz verin, bitmeyecek. 12 Eylül davasında yargılamayı bu adliyede yaptık, biz bu davayı AYM’ye hakikat hakkı kapsamında taşıdık. Sanıklar ölse de bitmiyor. Hakikat hakkımız var, gerçekleri öğrenme hakkımız var. Sanıkların buraya getirilmesini ve çapraz sorgu hakkımızı kullanmayı talep ediyoruz.”

“Elimizde Olan Tek Şey ‘Allah Belanızı Versin’ Demek”

Diyarbakır’dan SEGBİS ile bağlanan Av. Mehmet Emin Aktar da mahkemenin sanık olmadan yargılamayı sürdürdüğüne değinerek, “Bize de süre vermeyerek bitirme kararını almış oldunuz. Mahkemeniz 2019 kararında bu davanın sadece Ayhan Çarkın’ın beyanları üzerinden açıldığı düşüncesiyle bir paragraflık kararla beraat kararı verdi. İstinaf mahkemesi bozdu, ‘Kılıfına uydurun’ dedi. Mahkemeniz hiçbir şey yapmadı” dedi.

Adalete ulaşmak için yapacak başka bir şey kalmadığını belirten Aktar, ellerinde olan tek şeyin “Allah belanızı versin” demek olduğunu söyledi.

Avukat beyanlarının ardından karar için 15 dakika ara verildi. Aranın sonunda 17:30’da duruşma sona erdi.

Karar

Mahkeme heyeti, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verdiğini açıkladı. Katılan vekilleri hızlıca duruşma salonundan ayrıldılar.

Duruşma Sonrası

Ankara Adliyesi’nin önünde basın açıklaması yapılması yıllardır yasak olduğu için  duruşmadan sonra İHD Ankara Şube’de basın açıklaması gerçekleştirildi.

Yayınlanma tarihi

27 September 2023

Kategori Listesi

Etiket Listesi