Bir JİTEM Davası Daha Cezasızlıkla Sonuçlandı

P24

Cansu Pişkin

1990’lı yıllardaki zorla kaybetmelerle ilgili 2009-2014 arasında 12 davadan 10’u cezasızlıkla sonuçlandı

Türkiye’de 1990’lı yıllarda zorla kaybedilen ve hukuk dışı infaz edilen 78 kişiyle ilgili 2009-2014 seneleri arasında 12 dava açıldı. Zorla kaybetmelerde yüzleşme olasılığı sunan bu az sayıda davadan biri de 19 kişinin “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlamasıyla yargılandığı Ankara JİTEM davasıydı. 10-17 Aralık İnsan Hakları haftasına denk gelen davanın karar duruşmasında mahkeme, 17 sanık hakkında “hiçbir delil bulunamadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi. “Yeşil” kod adlı sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama infazı gerçekleşmediği için dosyasının ayrılmasına karar veren mahkeme, ölmüş olması sebebiyle sanık Ahmet Demirel yönünden ise davanın düşmesine hükmetti.

Ankara’da Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında bulunduğu zorla kaybedilen 19 kişiye ilişkin ilk soruşturma 2011 yılında başlatıldı. 20 Eylül 2013 tarihinde ise Abdülmecit Baskın cinayetiyle ilgili iddianame düzenlendi. 19 Aralık 2013 tarihinde düzenlenen yeni bir iddianameyle Namık Erdoğan, Metin Vural, Recep Kuzucu, Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Haci Karay, Adnan Yıldırım, İsmail Karaalioğlu, Yusuf Ekinci, Ömer Lutfi Topal, Hikmet Babataş, Medet Serhat, Feyzi Aslan, Lazem Esmaeılı, Asker Smıtko, Tarık Ümit, Salih Aslan ve Faik Candan cinayetleri de zamanaşımı riskinden dolayı yargılamaya dahil edildi. İddianamede, sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman’ın “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıkların tamamının tutuksuz yargılandığı dava, 16 Mayıs 2014’te Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Davanın 10 Nisan 2015 tarihli duruşmasında, tanık olarak dinlenen eski MİT Güvenlik Daire Başkanı Mehmet Eymür, kendisine verilen 29 kişilik infaz listesini mahkemeye sundu. Dava kapsamında Susurluk Raporunu hazırlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, eski Emniyet Müdürleri Kemal Yazıcıoğlu ve Hanefi Avcı, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Çiçek, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, eski İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, gazeteci Uğur Dündar, eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Başbakan Tansu Çiller’in danışmanı Mümtazer Türköne, emekli Tuğgeneral Veli Küçük gibi isimler tanık olarak ifade verdi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve eşi Özer Uçuran Çiller ile Mesut Yılmaz’ın tanık olarak dinlenmesi talebi ise “dönemlerinde işlenen cinayetlerin faillerinden birebir haberdar olmayacaklarının açık olması” gerekçesiyle reddedildi.

Sanıklar duruşmaya katılmadı

Ankara JİTEM davasının P24 tarafından takip edilen karar duruşması 13 Aralık günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kalabalık bir dosya olması sebebiyle duruşma, adliyenin üçüncü katındaki büyük salonda yapıldı. Sanıkların gelmediği duruşmada, taraf avukatları hazır bulundu.

Ret değerlendirmesi mahkemeye ait”

Ankara’da zorla kaybedilen 19 kişiden biri olan iş insanı Savaş Buldan’ın eşi HDP Milletvekili Pervin Buldan ile birlikte bir kısım kayıp yakını duruşmayı izledi. HDP Milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Filiz Kerestecioğlu ve Ahmet Şık ile insan hakları savunucularının aralarında bulunduğu pek çok kişi de duruşmayı takip etti. Seyircilerin oturduğu kısımdaki ilk sıraya “güvenlik amacıyla” çevik kuvvet ekipleri yerleştirildi.

Sanık Ahmet Demirel’in öldüğü bilgisini veren mahkeme başkanı, sanık Yusuf Yüksel’in avukatının mazeretini reddetti. Katılan vekili Avukat Sertaç Ekinci’nin 20 Eylül 2019 tarihli duruşmada “Tavsiyem heyet davadan çekilmelidir” sözlerini ret isteği olarak değerlendiren mahkeme başkanı, ret istemini geri çevirdi. Zorla kaybedilen Yusuf Ekinci’nin oğlu olan Avukat Ekinci söz alarak, “Ben bu sözleri ret olarak söylememiştim. Ben cübbemi çıkararak katılan olarak konuşmuştum. Ret talebi yoktur. Ret değerlendirmesi size ait” dedi.

“Mahkumiyete yeterli delil yok” diyen savcı beraat talep etti

Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, sanıklar hakkında “mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği” gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmesini talep etti. Savcı mütalaasında, sanık Ayhan Çarkın’ın dava aşamasında verdiği çelişkili ifadelerinin dosya açısından önemli olduğunu savundu: “Ayhan Çarkın ifadelerinde maktullerin nasıl öldürüldüğünü veya duyduğunu farklı şekillerde açıklamaktadır. Örneğin Abdülmecit Baskın’ın Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalı tarafından öldürüldüğünü, cesedinin Gölbaşı’nda bulunduğunu gazetelerden gördüğünü beyan etti. Daha sonra ise Mecit Baskın’ı kimin öldürdüğünü görmediğini söyledi. Yusuf Ziya Ekinci’nin üç kişi tarafından alındığını cinayetin kimin tarafından işlendiğini bilmediğini, ancak faillerin İbrahim Şahin’in talimatıyla hareket eden özel harekat polisleri olduğunu beyan etti. Çarkın’ın ifadesinde, Ekinci cinayetiyle ilgili, Ekinci’nin dört araçla durdurulup alındığını, Gölbaşı’na götürüldükten sonra Ayhan Akça’nın uzi marka silahı kendisine vererek ‘Hadi sen de milli ol’ dediğini kendisinin ise silahı fırlatıp attığı, Ekinci’yi başkanın öldürdüğünü ama kimin öldürdüğünü bilmediği anlatılıyor. Çarkın ayrıca, ‘Savaş Buldan’ın da bu şahıslar tarafından öldürüldüğünü duydum. Terör örgütüne yardım eden şahıslar listesinde olduğu için öldürülmüş’ dedi ancak bilgi vermedi. Çarkın, Behçet Cantürk’ün de ‘devletin bekası için öldürüldüğünün söylendiğini’ aktardı.”

Mütalaasında, Çarkın’ın aklî sağlığının yerinde olup olmadığına dair Adlî Tıp Kurumu’ndan rapor alındığını söyleyen savcı Çarkın’ın, “Madde bağımlılığım nedeniyle hem kendimi hem arkadaşlarımı yaktım, hapishanede tedavi oldum. Hata yapmışım suçsuzum” dediğini hatırlattı. Savcı, Çarkın’ın daha sonraki ifadelerinde de amacının intikam almak olduğunu ve “Devletim kurumlarını bu sebeple itham altında bıraktığını” söylediğini anımsattı. “Sanıklar aleyhinde maddi gerçekliği ortaya koyacak objektif veya subjektif delile rastlanmadı. 25 yıl geçtiğinden yeni delile ulaşmak imkansızdır” diyen savcı, sanık Mahmut Yıldırım’ın “firarî” olması nedeniyle dosyasının tefrik edilmesini, sanık Ahmet Demirel’in ölmüş olması sebebiyle dosyasının düşmesini ve diğer sanıklar açısından da beraat kararı verilmesini talep etti.

“Mahkeme ile iddia makamı arasında organik bağ var”

Mütalaanın ardından katılan avukatlardan Mehmet Emin Aktar söz aldı. Aktar, “Savcının mütalaası bizim için sürpriz değil. Biz zaten buradan adalet çıkmayacağını bekliyorduk. Sanıkların bütünü suçludur. Siz cezalandırmasanız bile bunlar vicdanımızda mahkûmdur. Duruşma başladığında iddia makamı konuşmadan, mütalaayı mahkeme bilgisayarında gördük. Bu durum mahkeme ile iddia makamı arasında organik bir bağ olduğunun kanıtıdır. Yargılama sanıkları aklamaya yönelik yürütüldü. Sanıklar bu suçları devletin bilgisi dahilinde siyasi saiklerle işlemiştir” dedi.

“Vereceğiniz karar adaletli ve bağımsız olmayacaktır”

Katılan avukatlarından Levent Kanat, mahkemenin vereceği kararın adil olmayacağı görüşünde olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Savcı mütalaasını okurken sanık vekilleri savunma yapıyor sandım. Mütalaada sadece Ayhan Çarkın’ın beyanlarını almıştır oysa jandarma astsubayı Yıldırım’ın da beyanları vardı. Bu nedenle vereceğiniz kararın âdil olmayacağını şimdiden beyan ediyorum.”

Katılan avukatlarından Burak Yılmaz’ın “Cezasızlık politikası devam ederken yargının politikadan bağımsız olduğunu düşünmüyoruz. Devletin içinde çeteler vardır ve bu sanıkların suç işlediğini herkes biliyor. Yargı, siyasi iktidardan bağımsız değil. Sizin yerinize kim otursa bu dosyada beraat verilecek. Çünkü AKP Başkanı Mehmet Ağar’la anlaşmış ve seçim çalışması yapmıştır. Vereceğiniz karar adaletli ve bağımsız olmayacaktır” sözlerinin ardından araya giren mahkeme başkanı, “Bağımsızlık konusunda yanılıyorsunuz” dedi.

Kaybedilen Yusuf Ekinci’nin oğlu ve katılan avukatlarından Sertaç Ekinci, “Bu dava dosya içerisinde yapılan usulü eksikliklerle dilim varmıyor ama usulün ırzına çoktan geçildi. Savcı uzayda mı yaşıyordu bilmiyorum. Siyasi içeriğine dair tek bir ifade yok mütalaada sanırsınız Tansu Çiller dosyanın hazırlık aşamasında şüpheli sıfatıyla dinlenmemiş” diye konuştu.

“Kamu görevlileri sizler tarafından korunmaya devam ediyor”

Katılan avukatlarından Ruşen Ali Nergis de Çarkın’ın ifadelerinde, cinayetlerin ciddi kısmındaki olay yerlerinin tuttuğunu söyledi: “Çarkın, Yusuf Ekinci dosyasında yeri ve kullanılan silahı göstermiştir. Herkes tarafından bilinen gerçekleri söylememiştir dolayısıyla. İddia makamı mütalaasında Ayhan Çarkın’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığının anlaşılması için birinci celsede Adlî Tıp’a gönderildiğini söyledi ama raporun sonucunu söylemedi. Çünkü o rapor sonucuna göre Çarkın’ın aklî melekeleri yerindedir.” Nergis, tüm sanıkların insanlığa karşı suçtan cezalandırılmasını talep etti.

Katılan avukatlarından son sözü avukat Ahmet Özmen aldı. Özmen, “İddia makamının mütalaası, ‘25 yıl geçti bir şey yapmadık şimdi de yapmayacağız’ anlamına geliyor. Üzerinden 25 yıl geçiren sizsiniz iddia makamı. Kamu görevlileri sizler tarafından korunmakta ve korunmaya devam ediyor” dedi.

Sanık avukatları ise mütalaaya katıldıklarını belirterek beraat talebinde bulundular.

Bir dakikada beraat kararı

Mahkeme heyeti, savunmaların ardından kararı müzakere etmek için salondan ayrıldı. Yaklaşık 1 dakika sonra salona dönen heyet, “hiçbir delil bulunamadığı” gerekçesiyle 17 sanık hakkında beraat kararı verdi. “Yeşil” kod adlı sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki yakalama infazı gerçekleşmediği için dosyasının ayrılmasına karar veren mahkeme, ölmüş olması sebebiyle sanık Ahmet Demirel yönünden ise davanın düşmesine hükmetti. Böylece 1990’lı yıllardaki zorla kaybetmelerle ilgili 2009-2014 seneleri arasında açılan 12 davadan 10’u cezasızlıkla sonuçlandı.

Yayınlanma tarihi

14/12/2019

Kategori Listesi