Hrant Dink Davası İzleme Raporu – 26,27,28 Kasım 2019

Elif Akgül- 26,27,28 Kasım 2019

Mahkeme: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas No: 2016/32

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın 26 Kasım 2019’da başlayan celse haftası üç gün sürdü. Mahkeme heyeti başkanı dördüncü kez değişti. 26-27-28 Kasım tarihlerinde görülen duruşmalara Hâkim Emrah Korkmaz başkanlık etti, Emrah Kızılhisar ve Şule Kalacık üye olarak heyette yer aldı. Dosyaya ulaşan belgelere göre, 2004’te Sabiha Gökçen haberi hakkında Hrant Dink ile İstanbul Valiliğinde görüşen MİT mensubu tanıkların dinlenilmesine ilişkin yazılan yazıya yine cevap gelmedi.

4’ü tutuklu, 10’u firari 85 sanıklı davanın diğer sanıkları arasında Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Başkanı Ali Fuat Yılmazer gibi isimler, dönemin Trabzon ve İstanbul illeri jandarma ve emniyet görevlileri ile ana dava hükümlüleri de yer alıyor.

26 Kasım’daki duruşmada dönemin Trabzon Jandarma Görevlileri Hasan Gözalan ve Uğur Erdoğan ile Eski İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar; 27 Kasım’daki duruşmada dönemin Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, dönemin Samsun Emniyet Müdür Yardımcısı Sebahattin Artun, cinayet olduğunda Samsun Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde yüzbaşı olan Mustafa Kuraş ile cinayet gerçekleştiğinde Samsun Jandarma’sında Albay rütbeli komutan yardımcısı olan Fuat Kömürcü; 28 Kasım’da görülen duruşmadaysa eski Samsun Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Fikri Yalman, cinayet döneminde Samsun Emniyeti İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olan İsmail Hakkı Günay tanık olarak dinlendi. Tanık Mustafa Sabri Şahin ise hazır edilmediği için dinlenemedi.

Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi Hrant’ın Arkadaşları saat 9:30’da Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yaptı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1. Kat C Blok’ta bulunan büyük salonunun bulunduğu koridor girişine güvenlik bariyeri çekiliydi. Tutuksuz sanıklar, sanık yakınları, taraf avukatları, Hrant’ın Arkadaşları ve basın mensupları duruşma başlayıncaya kadar bu bariyerlerin önünde bekledi.

Duruşma salonu açıldığında bariyerin gerisinde duran özel güvenlik görevlileri bariyeri açarak önce taraf avukatlarını ve tutuksuz sanıkları, ardından da basın mensuplarını, sanık yakınlarını ve izleyicileri salona aldı.

Duruşma Salonu ve Katılım

Duruşma İstanbul Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nın büyük salonlarından biri olan 1. Kat C bloktaki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda görüldü. Duruşma salonunda az sayıda sanık yakını yer aldı. Duruşmayı Hrant’ın Arkadaşları, Agos ve Evrensel gazetesi tam gün boyunca takip etti. Anadolu Ajansı, Cumhuriyet ve DHA muhabirleri arada bir duruşma salonuna gelerek gelişmeleri izledi.

1.Gün / 26 Kasım 2019

26 Kasım’daki 100’üncü duruşmada dönemin Trabzon Jandarma Görevlileri Hasan Gözalan ve Uğur Erdoğan ile Eski İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar tanık olarak dinlendi. Tanık Mustafa Sabri Şahin ise hazır edilmediği için dinlenemedi.

Saat 10:30’da başlayan duruşmada ilk olarak tanık Gözalan, Trabzon’dan Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile bağlanarak olarak dinlendi.

Hrant Dink cinayetini televizyondan öğrendiğini iddia eden Gözalan, “Beni aradılar ‘ihbar var’ dediler, Samsun’da yakalanmıştı, Trabzon’dan biri öldürmüş. O zaman öğrendim. Harekât merkezinden aradılar, ihbar tutanağını çözmem için. Ben de gidip çözdüm” dedi.

McDonald’s’a yönelik bombalı saldırının ardından Yasin Hayal yer göstermeye götürüldüğünde kendisinin de orada olduğunu belirten Gözalan “ Sonra tutuklandı. Çıktıktan sonra Teknik takibi gündeme gelmedi. İstihbarat değerlendirme toplantılarına katılırdım ama Hrant Dink adını duymadım” diye konuştu.

“Ogün Samast hakkında 156’ya gelen ihbar telefonuna ilişkin iletişim tespit tutanağını ben düzenledim” diyen Gözalan, “İhbar tarihiyle farklıdır. Emir üzerine düzenlendi. İletişim tespit tutanağı 9 gün sonra düzenlendi. İhbar tutanağı o gün savcılığa gönderilmiştir” diye ekledi. Dink ailesi avukatlarından Av. Hakan Bakırcıoğlu’nun “Cinayeti televizyondan öğrendiğinizi söylediniz, sizi kim aradı?” sorusuna. Gözalan arayan kişinin ismini bilmediğini ancak harekât merkezinden bir görevlinin kendisini aradığını söyledi. Bakırcıoğlu da bu arama dışında kendisini arayan olup olmadığını sordu. Gözalan, aranmadığını savundu. Av. Bakırcıoğlu, “İhbarın geldiği tarihten 9 gün sonra iletişim tespit tutanağının düzenlenmiş olduğu görülüyor, öncesinde bir tutanak düzenlendi mi?” diye sordu. Gözalan, “O gün yarım saat, bir saat sonra ihbar tutanağı düzenledik. Eminim, ben çözüm yaparken Samast Samsun’da yakalanmıştı” dedi.

Söz konusu tutanak savcılığa gönderilmemiş, soruşturma başladıktan sonra dosyaya dâhil edildiği için soruşturma konusu olmuştu.

Duruşmada dinlenen ikinci tanık Uğur Erdoğan’dı. Duruşmaya Ankara’dan SEGBİS ile bağlanan Erdoğan, “İstihbaratta aşırı sol faaliyetlerde görevliydim. Hrant Dink’in adını cinayetten bir ay önce Okan Şimşek ve Veysel Şahin’in araştırması sırasında duydum. Bilgisayarından Hrant Dink ve Agos sayfalarına bakıyordu. Orada gördüm” dedi.

Erdoğan, mahkeme başkanı ile Dink ailesi avukatı Av. Bakırcıoğlu’nun sorularına verdiği yanıtlarda şunları söyledi:

“Trabzon’da 2005-2007 Temmuz’a kadar görevliydim. Tim Komutanı Gökhan Aslan’dı. Kendisi terör kısım amiriydi aynı zamanda, gerektiğinde MİT ve emniyetle bilgi paylaşımı yapılırdı. Pelitli ’de haber kaynağım yoktu. Üniversiteden vardı. Ben üniversiteye bakıyordum. Birbirimizin alanıyla ilgili çalışma yapmazdık ama bilgi gelirse yönlendirirdik. Yasin hayali önceden bilmiyordum. Hrant Dink cinayetini akşamında medyadan öğrendim. 20 ve 21 Ocak’ta Jandarmada komutanlığında Konuyla ilgili yapılan toplantılara ben katılmadım” dedi.

Erdoğan’ın ifadelerinin alınmasının ardından, mahkeme duruşmaya saat 12:00’den 14:00’e kadar ara verdi.

Duruşmanın öğleden sonraki kısmı saat 14.15’te tanık Yunus Dolar’ın ifadesiyle başladı. Hrant Dink’in öldürüldüğü tarihte Erzincan’da şark görevinde olduğunu söyleyen Dolar, “Bazı isteklerimiz olduğunda Ercan Gün’e iletiyorduk. FETÖ ile ilişkisi vardı. Her şeyden haberi vardı. Ben de FETÖ davasından yargılandım. Etkin pişmanlıktan yararlandım” dedi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, emniyetçi sanıklardan isimler okuyarak tanık Yunus Dolar’a “FETÖ ilişkileri var mıydı?” diye sordu. Dolar ise “Cemaatçi olduğunu net olarak söyleyebilmem için aynı ortamlarda bulunmamız lazım. Ahmet İlhan Güler de cemaatçiydi. Ergenekon operasyonlarını yapmak istemediği için sonradan bağlantısı koptu” dedi.

Dolar, Hrant Dink’e ilişkin sorulara, “Ülkü Ocakları başkanının 2004’de Şişli Agos gazetesinin önünde bir eylemi olmuştu. O dönemde tedbir amaçlı iki yazı yazmıştım. Biz azınlıklar büro olarak öneride bulunduk. 2005’te şark görevine gidene kadar bir tek bahsettiğim eylemi gördüm. Sonra da şarka gittim” dedi.

Dolar‘ın “Ekrem Dumanlı ile kardeşi arasındaki haberleşmeyi de Ercan Gün yapıyordu” sözleri üzerine söz alan Gün, “Ben Kuleli Askeri Liseden FETÖ’cü olduğum için değil, yabancı dil problemi yüzünden atıldım. Söylediklerinin tamamı iftira. Cemaatin gazetesinde çalışmak, cemaatçilerle bir dönem ilişkide olmak örgüt üyeliği anlamına gelmez” dedi.

Duruşma 14.45’te sona erdi.

2.Gün / 27 Kasım 2019

27 Kasım’daki 101’inci duruşmada dönemin Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, dönemin Samsun Emniyet Müdür Yardımcısı Sebahattin Artun, cinayet olduğunda Samsun Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde yüzbaşı olan Mustafa Kuraş ile cinayet gerçekleştiğinde Samsun Jandarma’sında Albay rütbeli komutan yardımcısı olan Fuat Kömürcü tanık olarak dinlendi.

Saat 10.30’da başlayan duruşmada ilk olarak Mustafa İlhan SEGBİS üzerinden ifade verdi. İlhan üzerine düşen görevleri yaptığını iddia ettiği ifadesinde, Ogün Samast’ın emniyette Türkiye bayrağıyla fotoğrafının çekilmesinden haberinin olmadığını söyledi. İlhan’ın yayınlanan video görüntülerinde orada olduğu iddia edilmişti.

İlhan, “Savcıdan önce zanlıyla bir görüşme yapılmaması gerekirdi. Kimliği tespit edilmişti. Jandarma kayıt yapıyor, ‘Biz de yapalım?’ deniyor, onun üzerine gönderilmiş. Benim kayıttan ve bayrak önünde çekilen fotoğraflardan haberim yoktu. Bayraklı görüntüler üç ayrı yere bırakılmış. Ben evdeydim, telefonla bilgi verildi. ‘Tuzak olabilir, tedbirli olun, savcıya haber verin.’ dedim. Müfettişler de çalışıyordu. Bu çekimlerin yapılmaması lazımdı ama yapılmış” diye konuştu.

İlhan, “Ogün Samast’ın Türk bayrağımı verirseniz konuşurum yoksa bilgi vermem dediğini sonradan ben de basından öğrendim. Biz odada değil dışardaydık. Türk bayrağının tekrar Ogün Samast’a verilmesi kararını Başsavcı verdi. Jandarma komutanı da yanımızdaydı. Ogün Samast’ın görüntüsünün alınması talimatını ben vermedim. Kim verdi bilmiyorum. Vali o sırada yoktu. MİT elemanları geldiler mi bilmiyorum. Benim odama gelmediler. Ogün Samast’ın üst araması sırasında bayrağın bulunduğunu biliyorum. Özel eşyaları arasına konuldu Bilgi notunu onayladım” diye konuştu.

İlhan’ın pek çok soruya “Hatırlamıyorum” şeklinde cevap vermesine sanık avukatları tepki gösterdi.

İlhan’ın ardından cinayet işlediğinde Samsun Emniyet Müdür Yardımcısı olan Sebahattin Artun tanık olarak dinlendi. Artun “Vatan toprağı bütündür parçalanamaz” temalı takviminin çay ocağında ve başka birimlerde asılı olmasının tesadüf olduğunu iddia etti, “Benim haberim olsa oraya çıkar ve bu rezalete izin vermezdim. Bunun için talimat veren akıllı olmasa gerek” diye konuştu.

Samast’ın üstünden bayrak çıktığını bilmediğini söyleyen Artun, “Olay basına yeterince yansımıştı. İlgili personelimle bu konuyu kurcalamadım. Adli işlemler zaten yapıldı. Fotoğraf çekme konusuyla ilgili müfettişler geldi. Herkes çekingendi. Kimse bana bir şey sormadı. Orada yaşananlar tabi ki rezalettir” dedi.

Mahkeme saat 12.50’de duruşmaya 14.30’a kadar öğlen arası verildi.

Duruşmanın öğleden sonraki kısmı saat 14.20’de başladı. İkinci yarıda ilk olarak tanıklardan Mustafa Kuraş ifade verdi. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan Kuraş, Samast yakalandığında üzerinde silah, bere ve bayrak olduğunu, ‘Bayrak olmazsa konuşmam, hiçbir şey yapmam’ dediğini söyleyerek şöyle devam etti:

“O sırada basın mensupları ve kalabalık etrafta toplandı. Apar topar emniyete götürüldü ve hepimizin emniyete gitmesi istendi. Şahıs çay ocağına götürüldü daha sonra da şahsın İstanbul emniyetine götürülmesi istendi. Emniyet ve jandarmanın ortak operasyonu ile alındığı için fotoğraf çekilmesi talimatı geldi ve fotoğraf çekildi.”

Kuraş fotoğraftan basında yer aldıktan sonra haberi olduğunu söyleyerek “Yanılmıyorsam savcımız da vardı, savcıya Türk bayrağı olmazsa konuşmam dediğini söyledik, o da kalsın dedi. Atilla Güçlüoğlu’nun ifadesinde ‘Ogün her şeyi anlatacaksa bayrakla fotoğrafı çekilsin’ şeklinde bir konuşma geçmiş olabilir. Öyle istediğini söylediler. Tam hatırlamıyorum” şeklinde konuştu.

Ardından dönemin Jandarma Asayiş Şube Müdürü Atilla Güçlüoğlu, söz alarak Samast’ın Samsun Emniyetinde çekilen Türk bayraklı fotoğrafı için, “İlk bilgilere hemen ulaşmak gerekiyordu. Ben de bir jandarma bir polis yanında dursun fotoğraf çekilsin dedim” dedi.

Bunun üzerine Av. Bakırcıoğlu, “Oysa fotoğraflar çekilmeden önce zaten mütalaa yapılmıştı. İfadelerde bu var. Arkadaşlarının isimlerini söylemiş. Bu durumda fotoğrafların sırf Samast’ın Türk bayrağıyla görünmesi için çekildiği düşünülebilir” dedi.

Kuraş’ın ardından dönemin Samsun Jandarma Komutan Yardımcısı Fuat Kömürcü tanık olarak dinlendi. Kömürcü, “Hrant Dink’i öldüren zanlının otogara gelmekte olduğunu bize komutan söyledi. Gerekli talimatı otogardaki ekibe verdik. Biz de otogara gittik. Fotoğraf ve filmleri komutana teslim ettik” dedi. Kömürcü Samast’ı sadece otogarda ve Samsun Emniyetinde yapılan basın açıklaması sırasında gördüğünü söyledi.

Kömürcü, avukat Bakırcıoğlu’nun sorularına “Benim Samsun’da çekilen fotoğrafta herhangi bir talimatım olmamıştır. Ogün Samast’la yapılan mülakata ilişkin bana sunulan bir rapor olmadı. Cinayeti işlediğini söylediğini belirttiler. Bunun dışında bir bilgim yok” şeklinde yanıt verdi.

Kömürcü, “Jandarma ve emniyetin ortak operasyon yaptığını belgelemek istedik. Fotoğraf ve filmleri komutana teslim ettik. Komutan film ve fotoları çelik kasaya kilitledi. Filmler 36’lık negatif, video ise kasetteydi. 31 Ocak günü görüntüleri müfettişlere verdik. Bu arada basında bunlar çıkmadı. Basında çıkınca bir tahkikat yaptık. Bizde bir olumsuzluk yoktu. Valiliğe gittik. Müfettişlerin çalıştığı 2 bilgisayarın biri internete bağlıydı” dedi.

“Bayraklı çekim için talimatı ben vermedim” diyen Kömürcü “Biz emniyete geldiğimizde savcı ifade almaya başlamıştı. Mülakat yapan personel cinayeti kabul ettiğini bana söyledi. Arkadaşlarının ismini basından öğrendim” diye konuştu.

Duruşma saat 16.00’da sona erdi.

3.Gün / 28 Kasım 2019

28 Kasım’da görülen 102. duruşmadaysa eski Samsun Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Fikri Yalman, cinayet döneminde Samsun Emniyeti İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olan İsmail Hakkı Günay tanık olarak dinlendi. Daha sonra talepleri alan mahkeme ara kararını açıkladı.

Saat 10.30’da başlayan duruşmada ilk olarak dönemin Samsun İstihbarat Şube Müdürü Fikri Yalman tanık olarak dinlendi.

İzmir’den SEGBİS ile bağlanan Yalman şöyle konuştu:

“Zanlının Samsun’a gelmekte olduğu bilgisini telefonla İstanbul istihbarattan aldım. Şahsı otobüsten indirdik. ‘Montum var’ dedi. Montun iç cebinde tabanca dış cebinde bayrak ve beyaz bere vardı. Samast’ı emniyete götürdük. Eşyalarını olay yerinde jandarmaya teslim ettim. Emniyette TEM katına çıkarıldı. Cumhuriyet Savcısı da geldi. Üzerinde Türk bayrağı olduğu savcıya iletildi.”

Mahkeme Başkanı Yalman’a çekilen fotoğraf ve videoları sordu. Yalman, “Fotoğraflardan basında yayınlandıktan sonra bilgim oldu. Videolar ise bizim aldığımız görüntülerdir. Jandarma içeride video çekiyor dediler ben de ‘siz de çekin’ dedim. FOX TV’de yayınlanan bizim çektiğimiz görüntüdür ama basına biz vermedik. Çekimi basın için değil, arşivimizde kalsın diye istedik. Önemli bir operasyondu. Talimatı ben verdim. Daha önce böyle bir şey yaşamadım” ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanının görüntülerin basına sızmasına ilişkin sorusuna Yalman, “Bu görüntüler yaklaşık 10 gün kadar muhafaza altındaydı. Ali Fuat Yılmazer beni arayarak ‘Samast’ın yakalanmasına ilişkin elinizde ne kadar veri varsa gönderin’ dedi, biz de gönderdik” diye cevap verdi.

Yalman’ın ardından dönemin Samsun İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Günay tanık olarak dinlendi.

Mahkeme başkanının sorularını yanıtlayan Günay, “Üzerinde silah, bayrak, telefon vardı. Bir de televizyonda gördüğümüz bere vardı. ‘Türk bayrağını bana verin, yoksa konuşmam’ dediğini duymadım, ama sonrasında bunu arkadaşlardan duydum. Bayrak vermişler ama kimin talimatı ile verdiklerini bilmiyorum” dedi.

Günay, “Odada fotoğraf çekilirken ben yoktum. Kimin talimatı ile yapıldığını bilmiyorum. Sonradan haberim oldu. Basına nasıl sızdı bilmiyorum. Görüntüleri ve fotoğrafları Fikri Yalman talimatıyla ben gönderdim, bize verilen şifre ile istihbarat daire başkanlığının bilgisayarından gönderdim” diye konuştu.

Saat 12.35’te davaya öğle arası verildi. Saat 14.00’te yargılamaya devam eden mahkeme talep ve beyanları aldı.

Avukat Hakan Bakırcıoğlu, Hrant Dink cinayetinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması için MİT görevlileri olan Hüseyin Kubilay Günay, Ahmet Köksoy, Özel Yılmaz ve Handan Selçuk’un dinlenmesinin gerekli olduğunu vurgulayarak, MİT görevlilerin dinlenmesine ilişkin kararın sürdürülmesini talep etti. Daha sonra, dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz, söz alarak ev hapsinin kaldırılmasını istedi.

Ardından dönemin Samsun Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürü Atilla Güçlüoğlu söz aldı. Neden görüntü ve fotoğraf çekimi yapıldığı sorusunun üç gündür sorulduğunu söyleyen Güçlüoğlu, “Jandarma mı yakaladı, polis mi yakaladı tartışmasına karşı çekildi. Oradaki talimat Ogün Samast bayrak açsın sağında solunda jandarma polis olsun talimatı değildi. Sadece fotoğraf çekilsin talimatıydı” dedi.

Güçlüoğlu, “Jandarmanın çektiği görüntülerin hiçbiri müfettişler gelene kadar basına sızmamamıştır. Dünkü tanık ifadeleri ile birlikte bizim ifadelerimizde bir çelişki yoktur. Ben FETÖ’cü değilim,” dedi, beraatini istedi.

Dönemin Samsun İl Jandarma Komutanlığı Şube Müdürü Sanık Murat Bayrak görüntülerde Samast’ın sırtına dokunmasıyla ilgili olarak, “Asla dostane şekilde sırtına vurmadım” iddiasında bulundu ve beraatini talep etti.

Gazeteci Ercan Gün de 40 aydır tutuklu olduğunu belirterek, “‘Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez’ sözünün yazılı olduğu bir afiş önünde Türk bayrağı ile görüntü çekiliyor. Orada jandarma var, polis var. Bu görüntü var, Ercan Gün bu görüntüyü sadece haber yapmış gitmiş Samsun’a. Ama 40 aydır tutuklu. Zaten yargılandığım suçun tutukluluk süresini doldurmuşum, daha yargılama devam ederken. Ben hala Fox TV’de sigortalı görünüyorum, açık adresim kayıtlı. Kaçmam söz konusu değil, tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.

Ara kararlar

Saat 17.00’de ara kararını açıklayan Mahkeme,

  • Tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına,
  • 90’ıncı celsede verilen Koruma Hizmetleri Yönetmeliği’nin gönderilmesi için İçişleri Bakanlığı’na yazılan ve gereği için Koruma Daire Başkanlığı’na gönderilen yazının cevabının beklenmesine;
  • 90’ıncı celse 17 nolu ara karar uyarınca tanık olarak dinlenilmelerine karar verilmiş olan MİT Müsteşarlığı görevlileri Hüseyin Kubilay Günay, Özel Yılmaz ve Handan Selçuk’un dinlenilmesi prosedürü gözetilerek bu hususla ilgili taleplerin bilahare ele alınmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşmada bu duruşmada dinlenmeyen Mustafa Sabri Şahin ile Zeki Erdem, Şenol Çınar, Adem Sağlam, Muharrem Durmaz, Selim Akyıldız, Serdar Yücel, Serkan Özel ve Yakup Kürşat Yılmaz tanık olarak dinlenecek.

Bir sonraki duruşma 18, 19 ve 20 Şubat 2019 tarihlerinde görülecek.

Yayınlanma tarihi

19/12/2019

Kategori Listesi