Katliam Emrini Kim Verdi

RADİKAL

Kulp’ta ortaya çıkarılan toplu mezarın, kaybolan köylülere ait olduğunun kesinleşmesi ‘Suçlu kim’ sorusunu gündeme getirdi. TBMM Komisyonu üyesi Değer: Sorumlular hukuken tespit edilmeli…

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Alaca Köyü’nde bulunan toplu mezarda ortaya çıkan kemiklerin, 1993’te bölgedeki askeri operasyon sırasında kaybolan aynı köyden 11 kişiden ikisine ait olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla kesinleşmesi üzerine, katiamı kimin yaptığı sorusu gündeme geldi. İnsan Hakları Komisyonu üyesi CHP’li Mesut Değer, sorumluların hukuken tespit edilmesi gerektiğini söyledi.
Toplu mezarın 2004’te bulunması üzerine, İnsan Hakları Komisyonu adına bir alt komisyon bölgede inceleme yapıp rapor hazırladı. Rapor taslağı komisyona sunuldu. Alt komisyonda görevli AKP’li Cavit Torun, taslağın üst komisyonda kabul edilebilmesi için Adli Tıp raporunu beklemekte olduklarını açıkladı. Adli Tıp, mezarda bulunan kemiklerden bazılarının, kayıp köylülerden ikisine ait olduğunu tespit etti.

‘PKK’yla ilgileri yok’

AKP’li Torun ve CHP’li Değer’ in yanı sıra AKP’li Hakan Taşçı’ nın da görev aldığı alt komisyon tarafından 2004 Aralık ayında hazırlanan Kulp’taki toplu mezar iddialarıyla ilgili raporda, 9 Ekim 2003’te Mehmet Salih Akdeniz, Celil Aydoğdu, Mehmet Şah Atala, Nusrettin Yerlikaya, Turan Demir, Behçet Tutuş, Bahri Şimşek, Şerif Avar, Hasan Avar, Ümit Taş ve Abdi Yamuk’un gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltına alınan köylülerin PKK ile resmi ve özel anlamda herhangi bir ilgileri olduğunun tespit edilemediği, kaybolan kişilerin çoğunun yaşlı, evli ve çok çocuk sahibi olmaları da dikkate alındığında, örgütsel irtibatlarının söz konusu olmadığı kaydedilen raporda, resmi kayıtlarda da böyle bir iddianın bulunmadığı vurgulandı. Raporda şu tespitlere yer verilmişti:

Olay, Bolu’dan gelen general Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Komando Dağ Taburu’nun operasyonu sırasında gerçekleşti.
Cezai yönden takibat açılması, bu tür faili meçhullerin bir daha cereyan etmemesi bakımından büyük önem taşımakta.
Toplu mezara ait kemiklerin ve diğer delillerin Adli Tıp’ta yapılacak incelemede kaybolduğu söylenen kişilere ait olduğunun belirlenmesi olayı netleştirecek. Ancak, kemikler maktûllere ait çıkmaka bile durum değişmez. Zira Şemdin Sakık’a karşı yapılan bir operasyon sırasında bu kişilerin gözaltına alındıktan sonra kayboldukları kanaatine varıldı.
CHP Tunceli Milletvekili Sinan Yerlikaya da, Gökçek Köyü’nün Mirik mezrasında, yine Bolu Komando Tugayı’nın operasyonunda, 24 Eylül 1994’te yedi kişinin kaybolduğunu belirterek, komisyona başvurmuştu.
AKP’li Torun, köylülerin gözaltında kaybolduklarının AİHM kararıyla daha önce kesinleştiğini anımsattı. Köylülerin kaybolduğu tarihte Bolu Dağ Komando Taburu’na bağlı birliklerin o bölgede operasyonda olduğunun bilindiğini ifade eden Torun, askeri yetkililerinse, ‘Bölgede yakaladıklarımız teröristti’ şeklinde savunma yaptıklarını anımsattı.
Ancak mezarların toplu bulunduğunu, örgüt mensuplarına karşı bir operasyon gibi de görünmediğini belirten Torun, “Öldürülen kişiler örgüt mensubu olsaydı kimse aramaya kalkışmazdı. Bunlar devlete müracaat ederek, devlete sığınmışlar” dedi.

‘Ceza süreci başlamalı’

Torun, şöyle devam etti: “Komisyon olarak bir yılı aşkın süredir Adli Tıp’ın, mezarda bulunan kemiklerin, yakınları kaybolan kişilerinkiyle aynı olup olmadığına ilişkin raporunu bekliyorduk. Kemikler bulununca, kayıplar için başvuran ailelerden dosyası tam olan ikisinden DNA testi için örnekler alınmıştı. Diğer kayıpların yakınlarının dosyası eksik olduğundan DNA testi için örnek alınmamıştı.
Bu iki aileye yapılan DNA testine göre, bulunan kemiklerden bazılarının akrabaları olduğu kanıtlandı. Yani köylülerin iddiası doğru çıktı. Bu durumda sorumlular hakkında bir ceza sürecinin başlaması gerekir. Bu test sonuçlarını Adalet ve İçişleri bakanlıklarına göndereceğiz.” CHP’li Mesut Değer ise, Adli Tıp raporunun tespitleri doğrultusunda savcılığın yeni bir dava açarak, yargı kanalıyla bu olayın sorumlularını ortaya çıkarıp, hukuken tespit etmesi gerektiğini söyledi.
Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu da, raporu şöyle değerlendirdi: “Soruşturma etkin bir şekilde yeniden başlatılmalı. Bununla ilgili zamanaşımı 25 yıl. Hâlâ o soruşturma derdest. Bana göre savcının bu teknik delil karşısında kaçacak bir yeri kalmadı. Bolu tugayı soruşturulmalı.”

Yayınlanma tarihi

14/02/2006

Kategori Listesi