Kızıltepe JİTEM Davası – 9 Eylül 2019 (Karar Duruşması)

Esra Kılıç – 09 Eylül 2019

Mahkeme: Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya No: 
2014/367

Dört asker ve beş köy korucusunun JİTEM adlı oluşumun faaliyetleri kapsamında 90’lı yıllarda Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 22 kişiyi zorla kaybetmek veya hukuk dışı infaz etmek iddiasıyla yargılandığı Kızıltepe JİTEM Davası’nın karar duruşması olan 19. duruşması, 09 Eylül 2019 tarihinde Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Bekleme Salonu, Duruşma Salonunun Genel Görünümü Ve Duruşmaya Katılım

Duruşma saati 10:00 olmasına rağmen, saat 9:00 gibi duruşma salonun önüne gelen sivil toplum kurumları üyeleri ve gazeteciler, dava hakkında Av. Erdal Kuzu’dan bilgi alıyorlardı.

“Aileler Mezar Sahibi Olmuş Oldu”

Av. Erdal Kuzu özetle çete suçundan düşme, diğerlerinden beraat beklediklerini söyledi. Adıyaman’da görülen Dargeçit Jitem davası ile Kızıltepe Jitem davası arasında bağlantı kuran Av. Erdal Kuzu, aynı kuyudan 4 kişi çıktığını, bunlardan ikisinin davasının Kızıltepe Jitem davasında görüldüğünü ve savcının geçen celse mütalaasında beraat istediğini, diğer iki kişinin davasının ise Adıyaman’da Dargeçit Jitem davasında görüldüğünü, orada ise daha umutlu olduklarını söyledi. Daha önce birleştirme talep ettiklerini fakat olumlu sonuç alamadıklarını ekledi. Burada beraat çıktıktan sonra orada ceza çıkarsa nasıl tuhaf bir durum doğacağını anlattı. Dargeçit davasında işin özüne ilişkin işlemler yapıldığını anlattı ve buradaki sanıkların daha güçlü olabileceklerini düşündüğünü, Dargeçit’teki sanıkların uzman çavuşlar olduğunu, gözden çıkarılmış olabileceklerini, buradaki sanıkların hala devleti yönettiklerini ekledi.  Kızıltepe Jitem davasından Ankara’ya taşındıktan sonra yargılama yapılmadığını, önceki heyetin 1,5 yıl HSYK’dan izin almak için uğraştığını, 1,5 yıl da Nurettin Yalçınkaya’nın boşanma davası ile uğraşıldığını anlattı. Nurettin Yalçınkaya’nın eşinin hukuken gaiplik kararı almasının zor olduğunu, usulsüz tebligat ile boşanma davası daha kolay olduğundan bu yolu tercih etmiş olabileceğini de ekledi.  Son olarak “ bazen yanlış mı oldu acaba bu davaların açılması diye düşünüyorum, katiller beraat ediyor ve aklanmış gibi oluyor, hiç açılmasalar mıydı acaba diyorum. Tek iyi yanı cenazeler yer altından yer üstüne çıkmış oldu, aileler de mezar sahibi olmuş oldu.” dedi

Duruşma salonu önünde beklerken Katılan vekillerinden Av. Senem Doğanoğlu, Av. Nuray Özdoğan ve Av. Feyzi Adsız geldiler. Sanık avukatları da gelmeye başladılar. Duruşma salonu önünde başka davaların da duruşmasını bekleyenler ilgisiz bir kalabalık vardı. Duruşma saatinden 5 dakika önce mübaşir tarafları duruşma salonuna davet etti.

Heyet ve Savcı gelmeden önce tarafları duruşma zaptına yazdırmak ve salondaki nizamı sağlamak amacıyla duruşma salonuna girilmesine rağmen saat 11:20’ye kadar duruşma başlamayacaktı.1 saat 25 dakika duruşma salonunda bekleyen avukat ve izleyiciler ara sıra dışarı çıkıp girerek duruşmanın başlamasını bekliyorlardı. Bu sırada mahkeme kaleminden alınan bilgiye göre mahkeme başkanı İstanbul’dan Ankara’ya gelmek üzere henüz yoldaydı.

Bekleyiş sonrası 11:20’de mübaşirin tekrar çağırmasıyla duruşma salonuna geçildi. Bu kez sanık müdafileri de tamamlanmıştı.

Heyet Başkanı Yaşar Sezikli, üyeler Nejat Özkan ve Derya Doğan, Savcı Mehmet Hanifi Yıldırım yerlerini aldılar. Bu anda sanık avukatlarının hepsi ayağa kalkarak heyetin oturmasını bekledi.

Katılanlar önceki celselerde olduğu gibi bu celseye de katılım göstermedi.

Sanıklardan yalnızca başka suçtan tutuklu Mehmet Salih Kılınçaslan’ın SEGBİS sistemiyle bağlanmış olduğu görüldü.

Katılan avukatlarından Av. Erdal Kuzu, Av. Nuray Özdoğan, Av. Senem Doğanoğlu ve Av. Feyzi Adsız;

Sanık avukatlarından Av. İsmet Kandemir, Av. Ramazan Çetin ve Mehmet Emin Kurğa müdafii Av. Hasan Ayrancı, Ahmet Boncuk müdafii Av. Hüseyin Özarslan, Eşref Hatipoğlu müdafii Av. Mehmet Eren Turan, Mehmet Emin Kurğa müdafii Av. Haluk Doğan, Sanık müdaffii Av. Eylem Çetin Demir’in yetkilendirdiği Av. Volkan Demir yerlerini aldı.

Sivil polis olduğu anlaşılan 3 kişi ve 1 resmi giyimli polis memuru duruşma salonuna girip çıkıyorlardı.

Duruşma salonu Ankara Adliyesi’nin yenilenmiş ve 28 kişilik izleyici kapasitesine sahip salonlarındandı ve izleyiciler salonu tam sayı ile doldurmuştu.Duruşmayı izleyenler arasında, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu; “Hakikat Adalet ve Hafıza Merkezi’nden Av. Emel Ataktürk, Av. Özlem Zıngıl ve Av. Melis Gebeş; “İnsan Hakları Derneği”nden Av. Nilay Nayman ve Av. Dilan Ateş; “Özgürlük için Hukukçular Derneği”nden Av. Arzu Kurt; “Bianet”, “Gazete Karınca”, “Agos”, “Artı Gerçek”, “Mezopotamya Ajansı”, “Anadolu Ajansı” gazetecileri, mevcuttu.

Duruşmaya başlamadan önce mübaşir tüm izleyici sıralarını kontrol ederek bilgisayar ve telefonların kapatılması gerektiğini iletti.

Duruşmaya Dair Katılan Vekillerinin Beyanları

İlk sözü katılan avukatlarından Av. Erdal Kuzu aldı: “1 saatten fazladır bekliyoruz, beyanlarımız zihnimizde dağıldı. Heyetten gecikmeye dair bir açıklama beklerdik. Geçen celse mütalaa verildi. Bu aşamada yeniden kovuşturma genişletme taleplerimiz olacak. Öncelikle ben bir eleştiri ile başlayacağım. Mütalaada beraatleri istenen sanıklar için müşteki beyanlarına atıf yapılmış, hâlbuki tanıklar ve müştekiler doğrudan cinayetlerin işlendiğini beyan etti. Burada bende bir soru işareti oluştu: Acaba savcı bey farklı bir dosyaya mı baktı?”

Bu noktada Heyet Başkanı araya girerek talepleri zaten yazılı sunduğunu ve özetlemesi gerektiğini söyledi.

Av. Erdal Kuzu şöyle devam etti:

  • “Yusuf Çakır adlı kişi ile Yiğitler ailesi aynı silah ile öldürülmüş. Bu konu ile ilgili soruşturma aşamasında beyan veren tanıklar vardı. Bunların davada da dinlenmesi gerekirdi. Bu iki cinayet arasında bağlantı bulunuyor. Müşteki ve tanıkların ifadelerinin alınmasını talep ediyoruz.”
  • “Birlik ailesinden 4 fert katledildi. Kızıltepe Kapalı Cezaevinin bahçesinden alındı bu kişiler. Kemal Birlik’in cezaevi arkadaşı olan Hüsnü Acay’ın soruşturma aşamasında çok net beyanı var, bu kişinin tanık ifadesinin alınmasını talep ediyoruz.”
  • “Yiğit ailesi için Bahri Yiğit ve Eyüp Yiğit’in beyanının alınmasını talep ediyoruz.”
  • “Bu cinayetler iddianamede de belirtildiği gibi buz dağının görünen yüzüdür. Kürt coğrafyasına yayılmış cinayetler bunlar. İddianame savcısı Jitem’in varlığını kabul ediyor, mahkemenin de bunu araştırması gerekirdi. Mardin Jitem adına gizli ibaresi ile Hüseyin Kara’ya yazılmış yazı dosyada mevcut, bu kişinin de dinlenmesini talep ediyoruz.”
  • “Teftiş müfettişi Kutlu Savaş Jitem’in faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlamış, bu raporun celbini talep ediyoruz.”
  • “Kızıltepe’de Tızerin köyünde 3 kuyu açıldı bunlardan birinden sonradan 2 kişi daha çıktı, Abdurrahman Olcay ve Abdurrahman Coşkun, bunların davası Dargeçit Jitem Davası olarak Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmesi çelişki oluşturuyor. Yarın öbür gün onların davasından farklı bir karar çıkarsa ne yapacağız? Bu nedenle birleştirilmesi gerekirdi. Reddedildi. Bu aşamadan Dargeçit Jitem davası kararının beklenmesini talep ediyoruz. Ayrıca kuyulara ilişkin bir kroki hazırladık, sunuyoruz.”
  • “İnfazların yapıldığı, kuyulardan cesetlerin çıktığı üç köyün özelliği var. Köylerle ilgili boşaltma kararı var mı diye İlçe Kaymakamından yazı istedik. Evet, güvenlik nedeniyle boşaltılmıştı cevabını verdi. Bu ne demektir? Kolluk bilgisi olmadan bu köylere giriş çıkış yapılamaz. Devletin yasal alan, güvenli ilan ettiği yerler İlçe Kaymakamının denetimindedir. Dönemin kaymakamları Şükrü Görücü ve Hasan Karahan’ın dinlenmesini talep ediyoruz.”
  • “Birlik ailesi cezaevindeyken tahliye kararı alınır alınmaz, daha cezaevinden çıkmadan bahçeden kayıt dışı gözaltına alındılar. Savcının sorumluluğu vardır. Dönemin savcısı Yahya Çadırcı’nın dinlenmesini talep ediyoruz. Benzer cinayetlere ilişkin Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi dönemin kaymakamını dinledi. Devletin bilgisi dâhilinde yapıldığını kaymakam kabul etti. Bizde de dinlemesi gerekir.”
  • “Nurettin Yalçınkaya’nın bir boşanma tebligatı ile yaşadığını varsaymak kaba tabirle bizi dumura uğrattı. Ceset kimliklendirilmiş, ailesine teslim edilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediye Beyoğlu Sütlüce Mezarlığında 169 nolu mezara gömülmüş, iktidara yakın gazeteler haber yapmış, bunu sunuyorum. Yapılacak tek şey feth-i kabir yapılması ve DNA örneği alınarak yeniden araştırma yapılmasıdır.”
  • “Cinayetler dönemin ruhu üzerinden anlaşılacaktır. Mahkeme bazı tanıkları yokluğumuzda dinledi. Bize tanıklara soru sorma fırsatı tanınmadı. Adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Bu tanıkların tekrar dinlenmesini talep ediyoruz.”

Öncelikle kovuşturma genişletme taleplerimiz hakkında karar verilsin. Sonra CMK 215,216 maddeleri gereği son cümlelerimiz söyleyeceğiz”, diye ekledi.

Diğer katılan avukatları da kovuşturma genişletme taleplerine katıldıklarını ve hakkında karar verilmesinden sonra son cümlelerini söylemek istediklerini belirttiler.

Savcı Yıldırım, kovuşturma genişletme talepleri için “Kovuşturma tamamlanmış olduğundan taleplerin reddine karar verilmesi talep olunur”, mütalaasında bulundu. Savcı mütalaa verirken heyet müzakere için salondan ayrıldı ve savcıyı duymadı. Heyetin talepleri görüşmek üzere salondan ayrılması, katılan vekilleri ve izleyicilere taleplerin kabul edileceği ihtimalini düşündürdü. 5 dakika sonra Heyet salona gelerek taleplerin dosyaya bir katkı sağlamayacağı gerekçesiyle oy birliği ile reddine karar verildiğini açıkladı.

Katılan vekillerinden son cümleleri soruldu.

“Meftaların hakkını verin”

Av. Erdal Kuzu: “Taleplerimizin reddi tipik bir reflekstir. Bu dosya cesetler, kuyular, işkenceler, köyler, devlet adına hareket eden JİTEM örgütünden ibaret. Kızıltepe’de 6 yaşından büyük kime sorsanız size katillerin isimlerini verir. Bir dönem yaşananlar insanlığa karşı suçtur. Sizden biz yine cesaret talep ediyoruz. Metfaların hakkını verin. Bu cesetler kuyulara uzaydan atılmadı. Yusuf Tunç evinden kaçırıldı. Son gören kişi Derik İlçe Jandarma Komutanlığı’nda gördüğünü söyledi. Bir bütün halinde devletin siyasal Kürtlere yönelik cinayetleridir bunlar. Sanıkların tamamı, “biz devletin bize vermiş olduğu görevi yerine getirdik” dediler. Benim bir Kürt avukat olarak beklentim adalettir. Her dokunduğumuz cinayet herkes tarafından biliniyor. Sanıklar toplumun vicdanında zaten cezalandırılmıştır. İddianameye uygun bir biçimde cezalandırılmalarını talep ediyoruz. Bu davada zamanaşımı olamaz. Çünkü eski 765 sayılı TCK’nın 146 maddesine göre anayasal kurumları ortadan kaldırma suçundan zamanaşımı işlemez. İddianameye uygun olarak zamanaşımı kararı verilemez. Vicdan sizin elbet ama siz bu yargılamayı Türkiye Cumhuriyeti halkları adına yapıyorsunuz. Devlet refleksini bir kenara bırakın. Bu tarihsel davanın altına atacağınız imza ile vicdanınızla hesaplaşacaksınız, dedi.

Av. Senem Doğanoğlu söz aldı: “ Meslektaşımın beyanları sonrasında konuşmak güç; zamanaşımı meselesine dair konuşacağım. İddianamenin düzenlenme tarihi itibariyle TCK 107 maddesi gereği zamanaşımı durması söz konusudur. 2015 yılında HSYK’ya izin isteminiz ile çelişmekte. 765 sayılı kanun ile Memurun Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat var. Görev başındayken suç işleyen failler yönünden duracağına işaret ediyor. İzin istemini tartışmanızla çelişkiye düşmemeniz için durma hükümlerini uygulamalısınız. Anayasanın 90. Maddesi var, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi var, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi var, BM İnsan Hakları Komitesi Kararları var. Ağır insan hakları ihlalleri bahsi olunca Türkiye ve Rusya içtihatları var, zaten tüm içtihatlar bunlardan geliyor. Çok temel bir şey söylüyor. Zamanaşımı uygulanmaz diyor. Yiğitler ve Yusuf Çakar cinayetleri için ve üyelik için zamanaşımından düşme istendi mütalaada. Yusuf Tunç’un hala cenazesi yok. Henüz cenazesi bulunmadığı için tefrik etmek zorundasınız. Nurettin Yalçınkaya için feth-i kabir gerekiyor. Adbulvahap Ateş için de aynı durum söz konusu. Devletin koruması altında iken ölmemişse kayıptır. Mütalaa ile tespit edilmiş oldu. O zaman Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulsun. Abdülvahap Ateş için savcı kimliklendirme yapmıştı, savcı hakkında suç duyurusunda bulunulsun ki yeter ki mahkemeniz kendisiyle çelişmesin”, dedi.

Av. Nuray Özdoğan söz aldı: “Beyanlara katılıyorum. Devletin koruması altında gerçekleşti bu cinayetler. Sanıklar hala devletin güvencesi altında ise –ki delillerin karartılması ve savcılıkça delillere itimat edilmemesi bunu gösteriyor-mahkemenizin sorumlu olacağını hatırlatmak istiyorum.”

Av. Feyzi Adsız da sanıkların cezalandırılmalarını talep etti.

Savcıdan mütalaası soruldu ve geçen celse sunduğu mütalaayı tekrarladığını beyan etti.

SEGBİS’le bağlanan sanık Mehmet Salih Kılınçaslan beraatini talep etti.

Sanık Müdafilerinin Beyanları

İlk olarak Av. Hasan Ayrancı söz aldı: “Mütalaaya karşı beyanda bulunmuştuk, özetlemek istiyorum.

  • Zaman aşımı nedeniyle düşme talep edilenler hakkında beraat kararı verilmesi gerekiyor.
  • Beraat kararları yasanın 223/2-e maddesinden değil 223/2-b maddesinden verilmesini talep ediyoruz.
  • İsmet Kandemir ile ilgili delil yok zaten, Hasan Atilla da aynı şekilde. Abdullah Kurğa ise Ergenekon ve Balyoz davalarının iki gizli tanığının beyanları ile sanık olmuştur, başka delil yoktur. Soyut iddialardır.
  • Ramazan Çetin Midyat MHP İlçe başkanı olarak görev yaptığı için hedef halinde idi. Terörle mücadele operasyonlarına katılmıştı. İki gizli tanığın soyut beyanlarına dayanmaktadır. Beraat talep ederiz”, dedi.

Sanık Ahmet Boncuk müdafii Av. Hüseyin Özarslan söz alarak aşırı gergin ve yüksek sesle savunma yaptı: “Biz bu zamana kadar hep hukuki savunma yaptık, siyasi değil fakat katılan vekilleri meslektaşlarımız hep farklı beyanlarda bulundu. “Başkan araya girerek biz hukuki değil miyiz diye gülerek sordu.

Av. Hüseyin Özarslan devam etti: “ Avukat bey, savcı Ankara Adliyesi’nde görevine devam ediyor dedi ama Savcı Durdu Kavak FETÖ üyeliği nedeniyle 6 yıl ceza aldı. Emrindeki Savcı Osman Coşkun FETÖ sanığı, halen tutuklu. 2014 Şubata kadar 17-25 Aralık döneminde yetkisini aldılar. Hatta FETÖ güdümünde yayın yapan Cihan Haber Ajansının haberini sunuyorum. Osman Coşkun’un dosyalarının alındığını yazıyorlar.”

Av. Erdal Kuzu araya girerek “O halde suç duyurusunda bulunun”, dedi. Başkan sözünü kesti.

Av. Hüseyin Özarslan devam etti: “Durdu Kavak itirafçı oldu. Süreci yönetenler kimdir bunları anlatıyorum. Açık kaynak araştırmaları ile temin edilen ekleri sunuyorum size. Nurettin Yalçınkaya meselesinde ise sadece tebligat işi değil. Eşinin mahkemede beyanları var. Nurettin Yalçınkaya’nın 3-4 yıldır eve uğramadığını, kendilerine bakmadığını beyan etmiş hatta çocukları da aynı beyanlarda bulunmuş.”

Derken avukatın sesini yükseltmesi nedeniyle Mahkeme Başkanı sözünü kesti ve “Tamam bir şey dedik mi?” diye sordu.

Av. Erdal Kuzu bir cevap vermeye çalışırken başkan sözünü kesti ve “avukatlar dışarda tartışsın burası mahkeme”, dedi ve Av. Hüseyin Özarslan’a hitaben “avukat bey artık bitirin” dedi.

Av. Hüseyin Özarslan devam etti: “Burada enteresan bir kalabalık var, biz de cevap vermeliyiz ki duysunlar, öğrensinler. Dün gece Mezopotamya Haber Ajansı bir haber yapmış, gece ikide gördüm, sabah silmişlerdi. Altında haberi kimin yaptığı da yazmıyor. Kızıltepe davasını anlatmış, cezasızlık politikası demiş, Neyin cezasızlığı, nerde swap, nerde kovan, nerde silah, nerde kriminal inceleme, duyduk lafı ile adam öldürmeden ceza verilir mi? Haberi sunuyorum size. İmza atmaktan korkmuş gazetecisi.”

Bu sırada savcı söylendi fakat ne dediği anlaşılmadı. Av. Erdal Kuzu da heyeti töhmet altında bırakıyorsunuz dedi.

Sanık Mehmet Salih Kılınçaslan müdafii Av. Volkan Demir söz alarak önceki savunmaları tekrarladığını beyanla, başka bir duruşmaya yetişmesi gerektiğini söyleyerek duruşma salonundan ayrıldı.

Sanık Eşref Hatipoğlu müdafii Av. Mehmet Emin Turan söz aldı: “Savunmaları tekrarlıyoruz. Memduh Demir’i Eşref Hatipoğlu helikopterden atmakla suçlanıyor. 1995 yılında buna dair sıcağı sıcağına soruşturma açılmış ve takipsizlik kararı verilmiş. Memduh Demir’in gösterme faaliyeti sırasında mayın patlaması neticesinde öldüğü sabittir. Meslektaşların müvekkilleri olan müştekiler bunu beyan etmiştir. Beraat talep ediyoruz”, dedi.

Sanık Mehmet Emin Kurğa Müdafii Av. Haluk Doğan söz alarak: “Müvekkilim bölge halkından biridir. Köy korucusudur. İddia edilen suçlamalar ile ilgisi yoktur. Düşme yerine beraat talep ediyoruz”, dedi.

Karar vermek için heyet müzakere odasına gittiğinde saat 12:20 olmuştu. Başkan ara esnasında gelip duruşma salonunda bekleyenlere hitaben “Kusura bakmayın bekletiyoruz ama yazılı vereceğiz kararı”, dedi. Bu şekilde 1 saat 20 dakika bekledikten sonra saat 13:40’ta salona gelerek kararı yazılı vermek istedi fakat Av. Erdal Kuzu “Kararı okumanızı istiyoruz, buradayız yüzümüze tefhim etmelisiniz”, dedi. Bu ısrar sonucu başkan okumak zorunda kaldı.

KARAR

  • Sanıklar Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ahmet Boncuk, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan, Ramazan Çetin hakkında; İzzettin Yiğit, Yusuf Çakar, Abdurrahman Öztürk, Mehmet Ali Yiğit, Abdülbaki Yiğit, Abdülvahap Yiğit, Mehmet Nuri Yiğit ve Tacettin Yiğit’i öldürme suçundan zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan suçun sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE,
  • Sanık Hasan Atilla Uğur hakkında; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan, suçun sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE,
  • Sanık Eşref Hatipoğlu hakkında; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan, suçun sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE, Memduh Demir ve Şeyhmus Kaban’a yönelik tasarlayarak öldürme suçlarından BERAATİNE,
  • Sanıklar Abdurrahman Kurğa, Mehmet Emin Kurğa, Ahmet Boncuk, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan, Ramazan Çetin ve Hasan Atilla Uğur hakkında; Necat Yalçınkaya, Mehmet Emin Abak, Mahmut Abak, Yusuf Tunç, Süleyman Ünal, Zübeyir Birlik, Abdulbaki Birlik, Kemal Birlik, Zeki Alabalık, Hıdır Öztürk’e yönelik tasarlayarak öldürme suçundan suçun sabit olmaması nedeniyle BERAATİNE,
  • Sanıklar Abdurrahman Kurğa Mehmet Emin Kurğa, Ahmet Boncuk, Ünal Alkan, İsmet Kandemir, Mehmet Salih Kılınçaslan, Ramazan Çetin ve Hasan Atilla Uğur hakkında; Nurettin Yalçınkaya ve Abdulvahap Ateş’e yönelik tasarlayarak öldürme suçundan, suçun unsurları oluşmaması nedeniyle BERAATİNE,
  • Adliye emanetinde soruşturma kapsamında muhafaza edilen 18 adet irili ufaklı kemik parçası, ayakkabı, kıyafet parçaları gibi eşyaların ise delil olarak saklanmasına karar verildi.

Sonuç Olarak

Mardin bölgesinde yaşanan zorla kaybetme, yargısız infazlar, köy boşaltma, işkence suçlarının ve JİTEM örgütünün yargılandığı yüzleşme davalarından, Kızıltepe JİTEM davası da cezasızlık ile sonuçlandı. Tamamen ailelerin mücadelesi ile açılan bu davaya ömrünü adayan pek çok kişiye ve çabalarına rağmen dava sona erdi. Sonuçta herkesin aklında tek bir soru vardı: “Peki bundan sonra ne olacak?” Avukatların yorumuna göre Beraat kararı verilmesi nedeniyle, ilerde AYM ya da AİHM aşamasında bir ihlal kararı verilse dahi tazminat gibi giderim sağlanacağı, dosyaların yeniden açılmayacağı yönünde.  Kısacası gerçek bir yargılama yapılmadan, gerçeği ortaya çıkarma niyeti olmadan apar topar dosyanın kapatıldığı düşünülüyor.

Av. Erdal Kuzu’nun duruşma sonrası konuşmalarından en çarpıcı cümlesi “Kaybettiler, buldurdular ve yeniden kaybettirdiler”, idi.

Yayınlanma tarihi

18/09/2019

Kategori Listesi