Lice Davası 7-8 Ekim’e Ertelendi

CUMHURİYET

Aralarında dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Bahtiyar Aydın’ın da bulunduğu 16 kişinin ölümüyle sonuçlanan 1993 yılındaki Lice olaylarının İzmir’de görülen davasında sanıklar emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ yine mahkemeye gelmedi. Dava, “imalı biçimde” Kobani protestolarının yıldönümü olan 7-8 Ekim tarihlerine ertelendi.

Lice davasının dünkü duruşmasına sanıklar rapor gönderip mazeret sunarak katılmadı. Birçoğu Diyarbakır’dan gelerek duruşmada yer alan mağdur avukatları, duruma tepki göstererek sanıkların yüzüne iddianame okunmadan yargılama yapılamayacağını vurguladı. Avukatlardan Yunus Muratakan, “Bu sanıklar neden gelmiyor? Getirin bir yüzleşelim. En azından evimi kimin yaktığını göreyim, komşumu kim öldürdü göreyim” diye konuştu.

TRT Kürsüye Çıktı!

Sanıklar salonda olmamasına karşın, mahkeme heyetinin, iddianamenin okunması için hazırlık yaptığı, bunun için de TRT spikeri getirttiği görüldü. Ancak spikerin mahkeme heyeti ve savcılığın bulunduğu kürsüde oturması dikkat çekti. Mahkeme heyeti, spiker tarafından okunacak iddianamenin banda alınmasını, daha sonra sanıklara izlettirilmesini öngördü. Avukatlardan Nergis Tuğba Aslan, hem bu duruma hem de spikerin mahkemedeki konumuna dikkat çekerek, “Bir sivilin o kürsüde ne işi var? Böyle bir şey ilk kez oluyor. Bu durum kabul edilemez. İddianame sanıkların yüzüne okunur. Banttan iddianame okunmaz. Eşref Hatipoğlu, Ankara’da oturuyor, raporunu Manavgat’tan almış. Ankara’dan Manavgat’a gidip rapor alabiliyorsa, binsin uçağa buraya da gelsin. İki saat dişini sıksın, kendini savunsun. Herhangi bir sanık için ne işlem yapılıyorsa, bunlar için de aynısının yapılması gerekir. Ayrıcalık tanınmamalı. Gerçek bir yargılama yapıldığına inancımızı kaybediyoruz” diye konuştu.

Mahkemeyle Alay

Sanık Yanardağ’ın avukatı Hikmet İşler, duruşma öncesinde “seçim atmosferinde dava toplumsal olaylara neden olabilir, ajanlar davayı provokasyon için kullanılabilir” gerekçesini öne sürerek erteleme istemişti. Şikayetçi yurttaşların avukatları, böyle bir dilekçenin “mahkemeyle alay etmek” anlamına geldiğini vurguladı. Sanıkların duruşmalara gelmeyip, adil yargılamanın gerçekleşmemesi durumunda davanın Uluslararası Ceza Divanı’na gideceğini kaydetti.

Avukat İşler, Yanardağ’ı savunurken, “Benim müvekkilimin yargılanması hukuk skandalıdır. Bir yapı tarafından gizli tanık tarafından adı alınıyor, iddianameye adı yazılıyor. Biz buna itiraz ettik. Allahın izniyle bunu çözeceğiz. Müvekkilimin mahkemeye katılmak için psikolojisi uygun değil. Müvekkilime iftira atıldı” dedi. Mahkeme başkanı, bunun üzerine “Gelsin o zaman mahkemede ifade etsin” derken, mağdur aileleri ve avukatlar “Adam öldürürken psikolojisi bozuk muydu?” diye sordu. Mağdur avukatlarından Hasan Hüseyin Evin, “Kanser hastaları cezaevinde tutulurken, insanlık suçu işlemiş birilerinin davaya gelmemesinin kabul edilemez olduğu ortada. Bu sanıklar tutuklanmalı ve yargılama tutuklu halde yapılmalı” dedi.

Avukatların, sanıklar için yakalama müzekkeresi çıkarılmasını istemesinin ardından savcı, TRT spikerinin okuduğu iddianamenin kaydedilmesi ve sanıklara dinletilmesi yönünde mütalaa sundu.

Özel Bir Tarih!

Mahkeme, ara kararında, avukatların “sanıklar gelmeden iddianame okunmasın” talebini kabul etti. Sanıkların duruşmaya katılmama mazeretlerini son kez kabul eden mahkeme, bir dahaki duruşmaya da gelmemeleri durumunda yakalama kararı çıkarılacağına hükmetti. Mahkeme Başkanı, bir sonraki duruşmanın tarihini verirken, gülerek mağdur avukatlarına dönerek “Bakın size özel bir tarih veriyorum” dedi. Ardından da davayı 7 ve 8 Ekim’e ertelediğini açıkladı. Bu tarihler, Kobani eylemlerinin yıldönümüne denk geliyor.

Siyasi İrade Lazım

Duruşma sonrasında Lice Adalet Arıyor Platformu üyeleri ve mağdur aileler, adliye önünde açıklama yaptı. Platform Sözcüsü Şiar Kaymaz, duruşma için kendilerinin bin 500 kilometre öteden gelmek zorunda kaldıklarını, ancak sanıkların iki adımlık yoldan gelmek istemediğini kaydetti. “Hakikatler araştırılsın failler yargılansın” pankartı önünde konuşan Kaymaz, “Barışın iskeleti hakikatle yüzleşmedir. Ancak sanıklar yüzleşmeden kaçıyor. Biz bin 500 kilometre öteden geliyoruz. Onlar iki adım yoldan gelemiyor” diye konuştu. Duruşmayı izleyen HDP Milletvekili ve İzmir adayı Ertuğrul Kürkçü, tarihi bir davanın görüldüğünü dile getirerek, “Ancak mahkemeden adalet için bir ısrar, takipçilik göremedik. Bu davanın arkasında siyasi irade olmadıkça hesap sormak kolay değil” dedi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, “İki subayın duruşmaya getirelememesinde adaletin acizliği görüldü” diye konuştu. Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz da, “Adalet olmadan barış olmaz. Hakikatlerle yüzleşmek için bu dava çok önemli. Bu davanın sonucu tüm davaları bağlayacaktır” dedi.

Yayınlanma tarihi

01/06/2015

Kategori Listesi