Savcı, Kulp Davasının Tek Sanığının Beraatını İstedi

Çizim: Bilge Emir

BİANET

Kulp davasıyla ilgili mütalaasını açıklayan savcı, tek sanık Ertürk’e yöneltilen “suç örgütü kurmak” suçlamasının zamanaşımına uğradığını, cinayet suçlamasında da delil elde edilemediğini öne sürerek beraatını istedi.

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 11 kişinin zorla kaybedilmesine dair Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada savcı mütalaasını verdi.

Savcı Şaban Yavuz mütalaasını açıkladı.

“Sanık Yavuz Ertürk’ün 1995 yılında İstanbul’a tayin olması nedeniyle 1995 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin sanık lehine işleyeceğini ve bu tarihte yürürlükte bulunan TCK’ya göre olağanüstü zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olduğunu” belirtti.

Savcı Yavuz, “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçundan davanın düşmesine karar verilmesini istedi.

Yavuz Ertürk, 1995 yılında İstanbul’a tayin edilmiş, 2002’de emekli olmuştu.

“11 kişiyi taammüden öldürmeye azmettirmek” suçlamasıyla ilgili de “bu suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden ayrı ayrı beraatına karar verilmesini” talep etti.

Bir sonraki duruşma 19 Eylül 2018’de, saat 10:00’da.

Müdahil avukatlardan mütalaaya “cezasızlık” itirazı

Hafıza Merkezi’nden avukat Esra Kılıç’ın, Yüzleşme Davaları İzleme Sitesi “Faili Belli”de aktardığı üzere, 24 Mayıs 2018’deki duruşmaya, sanık emekli General Yavuz Ertürk katıldı.

Savcının mütalaasının ardından söz alan müdahil avukatlarından Nilay Nayman mütalaaya katılmadığını belirterek kovuşturmanın derinleştirilmesi taleplerinin bulunduğunu ifade etti.

Avukat Neşet Girasun da “bu davanın 90’lı yıllarda Güneydoğu bölgesinde yaşanan en ağır insan hakkı ihlallerinden birini konu ettiğini, bu davaların önemi dikkate alındığında Türkiye’deki yaygın ve sistematik cezasızlık politikasına çanak tutan bu mütalaayı kabul etmediğini” beyan etti.

Sanık avukatından “Abdülkadir Aksu” ile savunma

Sanık avukatlarından Esra Büyüktemiz Shneider ise mütalaaya katıldığını ve dosyadaki iddialar ortaya atıldığında dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun, dönemin DGM Başsavcısı Bekir Selçuk ile birlikte basına açıklamalarda bulunduklarını hatırlattı:

“Bu açıklamalarda, bu davadaki iddiaların terörle mücadele eden güvenlik güçlerini yıpratmaya ve AİHM’de tazminat istemeye yönelik olduğunu bildirdiler.”

Ayrıca, “iddianameyi hazırlayan savcının ve Diyarbakır’da tensibi yapan hakimin FETÖ üyeliğinden ihraç edildiğini” de ekledi.

Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesini istemedi

Savcı, sanığın tutuklanması ve soruşturmanın derinleştirilmesi taleplerinin de reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.

Mahkeme de ara kararında, savcının mütalaasına uydu ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebini reddetti.

“Delillerin çoğunluğunun toplanmış olması, dosyanın karar aşamasına gelmiş olması, sanığın sabit ikametgah sahibi olması, duruşmaları düzenli takip etmesi nedeniyle kaçacağına dair somut bir delil bulunmaması” sebepleriyle tutuklama talepleri de reddedildi.

Müdahiller ile avukatları bir sonraki duruşmada mütalaayla ilgili beyanlarını sunacak.

Kulp’ta 11 kişi gözaltında kaybedildi

8 Ekim-25 Ekim 1993 tarihleri arasında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin dağınık mezralardan oluşan (Gurnik, Mezire, Pireş, Kepir ve Şuşan) Alaca köyü ve Muş’a bağlı Kayalısü köyü (Licik mezrası) civarında General Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Tugayı tarafından yürütülen askeri operasyonlarda gözaltına alınan 11 kişinin kaybedilmesiyle ilgili davada, Ertürk tek sanık olarak yargılanıyor. (AS)

Yayınlanma tarihi

30/05/2018

Kategori Listesi