Tahir Elçi’nin Vedası / Hüsnü Öndül

ondul_asEVRENSEL

20 Ekim günü şöyle bir mail göndermiştim Tahir Elçi’ye:
– Başkan geçmiş olsun. Önce çok üzüldük. Şimdi çok sevinçliyiz. Dayanışma duygularımızla… Sevgiler. Hüsnü Öndül
O da bana 22 Ekim günü şöyle cevap vermişti:
– Çok çok teşekkürler Hüsnü abi. Selamlar. Tahir.
28 Kasım Cumartesi günü İHD Diyarbakır İnsan Hakları Akademisinde katılımcı üyelerimizle insan haklarını savunma hakkı (hak savunuculuğu) ve insan hakları hukuku ve insancıl hukukun temel özellikleri konularında eğitim çalışması yapıyorduk. Bazı yönetici ve üyelerimiz de 5-6 yıldır her cumartesi, “Cumartesi İnsanları”yla gerçekleştirdikleri, hakikat arayışı için ve cezasızlık politikasına son verilmesini amaçlayan İnsan Hakları Anıtı önündeki oturma eyleminin hazırlığını yapıyorlardı.
Kimdi insan hakları savunucusu ve ne yapardı insan hakları savunucuları?
Şöyle tarif edilmekteydi genellikle: Bireysel olarak ya da başkalarıyla birlikte, insan haklarını korumak ve geliştirmek için çalışan kişilerdir. Tarif, İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin 1. maddesinden çıkıyordu. Birinci madde, insan haklarını savunma hakkını, herkesin insan hakkı olarak görüyordu.
İnsan hakları savunucuları, dünyanın her yanında, ihlalleri belgelemek, mağdurlara destek olmak, cezasızlıkla mücadele etmek ve insan hakları kavramının tanıtımı ve kültürünün oluşması gibi fonksiyonları icra ediyorlardı. BM’nin “İnsan haklarını savunma hakkının korunması” başlıklı 29 No’lu  “Bilgi Belgesi”, 8. sayfasında hak savunucularının dünyanın pek çok yerinde, infaz, işkence, dayak, keyfi gözaltı, tutuklama, ölüm tehdidi, taciz, aşağılanma, hakaret, ifade, örgütlenme ve toplantı özgürlüklerinin kısıtlanması gibi muamelelere maruz kaldıklarını kaydediyordu.
Biz de toplantımızda, 1986’dan beri İHD hakkındaki kapatma davalarından, üye ve yöneticilerimizden bazılarının öldürülmesinden, medyada hedef gösterilmelerinden, ölüm tehditlerinden ve saldırılardan bahsediyorduk. Aynı belgenin 15 ve 16. maddelerindeki, savunuculara tanınan haklardan ve devletlerce korunmaları gerekliliğinden, devletlerin Bildirge çerçevesindeki görev ve sorumluluklarından söz ediyorduk.
O sırada Sur ilçesinde bizim İHD Diyarbakır Şubesine yaklaşık bin metre mesafede, yaralı “Dört Ayaklı Minare”nin önünde bazı insan hakları savunucuları basın açıklaması yapıyor. Diyarbakır Barosu Başkanı, Avukat Tahir Elçi bu eylemin öncüsü ve sözcüsü durumunda.  Yaptıkları, barış için, bir dayanışma hakkı olan tarihi kültürel çevreyi koruma için, barışçıl bir eylem…
Elçi, yanında avukat arkadaşları, elinde “İnsanlığın mirasıyım, mirasına sahip çık” sözlerinin yazılı olduğu bir döviz,  konuşma yapıyor. Bir çağrı, bir uyarı söyledikleri. Şöyle:
-İnsanlığın bu ortak mekanında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun. Tarihimize değerlerimize sahip çıkalım.
Nefes nefese bir arkadaş, salona geldi, “Çatışma çıkmış” dedi. Konuşmalara devam ettik. Beş dakika geçti, geçmedi. “Tahir Elçi vurulmuş” dedi bir başkası. Bir beş dakika sonra “Öldürüldüğü söyleniyor” dendi. Zaman çok hızlı işlemeye başladı. Fırat Anlı’nın hastane çıkışında Tahir Elçi’yi kaybettiğimizi açıkladığını söyledi bir başkası.
Bizim toplantımızın devamına imkan kalmadı, hepimiz feci şekilde etkilenmiştik. Eğitim çalışmasını sağlıklı bir şekilde sürdürmenin imkanı yoktu. Sonraki çalışmaları ve pazar günü yapacağımız toplantıları erteledik.
2004 yılında Türkiye ziyaretinde bulunan, bizimle de görüşen, ocak 2005 tarihinde de raporları yayımlanan Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi Hina Jilani, Türkiye’deki insan hakları savunucularının  durumuna, maruz kaldıkları tehdit ve tehlikelere 10 yıl önce dikkat çekmekteydi (ihop.org.tr).
Bilinsin. Çok güçlü bir hak savunucusunu kaybettik.
– Çok çok teşekkürler Tahir kardeşim…
Her şey için…

Yayınlanma tarihi

03/12/2015

Kategori Listesi