Berkin Elvan Davası

Berkin Elvan Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında 16 Haziran 2013’te İstanbul Okmeydanı’nda polis saldırısı sonucu gaz fişeğiyle yaralandı. Hastaneye kaldırıldığında kalbi durmuştu. Ameliyata alındı, beyin kanaması geçirdi. Berkin Elvan, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 269 gün kaldı. 11 Mart 2014 tarihinde hayatını kaybettiğinde 45 kilodan 16 kiloya düşmüştü.

Elvan ailesi avukatları “14 yaşında bir çocuğun kafatasında çökme ve beyin kanaması geçirmesine sebep olacak fiilin, kamu düzeninin tesisi ile açıklanamayacağını, yasal sınırlarda kalındığının iddia edilemeyeceğini, kolluk görevlilerinin hedef gözeterek Berkin’i öldürmeye teşebbüs ettiklerini” belirterek polislerle ilgili olarak “kasten adam öldürme” suçlamasıyla İstanbul Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Avukatlar olay yerinde görev yapan kolluk görevlileri ve amirlerinin belirlenerek isim listesinin dosyaya getirilmesi, olay yerinde bulunan MOBESE kameraları ve iş yeri kameralarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi talebinde de bulundu. 25 Haziran 2013’te yapılan suç duyurusunu işleme koyan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan suçlamayı Türk Ceza Kanunu’nun 256/1. maddesi uyarınca zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması” olarak değiştirerek kabul etti.  Açılan soruşturma, Gezi parkı olaylarında kolluk kuvvetleri hakkında yapılan tüm şikayetlerin de içinde olduğu bir “torba dosyaya” konuldu. Avukatların itirazları sonucu savcılık dosyanın ayrılmasına karar verdi.

Soruşturma savcısı tarafından talep edilen olay yeri kamera kayıtlarına ilişkin Güvenlik Büro Amirliği’nden verilen yanıtta, ‘söz konusu görüntülerin şube kayıtlarında olmadığı’ ifade edildi. Savcılık ayrıca İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nden olay günü görevli polislerin kim olduğunun tespiti için iki kez talepte bulundu. Emniyet’ten gelen 16 Aralık 2013 tarihli cevaba göre, o gün 791 polis görevliydi. Bunlardan 152’si olay yerindeydi. Savcılık 11 Mart 2014’te isimlerin tespiti için tekrar talepte bulundu. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün 24 Mart’ta gelen ikinci cevabıyla, savcılığa toplam 1065 polisin ismi ulaştı.

Soruşturma kapsamında emniyetten istenen ve “Arşivimizde bulunmamaktadır” denilen kamera görüntüleri ise olaydan aylar sonra ortaya çıktı. 20 Mart 2014’te bir tanığın, “TOMA’nın yanından gaz attılar” diye ifade vermesi üzerine Elvan ailesinin avukatları bölgedeki TOMA’ların kamera görüntülerinin alınmasını istedi. Emniyet’ten 7 Nisan 2014’te gönderilen yanıtta, bölgede görev yapan sadece 63537 numaralı TOMA’da kamera sistemi ve görüntüsünün bulunduğu belirtildi. Görüntüler, inceleme için savcılık tarafından bilirkişilere gönderildi.

Yürütülen soruşturmada bilirkişi raporu 21 Nisan 2014’te tamamlandı. Ancak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Trafik Müdürlüğü’nün raporlarında olay anıyla ilgili hiçbir bilgi yer almadı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın aynı gün savcılığa gönderdiği raporda ise Berkin’in ölüm nedeninin tespit edilemediği, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun değerlendirmesinin gerektiği belirtildi.

Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından 9 Kasım 2014 tarihinde hazırlanan rapor, İstanbul Adalet Sarayı Memur Suçları Bürosu tarafından sürdürülen soruşturma dosyasına girdi. Raporda Berkin Elvan’ın sert bir cismin başına isabet etmesi ile aldığı yara sonucu öldüğü belirtilerek, ölümüyle ilgili üç ihtimal üzerinde duruldu. Yaranın, başına sert bir cisim isabet etmesiyle, yere düşerek başını sert bir cisme çarpmasıyla ya da bir kişinin sert bir cisimle başına vurmasıyla oluşabileceği belirtildi. Raporda kafaya isabet eden ZET veya plastik merminin ateş edildiği mesafenin tespit edilemediği, “Hedef gözetilerek ateş edilip edilmediği hususu da tıbben belirlenemediği” ve bu durumun adli soruşturmayla aydınlatılmasının uygun olduğu belirtildi.

Altı savcı değiştirerek devam eden Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturma 20 Aralık 2016’da tamamlandı. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen 11 sayfalık iddianamede polis memuru Fatih Dalgalı “şüpheli” olarak yer aldı. Dalgalı’nın “olası kastla adam öldürmek” suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edilirken hakkında soruşturma yürütülen 42 şüpheli polis hakkında ise takipsizlik kararı verildi.

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada sanık Fatih Dalgalı duruşmalara SEGBİS sistemi ile katılıyor. Dalgalı mahkemede verdiği ifadelerde gaz kapsülünü atan silahı (ZET) sadece kendisinin kullanmadığını belirterek görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını iddia etti. 16.11.2017′deki duruşmada dava dosyasına, olaya ilişkin görüntüler üzerinde iyileştirme yapıldığı belirtilen TÜBİTAK raporu ulaştı. Elvan ailesinin avukatları raporda iyileştirme yapılmadığını, görüntülerin tamamen bozulduğunu ve delillerin karartıldığını belirtti.

10.05.2018‘deki duruşmada olay anındaki ve sonrasındaki görüntülerin incelenmesi için İstanbul Jandarma Kriminal’e gönderilen görüntülere ilişkin dosyaya sunulan raporda görüntülerdeki kişinin yüzde 70’in üzerinde sanık polis Fatih Dalgalı olduğu tespit edildi. Ancak Elvan ailesinin avukatlarının sanık polis Fatih Dalgalı’nın tutuklanmasına dair talepleri reddedildi. Mahkeme heyeti iddia makamının talebi sonrası Jandarma Kriminal Bürosu’ndan alınan rapor doğrultusunda aynı hususla ilgili Adli Tıp Kurumu’ndan da rapor alınmasına karar verdi. 19.09.2018‘deki duruşmada ATK’dan gelen yanıtta belirtilen hususların görev kapsamı dışında olduğu belirtildi. Mahkeme heyeti bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. 28 Kasım 2018 tarihli duruşmada da tanık polislerin dinlenmesine devam edildi, tanık polislere SEGBİS üzerinden olay yeri görüntüleri izletildi. İfade veren polisler katil zanlısı polisi tanımadığını, olayı hatırlamadıklarını belirtti. Katılan avukatları, SEGBİS sistemini eleştirerek yüzleştirme yapılarak yargılama yapılması gerektiğini belirtti. 23 Ocak 2019 tarihli duruşmada beklenen bilirkişi raporunun dosyaya ulaştığı belirtildi. Bilirkişi raporunda, Berkin Elvan’ın yaralandığı atışı sanık polisin yaptığının tespit edildiği belirtildi.  Ancak sanık polisin tutuklanması yönündeki talepler yine reddedildi. 27 Şubat 2019 tarihli duruşmada verilen karar uyarınca 10 Nisan 2019 günü bilirkişi eşliğinde olay yerinde keşif yapıldı. 8 Mayıs 2019’da yapılan duruşmada yapılan keşfe ilişkin dosyanın bilirkişiye sunulduğu, bilirkişi tarafından rapor düzenlemek üzere ek süre talep edildiği belirtildi. Dinlenmesi için çağrılan tanıklar duruşmaya gelmediğinden bilirkişiye rapor düzenlemesi için süre verilerek duruşma ertelendi. 19 Haziran 2019 günü yapılan duruşmada, sanığın ZET (gaz tüfeği) tüfeği kullanması nedeniyle talimatlara aykırı hareket edip etmediği, kusuru olup olmadığı yönünde yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Ayrıca, sanığın önümüzdeki celse teşhis işlemleri de yaptırılacağından hazır edilmesi için görev yaptığı yer mahkemesine talimat yazılmasına karar verildi.

25 Eylül 2019 tarihli duruşmada, bir önceki celse alınan ara kararlara yanıt verilmediği için duruşmada herhangi bir gelişme olmadı. Yine bir önceki celse sanık polisin kusurlu olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmasına karar verilmişti. Bilirkişi raporunun ivedilikle tamamlanması konusunda müzakere yazılmasına karar verildi.

13 Kasım 2019 tarihli duruşmada, sanık olduğu iddia edilen görüntülerdeki kişinin eylemi sırasında ZET tüfeği kullanımı sebebiyle yönetmeliklere, talimatlara aykırı hareket edip etmediği hususunda İzmir Foça Jandarma Okulu Komutanlığında görevli gaz tüfeği eğitmenleri tarafından hazırlanan raporun sonucu mahkemeye sunuldu. Raporda, polisin biber gazı silahı kullanmada eğitimli olduğu ve “kanuni sınırların bilincinde hareket ettiği”, uygulamadan doğacak hukuki boyutları yorumlayacak seviyede personel olduğunun anlaşıldığı, nişan alıp almadığının tespit edilemediği ve bu konudaki gerçeği “ancak polisin kendisinin bileceği” sonucuna varıldı. Mahkeme heyetinin talep ettiği hususlarda rapor içeriği gelmediği için bilirkişi raporu ve dosya ATK’ye gönderildi. Mahkeme Başkanı, en son gelecek Adli Tıp Kurumu raporundan sonra taraflara esasa ilişkin süre vereceklerini, sonrasında savcıdan mütalaa alıp, karar aşamasına geleceklerini ifade etti. Elvan ailesi vekillerinden Av. Can Atalay, raporun sanığın nişan aldığını söylemekten imtina ettiğini ifade etti.

5 Şubat 2020 tarihli duruşmadan bir önceki celse mahkeme heyeti sanık Fatih Dalgalı’nın kusurunun tespit edilebilmesi için jandarmadan bilirkişi raporu istemişti. Jandarma 24 Ocak 2020’de mahkemeye dört sayfalık bir rapor gönderdi. Bu rapora göre polisin müdahalesi “yasal mevzuata uygundu”. Buna göre Berkin Elvan’ın “yasadışı eylemlerde bulunan gösterici grubun olduğu alanda bulunarak kendi güvenliği ile ilgili gerekli özeni göstermediği için” tali kusurlu olduğu öne sürüldü. Gaz fişeğinin namlu çıkış hızının 75 m/sn olduğu ve bundan kaynaklı çocuğun vurulmasının “istem dışı ve anlık” olduğu yorumu ileri sürüldü. Önceki bilirkişi raporunun değerlendirmesi için gönderildiği Adli Tıp Kurumu ise “görev kapsamımızda değil” diyerek dosyayı mahkemeye iade etti.

23 Eylül 2020 tarihli son duruşmada, mahkeme heyeti dosyayı esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderdi.

Bir sonraki duruşma 09 Aralık 2020 günü, saat 09:30’da görülecek.

Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz davanın seyrini anlatan zaman çizelgesinetakip ettiğimiz duruşmaların izleme raporlarına ve basında çıkan ilgili haberlere de göz atabilirsiniz.

İlk Duruşma Tarihi

06.04.2017

Dava Mahkemesi

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi

Dava İddianamesi

Dosyayı indirin

Sanıklar

Polis memuru Fatih Dalgalı

Maktuller

Berkin Elvan